Geçmişten Geleceğe SAMSUN
Bu Sitede Ara

Hakkımda

İlimiz Samsun ile alakalı her şey; tarih, kültür, edebiyat, siyaset, magazin...




Samsun
Kent Kültürü Dergisi
Arşivi



wowturkey.com
Samsun Fotoğraf Arşivi
Ziyaret Ediniz



Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv


Kategoriler


LİNK

samsun01
samsun02
samsun03
samsun04
samsun05
samsun07
samsun09
Kent Kültürü



Yakakent ve Alaçam Memleket Mektupları

Bakan Olacak Çocuk


/Cemal A. Kalyoncu

“Hikmet Sami, hali vakti yerinde bir tütün tüccarının oğludur. İlkokulun ilk üç sınıfını Karadeniz’deki Çifaroksa’da okumuştur. Müteakiben ailesi Samsun’un kazası Bafra’ya yerleşmiştir.

 

Müsabakamızın birincisi ilk tahsilini Bafra’nın İsmet Paşa İlkokulu’nda tamamlamıştır. Bafra Ortaokulunu bitirdikten sonra da babası Süleyman Türk onu İstanbul’a, Kabataş Erkek Lisesi’ne göndermiştir. Halen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin öğrencisidir.

 

Hikmet Sami ideal bir öğrencidir. Bütün tahsil hayatı boyunca devamlı şekilde iftihar listelerini işgal etmiş ve her defasında da hiçbir aksama olmadan sınıfını birincilikle geçirmiştir. Liseden Edebiyat Kolları birincisi olarak ayrılmıştır. Kabataş Erkek Lisesi Mezunları ve Mensupları Hikmet Sami’ye altın bir Omega saatini armağan olarak vermiştir. Şimdi de Hukuk Fakültesi’ni, sene kaybetmeden pekiyi derece ile —ki pek az kula nasip olmuştur— bitirmek azmindedir ve yapacaktır.

 

Hikmet Sami ilkokulda beşinci sınıfta iken İnönü isimli duvar gazetesini tek başına hazırlamıştır. Ortaokulda iki sene Haysiyet Divanı başkanlığı yapmıştır.

 

Türk, lisede iken Behçet Necatigil’in himayesinde Dönüm isimli fikir ve sanat gazetesini çıkarmıştır (okuldan arkadaşları Hasan Pulur, Hilmi Yavuz, Demir Özlü ve Rona Abyars ile birlikte). Arkadaşları onu temiz, çalışkan, dürüst, mert, cömert ve efendi bir insan olarak tanırlar. Zikri geçen meziyetleri itimat telkin eden ve her azası ile gülen tatlı yüzlü, ona geniş bir muhit sağlamıştır. Tevazuu, nezaketi ve medeni cesareti, her tuttuğunu koparmasında Hikmet Sami’ye büyük yardımcı olmuştur.

 

(...) Hikmet Sami, Hukuk Fakültesi’ni, umumi kültürünü artırmak için bir vasıta kabul etmiştir. Hakimlik veya avukatlık yapmağa hiç de arzusu yoktur. Bütün ideali, İngiltere’de Anglo—Sakson Parlemantarizmini incelemektir. Hikmet Sami, kısacası kitaplar arasında çürütülen dirseklerin, bol bol ve bıkmak usanmak nedir bilmeyen çalışmanın ve mağlup edilemez bir azmin mahsulüdür.

 

Şimdiki planlarına göre, tahsilini tamamladıktan sonra Bafra’ya dönecek, babası ile birlikte tütün tüccarlığı yapacaktır. Ama böyle pasif bir mesleğin Hikmet Sami’yi tatmin edeceği umulmaz. Memlekete hizmet ateşi, ergeç onu daha faal hayata atacaktır.”

 

Yazı, İnönü’nün damadı Metin Toker’in çıkardığı Akis dergisinin 17 Mayıs 1958 tarihli sayısına kapak olan Hikmet Sami Türk’ü anlatan yazıdan alınmıştır. Akis’e kapak olduğunda henüz 23 yaşında olan ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıfında öğrenim gören o Hikmet Sami, yoluna devam ederek önce profesör ardından da DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit’in çağrısı ile 1995’te politikaya girip, 55. Hükümette Devlet, 56. Hükümette Milli Savunma Bakanlığı yapan, halihazırdaki 57. Hükümette de Adalet Bakanı olan Prof. Hikmet Sami Türk’ten başkası değildir. Hikmet Sami, Akis’in 1958’de açtığı ‘Demokratik Rejim İçinde Yaşamak İsteyen Milletler Ne Yapmalıdır?’ konulu yazı yarışmasında Doğan Avcıoğlu, Prof. Afet İnan, Prof. Fethi Çelikbaş, İlhami Soysal, Muammer Aksoy gibi isimlerden oluşan jürinin değerlendirmesi sonucu yazısının birinci seçilmesi vesilesi ile kapak olmuştur dergiye. Hikmet Sami yazının sonunda belirtildiği gibi tahsilini tamamladıktan sonra Bafra’ya dönüp tütün tüccarlığı yapacak biri değildir, olmaz da... Onun hedefleri başkadır.

 

Maraş’tan Trabzon’a

Hikmet Sami, dedeleri, Trabzon’un Osmanlı hakimiyetine geçmesinden sonra bir fetih politikası gereği Maraş bölgesinden getirilerek bölgeye yerleştirilen bir aileye mensuptur. Hacıahmetoğulları, Hacımustafaoğulları ve Hacıkeleşoğulları diye anılan üç kardeşin Hacıahmetoğulları kolundan gelen Türk’ün dedesi Abdullah Bey, aslen Bayburtlu olan bir ailenin kızı Mahi Hanım’la evlenir. Abdullah Bey’in, Enver Paşa’nın komutasında Sarıkamış’ta şehit olan askerlerin arasında yer aldığı sanılmaktadır. Hikmet Sami Türk’ün babası Süleyman Bey ise, amcası Hüseyin tarafından büyütülür. İlkokul mezunu olan Süleyman Bey, kendi kendisini yetiştirir. Karadeniz bölgesinde ekonomi sınırlı birkaç tarımsal ürüne dayalı olduğundan geçimini sağlamak için batıya doğru ilerler, Bafra’ya yerleşir. Süleyman Bey, muhasebe öğrenir, çalışmaya başlar, 1929 ekonomik krizi onun çalıştığı şirketi de etkileyince başka işler dener. Sonunda 1950’lere kadar 12 yıl boyunca Bafra’nın Sesi gazetesini çıkarır: “O gazete benim yetişmemde de çok önemli bir rol oynadı.” Aslen tütün taciri olan Süleyman Bey, Samsun’un ilçesi Bafra’da lisenin, hastanenin kurulması gibi hizmetlerde bulunur. Bafra Halkevi Başkanlığı yapar: “Sanıyorum, İsmet İnönü, Bafra’ya geldiğinde Halkevi çalışmalarını beğeniyor ve 1946 seçimlerinde Bafra’dan Halkevi Başkanının aday konulması talimatını veriyor. Ama babam o tarihte başkanlıktan ayrılmıştı.” Süleyman Türk, daha sonra 1950 seçimlerinden evvel de CHP’den ayrılıp DP’ye geçer. Bu sefer de DP’den aday olması teklifi gelir ona: “Babam milletvekilliği için DP’ye geçti dedirtmemek için onu da kabul etmedi.” Samsun İl Genel Meclisinde Bafra’yı temsil eden Süleyman Türk, 1954 seçimlerinde DP’den aday olur fakat bu sefer de delege oyları bölünmüştür. Ancak DP Genel Merkezi tarafından yine de aday gösterilmek istenir: “Babam yerel düzeyde kaybettiği adaylığı genel merkez eliyle kazanmayı düşünmedi. Ve siyasete girmedi.”

 

Süleyman Türk, henüz 15 yaşında iken yine aynı ailenin Hacımustafaoğulları kolundan Sabit—Gülsüm çiftinin kızı Ayşe Sultan Hanım’la evlenir. Birinci Dünya Savaşı’nda anne ve babasını kaybeden Ayşe Sultan Hanım’ın Süleyman Bey’le, biri doğduktan çok kısa süre sonra vefat eden üç çocuğu olur. Ailenin ikinci çocuğu Hikmet Sami ise 1935’te Trabzon’da dünyaya gelir: “Of’un Uğurlu Köyü, Rumca adıyla Çifaroksa’da doğdum. O tarihlerde şehir merkezine gaz, tuz ve hamsi almak için inilirdi. Ayakkabı çok lüks bir şeydi. Ben çarık giydim çocukluğumda. Kurban bayramında, —ancak o da hisseli olabilirdi— kurbanlar kesilir, bir yıl boyunca o etler kullanılır, derisi de çarık yapılırdı. Benim çocukluğumun yıllarında İkinci Dünya Savaşı’nın sıkıntılarını hatırlıyorum. Ninem ve annem çok ölçülü hareket eden insanlardı. Bazı komşularımıza gıda maddesi yardımı yaptığımızı hâlâ hatırlarım.”

 

Hikmet Sami, yukarıda da anlatıldığı gibi ilkokulun ilk üç sınıfını Uğurlu’da okur: “Ben Bafra’da bulunan babamın yanına 1945’te gittim. Bütün aile ancak 1947 yılında bir araya toplanabildik.” İlkokulun kalan sınıflarını da Bafra İnönü İlkokulu’nda tamamlayan küçük Sami, okumaya daha o yıllardan merak salmıştır:

 

“Okula gitmeden okuma yazmayı biliyordum. Bizim orada mesela fındık imece şeklinde toplanırdı. Burada komşular bir araya gelirdi. Ben onlara Hz. Ali’nin cenkleri, Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı gibi halk hikayeleri okurdum. Bir taraftan ağlayıp bir taraftan çalışırdı köylüler.” İlkokuldan başlayıp eğitiminin sonuna kadar çok parlak bir öğrenci olan Hikmet Sami Türk, hep iftihar listelerinde yer alır. İstanbul’a geliş nedeni de yine okumaktır. 1954’te Kabataş Erkek Lisesi’nden birincilikle mezun olur: “Lisenin ikinci sınıfına kadar ben uçak mühendisliği veya uzay fiziği yapmak istiyordum.” Özellikle astronomi merakı onda çok küçük yaşlarında başlamıştır. Babasının Bafra’nın Sesi adlı bir gazetesi olmasına rağmen, torpille yazdı dedirtmemek için araştırmalarını başka gazetelerde yayınlatır. Yeşil Giresun adlı bir gazetede astoronomi ile ilgili 28 bölümlük bir yazıdizisi tefrika edilir. Bu tarihte, insanoğlunun aya gitmesine daha 19 yıl vardır: “Ben küçük yaştan beri çeşitli konulara ilgi duyan bir insanım. Astronomiye ilgimi belki en ön sıraya koymak lazım. Tarih de var. Matematikte de ben çok iyiydim. Hatta kendimce geliştirilmiş bazı teoremlerim vardır. Bu konulara ilgimi halen de korurum.”

(…)

http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=14026


Tarih: 22:44, 29/12/2006 Kategori: Bafra
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Uydudan Bafra



Tarih: 17:04, 12/12/2006 Kategori: Bafra
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Kızılırmak Deltası Erozyonları Analizi


Türkiye Kuvaterner Sempozyumu 

Kızılırmak Deltasında Meydana Gelen Erozyonun Coğrafi Analizi

Cevdet Yılmaz 19 Mayıs Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü


Özet

Bu araştırmanın amacı Kızılırmak deltası kıyılarındaki erozyonal süreçlerle bağlantılı olarak meydana gelen ekolojik değişmelerin coğrafi bir bakışla çok yönlü incelenmesidir. Kızılırmak deltası, Türkiye’nin en geniş üçüncü büyük kıyı ovasıdır. Tarihî dönemde, bir taraftan deniz seviyesinin 3-4 m çekilmesi, diğer taraftan da akarsuyun getirdiği yüklü alüvyonlarla hızlı bir büyüme göstermiştir. Ancak, delta sahasının hemen güneyinde 1980’li yıllarda enerji, taşkın kontrolü ve sulama amacıyla inşa edilen Altınkaya ve Derbent barajları Kızılırmak’ın getirdiği alüvyonları tutmaya başlamış, bu nedenle deltanın büyümesi durmuş, hattâ kıyı akıntısı ve dalga erozyonuyla küçülme sürecine girmiştir. Bu kez,. DSİ küçülmeyi önlemek için kıyıda tahkimat yapmaya başlamıştır. Deltanın artık büyümek yerine küçülme sürecine girmesi, birçok sorunu da beraberinde getirmiştir.

 

Kıyı kordonları zayıflamış ve kıyıya kadar ulaşan tarım alanları zarar görmeye başlamıştır. Başta Balık gölleri olmak üzere, ırmak yatağı tuzlu deniz suyunun işgaline uğramış; bu süreç akvatik ortamın niteliklerini belirgin şekilde değiştirmiştir. Öte yandan, ovanın doğal millenme yoluyla beslenmesi durmuş, akarsu tarafından getirilen alüvyonlar baraj göllerinde birikmeye başlamıştır. Sonuç olarak, önce barajlar yapılarak deltanın büyümesi durdurulmuş, şimdi de kıyıda tahkimat yapılarak küçülmesi önlenmeye çalışılmaktadır.

 

Giriş

Merkezinde bulunan Bafra şehrinden dolayı Bafra Ovası olarak da isimlendirilen Kızılırmak Deltası Türkiye’nin en geniş üçüncü büyük kıyı ovası olup, Karadeniz Bölgesi’nde Samsun ili sınırları içinde yer almaktadır (Şekil 1). Şekil 1. Araştırma sahasının lokasyon haritası ve uydu görüntüsü. Kızılırmak Deltası, tarih öncesi çağlardan günümüze Kızılırmak nehrinin getirdiği alüvyonlarla hızlı bir büyüme göstermiştir. İlgili araştırmacılar tarafından üç ana bölümde incelenen ve güneyden kuzeye doğru Aşınım Yüzeyi, Eski Delta ve Yeni Delta olarak isimlendirilen (Akkan, 1970) Bafra Ovası’nın toplam yüzölçümü 564 km2’dir (Yılmaz, 2002).

 

Bunlardan Yeni Delta olarak adlandırılan ve araştırma sahamızın esas konusunu teşkil eden kuzey kesim bazı araştırıcılara göre son buzul devresinden bu yana geçen 6-7 bin yıllık süre içinde gelişme göstermiş (İnandık, 1957), bu gelişme ve büyüme 1980’li yılların sonlarına kadar devam etmiştir. Kızılırmak üzerine inşa edilen Altınkaya ve Derbent barajlarının ırmağın taşıdığı alüvyal malzeme akışını kesmeleri ile 1990’lı yılların başlarından itibaren deltanın büyümesi durmuştur. Bu gelişme iki önemli sonuç yaratmıştır. Bunlardan birincisi delta ovasının kuzey sahillerinde kıyı akıntısı ve dalga erozyonuna bağlı olarak gerileme başlaması ve DSİ’nin bu gerilemenin getireceği zararları önlemek için tedbir almak zorunda kalması, diğeri ise daha önce delta ovasının oluşmasını sağlayan alüvyal malzemenin Altınkaya baraj gölünde birikmesi ile kıyıdan km’lerce içeride akarsu boylarında meydana gelen ve üzerinde çeltik tarımı yapılabilecek kadar geniş alüvyal birikinti düzlüklerinin ortaya çıkmış olmasıdır.

 

Bu araştırmada deltanın oluşum ve gelişim süreci, deltada son 15 yılda meydana gelen değişimler ve bunlarla ilgili olarak çeşitli kuruluşların aldıkları tedbirler sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmiş, konu coğrafi bir bakış açısı ile analiz edilmeye çalışılmıştır.

 

Deltanın Oluşumu ve Gelişimi

Delta ovaları, ırmakların ağız kısımlarında, akarsuların getirdikleri alüvyonların birikmesi ile oluşmuş kıyı ovalarıdır. Kızılırmak Deltası da bin yıllar boyunca Kızılırmak’ın taşıdığı çökeltilerin nehrin Karadeniz’e karışma noktasında çökelmesi ile oluşmuştur. Bunda bazı yan derelerin küçük çaptaki katkıları olsa da, esas olarak ovayı meydana getiren baş aktör Kızılırmak’tır. Kızılırmak, İç Anadolu’da Sivas-Kızıldağ’dan kaynağını almakta, yaklaşık 1.355 km yol kat ederek Samsun’un Bafra ilçesinde Karadeniz’e dökülmektedir. 78.646 km2drenaj alanına sahip olan Kızılırmak ortalama 185 m3/sn akım değerine sahiptir ve Karadeniz’e yılda ortalama 831 milyon m3su taşımaktadır.

 

1962-1973 yılları arasında Bafra Çetinkaya köprüsünden alınan 300’den fazla rüsübat örneğinden elde edilen sonuçlara göre, Kızılırmak’ın ortalama olarak % 26 kum, % 74 kil ve silt taşıdığı, deltanın kuzeyinde bulunan ince kum, kum, silt ve siltli kum ardalanmalarından oluşan tipik delta ve deniz kıyısı çökellerinin Kuaternere ait olduğu ve burada zeminden alınan örneklerin % 20-72 silt ve % 28-80 kum ihtiva ettiği tespit edilmiştir (DSİ, 1986).

 

Kızılırmak Deltası Kuaterner esnasında bir takım safhalar halinde gelişmiştir. Oluşumunda östatik hareketlerin önemli rolü yanında, denizin alçaldığı glasiyal safhalarda yarılmalar ve interglasiyal safhalarda ise alüvyal birikimlere sahne olmuştur. Ova bugünkü şeklini Flandriyen transgresyonundan sonra almış, en önemli gelişim ise Holosen’de, yani son 10 000 yıl içersinde meydana gelmiştir (Ardos1996,).

 

Akkan (1970), yaklaşık 35 yıl önce yayınladığı araştırmasında; Kızılırmak’ın milyonlarca ton toprağı her yıl Karadeniz’e ulaştırdığını, buna bağlı olarak deltanın hızla büyümekte olduğunu belirtmiş, saatte 0,5 deniz mili hızla doğuya doğru hareket eden Karadeniz kıyı akıntısının, Kızılırmak’ın getirdiği alüvyonları sürüklemesi sonucu, deltanın doğu kıyılarında yer alan lagün göllerinin giderek kara haline geldiklerinden bahsetmiştir.

 

Deltanın oluşum ve büyüme süreci 1987’de Altınkaya Barajı’nın su tutmaya başlamasına kadar devam etmiş ve bu tarihten itibaren büyüme durmuş, gerileme başlamıştır.

 

Barajların İnşaası ve Deltada Büyümenin Durması

Kızılırmak üzerinde kaynağından mansabına doğru bitmiş veya inşa halinde 12 önemli baraj vardır. Bunlar sırasıyla; İmranlı, Yamula, Bayramhacılı, Hirfanlı, Kesikköprü, Kapulukaya, Buğra, Obruk, Dutludere, Boyabat, Altınkaya ve Derbent’dir. Adı geçen bu barajların peyderpey devreye girmesi ile Karadeniz’e ulaşan malzeme miktarı % 98 azalmıştır. Bunlar içinde en önemli rolü 1987’de inşaatı tamamlanarak su tutmaya başlayan Altınkaya Barajı oynamıştır.

 

DSİ tarafından yapılan bir araştırmada, Kızılırmak’ın 50 yılda Altınkaya Barajı gölüne getireceği yıllık rüsübat miktarının (taban süprüntüsü olarak askıdaki rüsübatın % 20’si de dahil) 38.6 milyon m3olacağı hesaplanmıştır (Asan ve diğ., 2002). 15 yıl öncesine kadar Kızılırmak Deltası’nın büyümesini sağlayan bu alüvyonlar, günümüzde Durağan civarında Kızılırmak’ın Altınkaya baraj gölüne karıştığı yerde birikerek geniş düzlükler oluşturmaktadır.

 

Altınkaya’nın ardından 1991’de Derbent Barajı’nın da tamamlanarak su tutmaya başlaması ile, Karadeniz’e ulaşan alüvyon miktarı giderek azalmış ve deltanın büyümesi durmuştur. Bu barajlar yapılmadan önce (1960 yılına kadar) Karadeniz’e çökelti akışı 23.1 milyon ton/yıl’dır. Hirfanlı’nın yapılması ile bu miktar önce 18 milyon ton/yıl’a, daha sonra Altınkaya (1987) ve Derbent barajlarının (1991) su tutmaya ve ardından faaliyete geçmeleri ile çökelti akım miktarı 0,46 milyon ton/yıl’a düşmüştür. 1960 yılından itibaren barajların inşası ile Karadeniz’e ulaşan malzeme akışındaki azalma miktarı (Savran ve Otay, 2002’den).

 

Genel jeolojik yapı ince ve iri taneli kum ağırlıklı olduğu için, ırmağın getirdiği malzemenin bir kısmı da, Bafra şehir merkezi civarında Kızılırmak nehri kıyısında kurulmuş bulunan beton-inşaat şantiyeleri tarafından hammadde olarak kullanılmaktadır. Bu son durum ırmak yatağındaki dengeyi olumsuz yönde etkileyerek gelecekte deniz suyunun ırmak yatağına karışmasında etkili olabileceği varsayımını gündeme getirmiştir (Şekil 3a). 1986’da projesi yapılarak 1991’de inşaatına başlanan Boyabat Barajı’nın yapım çalışmaları devam etmektedir (Şekil 3b). Bu baraj bitiğinde ve su tutmayabaşladığında günümüzde 118.3 km2 alan kaplayan Altınkaya baraj gölünde birikmekte olan alüvyal malzemenin, Gökırmak üzerinden gelen kısmı hariç, tamamına yakını bu baraj gölünde birikmeye başlayacaktır. Böylece Altınkaya Barajı’nın ömrü uzarken, Boyabat baraj gölü dolmaya başlayacaktır.

 

Deltanın Gerilemesi

Büyük hacimdeki materyalleri denizlere taşıyan nehirlerin üzerlerine barajlar yapmak suretiyle akışlarının kesintiye uğratılması sonucu kıyının yavaş yavaş, fakat sürekli bir erozyona maruz kalması dünyanın birçok yerinde gözlemlenen bir husustur. 1987’de Altınkaya, ardından 1991’de Derbent barajlarının inşaatlarının tamamlanarak su tutmaya başlamaları ile Kızılırmak Deltası’nın sediment bütçesi bozulmuş, binlerce yıldır devam eden büyüme durmuş ve ırmağın ağız kısmından itibaren bir gerileme başlamıştır. Yukarıda da belirtilen bu husus araştırma sahasında da görülmüş, Kökpınar ve diğ..’nin (2000)yaptıkları bir çalışmaya göre 1990-2000 yılları arasındaki 10 yıllık dönemde Bafra Ovası güneye doğru 1 km gerilemiştir. DSİ’nin yaptığı çalışmalar ve yöre halkından elde ettiği bilgilere göre de tahmini gerileme 1 km kadar olup, yıllık gerilemenin 30 m’yi bulduğu zamanlar olmuştur (Güler ve diğ.. 2002).Babadan oğula görevi devralarak uzun yıllardan beri deltanın ağız kısmına yakın bir yerde bulunan Bafra Deniz Feneri’nde fenercilik yapan Özkan ailesinin (kendilerinin yaptıkları bir ölçüm sonucuna dayanarak) bize verdikleri bilgilere göre; 1975 yılında Deniz Feneri ile ırmağın ağız kısmı arasındaki mesafe yaklaşık 1 700 m iken, 2002 yılında bu rakam yaklaşık 1 100 m olarak ölçülmüştür.

 

Deltanın gerilemesi ve kıyı erozyonu sonucunda;

 

a) Bafra Ovası’nı drene eden kanalların sularını toplayarak denize deşarj etmek üzere planlanan ve1991-1992 yıllarında inşa edilen Kuşaklama Kanalı tehlikeye girmiştir. Bu kanal ilk inşa edildiğinde ağız kısmı ile deniz arasında yaklaşık 400 m mesafe varken, kıyı erozyonu nedeniyle bu mesafe aşınmış ve deniz suyu batı ucundan kanala girmeye başlamıştır. Böylece ovaya salınan sulama suyu, yağış suyu, yukarı havza suları ve deniz suyunun birbirine karışması sonucunda tarım alanlarının kuzey bandında taban suyu yükselmeleri ve tuzlanmalar başlamış, buna bağlı olarak çoraklaşma ve verimde düşmeler görülmüştür.

 

b) Rüzgâr erozyonunun etkisi daha fazla hissedilmiş, özellikle ırmağın batı kesimindeki kıyı kumullarının rüzgarlarla iç kesimlere doğru taşınması sonucunda kıyıya kadar ulaşan tarım alanları da zarar görmeye ve gerilemeye başlamıştır. Buradaki bazı beşerî tesisler de kıyı çizgisinin gerilemesi ile giderek sahile yaklaşmış ve kumul tehdidi altına girmiştir. Ayrıca deltanın doğu kıyısı boyunca yer alan lagün göllerinin önündeki kıyı okunun daralması ve gerilemesi ile bu göllerin denizle birleşmesi tehlikesi belirmiş ve sulak alanlar zarar görmeye başlamıştır. Deltanın kuzeydoğu sahillerinde, kıyı erozyonu sonucunda denizle birleşme tehlikesi beliren, lagün göllerinden birinin uydu görüntüsü ve uçaktan çekilmiş fotoğrafı.

 

Gerilemeyi Durdurmak İçin Yapılan Çalışmalar

Deltada kıyı erozyonu sonucunda gerilemenin başlaması ile ovanın sularını drene eden kanalların sularını toplayarak Karadeniz’e deşarj etmek üzere plânlanmış bulunan Kuşaklama Kanalı’nın ağız kısmı tahrip olmuş, burada içeriye deniz suyu girmeye başlamıştır. Ovada inşaatı devam eden sulama sistemi henüz faaliyete geçmeden Kuşaklama Kanalı’nın işlevini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalması ve deltanın gerilemesinden kaynaklanan diğer risklerin artması üzerine DSİ yeni bir çalışma başlatarak bu gerilemeyi durduracak önlemler alma yoluna gitmiştir. Bunun için kıyı boyunca mahmuzlar yapılarak gerilemenin önlenebileceği düşünülmüş ve hemen çalışmalara başlanmıştır.

 

1959-1985 yılları arasında kalan 27 yıllık uzun dönem Sinop Meteoroloji İstasyonu verilerinden yararlanılarak saatlik rüzgarların yönleri ve şiddetleri belirlenmiş, istatistikî dalga yüksekliği, dalga yönüve periyodu tespit edilmiştir. Delta kıyılarında rüzgarların sırasıyla en çok WNW, NW, ENE, NNW, NE, NNE, ve N yönlerinde estiği saptanmış, bunlar içinde kıyı erozyonu üzerinde en etkin olanların NW, NNW ve WNW yönlü rüzgarlar olduğu anlaşılmıştır (Kökpınar ve diğ.. 2000). Yine Sinop Meteoroloji İstasyonu verilerine göre dalga iklimi de araştırılmış, her yıl 4 m’yi aşan ve özellikle NW ve NE yönlü dalgaların erozyonda çok etkili oldukları saptanmıştır. Dalgalar nedeniyle batimetrik haritaların bile sürekli değiştiği, 3 m ölçülen derinliğin bir süre sonra 5-6 m olabildiği görülmüştür. Bu durum kıyı erozyonunda dalgaların etkisini gösterdiği gibi, mahmuz inşaatları sırasında büyük sıkıntı ve maliyet sapmalarının ortaya çıkmasına da neden olmuştur.

 

Elde edilen verilerden yola çıkılarak laboratuar ortamında fiziksel modelleme çalışmaları yapılmış ve Kızılırmak Deltası kuzey kesiminde inşa edilecek mahmuzların yeri, sayısı ve şekilleri tespit edilmiştir. Daha sonra ilk olarak, 1 Düz (I) ve 2 çatal (Y) mahmuz inşaatı plânlanmış, 1999’da bu yapıların inşaatlarına başlanarak 2000 yılı başlarında bitirilmiştir.

 

İnşaatlarda iki mahmuz arası mesafe bir mahmuz boyunun iki katı olarak belirlenmiş ve mahmuzlar dalga kırılma kotu olan –2,5 ve –3 m’lere kadar denize doğru uzatılmışlardır (Şekil 8a). Gözlemler sonucunda mahmuzların yapıldığı kesimde erozyonun durduğu ve ilk 9 aylık süre içinde denize doğru 50m kadar ilerleme gerçekleştiği tespit edilmiştir (Kökpınar 2000). Çalışmaların olumlu sonuçlanması ve başarılı olduklarının görülmesiyle daha doğuda devam eden kıyı erozyonunu önlemek için buralara da 4,5, 6, 7 ve 8 no.lu mahmuzlar yapılmıştır.

 

2001-2002’de de ırmak ağzının karşı kıyısına nehir-deniz birleşimini düzenleyen Batı Mahmuzu inşa edilmiştir. Bu mahmuzun inşası ile W ve NW yönlü rüzgarların ırmak ağzındaki etkisi azaltılmış, fakat bu sefer de NE yönlü rüzgarlar ırmak ağzına malzeme yığarak problem yaratmaya başlamışlardır. Kuraklık vb. faktörlerle Altınkaya ve Derbent barajlarından nehir yatağına salınan su azolduğu zamanlarda ırmaktan gelen su bu malzemeyi sürüklemede yetersiz kaldığı için buraya da 9 no.lumahmuz yapılmıştır (Şekil 10). Bu düzenleme ile ırmak ağzından balıkçı teknelerinin rahatlıkla ırmakiçine girmelerinin yolu da açılmıştır.

 

 Baraj Göllerinde Birikme

Yapılan hesaplamalara göre Altınkaya baraj gölünde biriken yıllık malzeme miktarı yaklaşık 18milyon ton civarındadır. Bu muazzam miktardaki rüsübat 1987’den günümüze son 18 yıldır Kızılırmak’ın Altınkaya baraj gölüne karıştığı Vezirköprü civarında, ırmağın baraj gölüne karışması ile birlikte akış hızı ve taşıma gücünün de zayıflamasına paralel olarak birikmektedir. Aynı zamanda Kızılırmak’ın Gökırmak kolunu aldığı ve Altınkaya baraj gölünün de en güney kesimini oluşturan bu sahada meydana gelen birikme geniş alüvyal düzlüklerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

 

Kısa bir zaman içinde, ırmak yatağının dolması sonucu ortaya çıkan bu geniş alüvyal düzlükler görenlerde hayret uyandırdığı gibi, Kızılırmak delta ovasının nasıl ve hangi hızda oluştuğu hakkında da bize önemli ipuçları vermektedir. Bir vadi oluğu ovası görünümünde olan alüvyal birikintiler, özellikle baraj gölünün kuraklık vb. nedenlerle seviyesinin düşük olduğu dönemlerde, yöre halkı tarafından çeltik ekim alanı olarak kullanılmaktadır.

 

İleriki yıllarda Boyabat Barajı’nın faaliyete geçmesi ile Altınkaya baraj gölü sadece Gökırmak’ın getirdiği alüvyonlara ev sahipliği yapacak, Kızılırmak’ın ana kolunun getirdiği malzeme ise Boyabat baraj gölünde birikecektir. Günümüzde Şekil 10’de görülen düzlüklerin bir benzeri gelecekte Kızılırmak’ın Boyabat baraj gölüne karıştığı kesimde ortaya çıkacaktır.

 

Sonuçlar

Kızılırmak Deltası Türkiye’nin en önemli ve en büyük kıyı ovalarından biridir. Bu saha aynı zamanda dünyanın en önemli sulak alanlarından birine de ev sahipliği yapmaktadır (Özeşmi 1999).Deltanın binlerce yıldır devam eden oluşum süreci 1987 yılında Altınkaya Barajı’nın inşası ve baraj gölünün su tutmaya başlaması ile sona ermiştir. Bu önemli beşerî müdahale nedeniyle delta sahasında ve gerideki akarsu yatağı üzerinde birbiri ile ilişkili bazı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Bunlar kısaca;

 

a) Deltanın kuzey kesimlerindeki gerileme belli bir alanda mahmuz inşaatları ile durdurulmuş olmakla birlikte, sediment bütçesinin bozulmasından kaynaklanan erozyonal süreç deltanın tüm kıyılarını tehdit etmektedir. Nitekim günümüzde mahmuzların inşa edildiği kesimden daha doğuda bulunan Yörükler Beldesi sahillerinde de yerli halk tarafından belirgin bir kıyı erozyonu olduğu, denizin karaya doğru 30 m kadar ilerlediği ifade edilmektedir.

 

b) Deltanın kuzeydoğusunda yer alan lagün göllerini denizden ayıran kıyı oklarının da gerilemeye başlaması sonucu dünya çapında öneme sahip Kızılırmak Deltası Sulak Alanı kısmen tehlike altına girmiştir.

 

c) Yeni Delta sahasının özellikle batı kısmında yer alan tarım alanları 2 m yükselti seviyesinin altında bulunduğu ve taban suyu seviyesi de yüksek olduğu için ancak çeltik tarımına imkân vermektedir. Deltanın gelişim ve büyüme süreci artık durduğu için bu sahalar riskli tarım alanları olarak kalacaklardır.

d) Deltanın batı kıyıları boyunca uzanan geniş plajlar vardır. Buralardaki kumlar rüzgârlarla tarım alanları üzerine taşınarak kıyıya yakın ziraat sahalarını tehdit etmektedir.

 

e) Bafra şehri civarında Kızılırmak üzerinde yer alan çok sayıda beton şantiyesi ırmak yatağındaki kum ve çakılı hammadde olarak kullanmaktadır. Kızılırmak’tan malzeme akışı kesildiği için, bu hammaddelerin tekrar yerine gelmesi mümkün olmadığından ırmağın denge profili değişmekte, ırmak yatağında derin çukurlar oluşarak ileride muhtemel bir deniz istilasına zemin hazırlanmaktadır.

 

f) Binlerce yıldır Kızılırmak Deltası’nı oluşturan alüvyal malzeme artık Altınkaya baraj gölünde birikmekte, burada yeni ovalar meydana getirmektedir. Boyabat Barajı’nın tamamlanması ve su tutmaya başlaması ile aynı süreç bu kez Boyabat baraj gölünde ortaya çıkacaktır. Kızılırmak nehri su toplama havzasında yapılacak küçük setler ve ağaçlandırma gibi faaliyetlerle baraj göllerine sediment akışı yavaşlatılmalıdır. Böylece erozyon kontrol altına alınarak havzadaki tarım alanlarının daha fazla zarar görmesi engellenebileceği gibi, baraj göllerinin kısa sürede dolmasının da önüne geçilmiş olacaktır.

Araştırma sahası ile ilgili olarak bütün bu ve benzeri gelişmeler dikkatle takip edilmeli, mevcut ve muhtemel riskler ortaya konularak, onlara çözüm getirebilecek yeni araştırma ve projeler desteklenmelidir. Ülkemizde veya dünyanın başka bölgelerinde benzer durumda olan yerler varsa onlarla da yakın işbirliği sağlanmalı, ortak problemler için ortak çalışmalar yapılmalı, uygulamadan doğan olumlu ve olumsuz sonuçlarla ilgili bilgiler paylaşılarak gelecekle ilgili projeksiyonlar sağlam temellere oturtulmalıdır.

 

Katkı Belirtme ve Teşekkür

Devlet Su İşleri Samsun VII. Bölge Müdürlüğü çalışanlarından İnşaat Yük. Müh. Tahsin ASAN ve Ziraat Y. Müh. Murat SARAÇ’a bazı fotoğraf ve dokümanter verilerin sağlanmasındaki katkılarından dolayı teşekkür ederim.

 

Kaynaklar

Akkan, E., 1970, Bafra Burnu-Delice Kavşağı Arasında Kızılırmak Vadisinin Jeomorfolojisi, A.Ü. DTCF Yay. No: 191, Ankara.

Ardos, M., 1996, Türkiye’de Kuaterner Jeomorfolojisi, Çantay Kitabevi Yay., İstanbul.

Asan, T.- Erden, Y. K.- Özoral, E., 2002, “Bafra Ovası Deltası Kızılırmak Nehri-Karadeniz Birleşimindeki Kıyı Erozyonunda Alınan Önlemler”, IV: Kıyı Mühendisliği Ulusal Semp., Bildiriler Kitabı, Cilt: I, Antalya, 189-199.

DSİ, 1986, Bafra Projesi Planlama Revizyon Raporu, DSİ 7. Bölge Md., Samsun.DSİ, 2004, Bafra Ovası Sulaması 1. Kısım İnşaatı,

DSİ Bafra Ovası Sulaması Proje Md., Samsun.

Hay, B. J., 1994, “Sediment and Water Discharge Rates of Turkish Black Sea Rivers Before and After Hydropower DamConstruction”, Environmental Geology, 23, 276-283.

İnandık, H.,1957, “Sinop-Terme Arasındaki Kıyıların Morfolojik Etüdü”, Türk Coğrafya Dergisi, Sayı: 15-16, İstanbul, (51-71).

Güler, I.-Drama, Y.-Kökpınar, M.A., 2002, “Kızılırmak Ağzı Kıyı Çizgisi Değişimi”, 4. Kıyı Mühendisliği Ulusal Semp.,Bildiriler Kitabı, Cilt:2, Antalya, 713-730.

Kökpınar, M. A. - Güler, I. - Drama, Y., 2000, “Bafra Ovası, Kızılırmak-Karadeniz Birleşi-mindeki Kıyı Erozyonununİncelenmesi”, III. Ulusal Kıyı Mühendisliği Ulusal Semp., Bildiriler Kitabı, Çanakkale, 507-524.

Özeşmi, U., 1999, Conservation Strategies for Sustainable Resource Use in the Kızılırmak Delta in Turkey, A Thesis Submitted to the Faculty of the Graduate School of the University of Minnesota, USA.

Savran S. - Otay, E. N., 2002, “Kızılırmak Deltası Kıyı Erozyonunun Sayısal Modellemesi”, IV. Kıyı Mühendisliği UlusalSemp., Bildiriler Kitabı, Cilt: 2, Antalya, 493-505.

Yalçınlar, İ., 1958, “Samsun Bölgesinin Neojen ve Kuaterner Kıyı Depoları”, İ.Ü. Coğ. Enst. Dergisi, Sayı: 9, İstanbul, (11-21).

Yılmaz, C., 2002, Bafra Ovası’nın Beşeri ve İktisadi Coğrafyası, Gündüz Eğitim Yay., Ankara.

http://www.eies.itu.edu.tr/TURQUA/pdf/turqua5/TurquaV_227-234_Yilmaz.pdf


Tarih: 23:34, 1/12/2006 Kategori: Bafra
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

No Comment / Önce Gidip Tatmak Lazım



Tarih: 21:54, 25/11/2006 Kategori: Bafra
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

BAFRA PİDE'nin TARİHÇESİ

Bu da bir diğer adresimiz Bafra Pide

Kızıltoprak -Kozyatağı - Esentepe

 

Bafra Pide

Bafra Pide 1981 yılında İstanbul Kızıltoprak'ta Coşkun ve İdris Kuru tarafından kuruldu. Coşkun Kuru 1950 İdris Kuru ise 1946 yılında Samsun'un Bafra ilçesinde doğdular. Coşkun Kuru 1960'lı yıllarda Bafralı büyük ustaların arasında mesleğin inceliklerini öğrenmişti. 1969 yılında İstanbul'a yerleştiler ve 1981 yılına kadar serbest olarak çalıştılar.Artık kurulu bir düzenleri olsun istiyorlardı. Karar aşamasında yakınlarının da desteğini alarak Kızıltoprak'ta kendilerine ait olan binada Bafra Pide Salonu'nun temellerini attılar. Amaçları yapısı ve şekli itibariyle diğer pidelerden farklı olan Bafra pidesini İstanbul'da da tanıtmaktı.

 

Restoran ilk açıldığında küçük bir yerdi. Kalitesinden ödün vermeyen Bafra Pide çok kısa bir süre içerisinde emeğinin karşılığını almaya başladı. Müşterilerinin yoğun talebi sonucu basının da ilgi odağı haline gelerek “Semt Semt Ağız Tadı” köşesinde meşhur olmanın ilk adımlarını attı ve kısa bir süre sonra oturum kapasitesi arttırıldı.

 

Restoranın ünü her geçen gün yayılıyordu. Özellikle Karadenizliler için geleneksel bir hal olan “Pazar Günü Pide Yeme Alışkanlığı” İstanbul Kızıltoprak'ta özelliğini devam ettirdi. Çevre illerden de pide severlerin akınına uğrayan ve birçok ünlüyü konuk eden Bafra Pide Salonu pidesinin eşsiz lezzetini zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a da tattırmıştır. Hiç şüphesiz başarılı olmalarının nedenleri ailecek çalışmaları, malzeme kalitesinin korunması ve ürünün meydana getirilme aşamasındaki faktörlerin titizlikle seçilmesiydi.

 

90'lı yıllarda da çıkış devam ediyor her geçen gün müşteri portföyü genişliyordu. Müşterilere daha iyi hizmet vermek amacıyla paket ve servis sistemlerinde değişiklikler yapıldı. 90'lı yılların sonuna doğru yeniden basının yoğun ilgisini görerek “Damak Tadı” , “Gizli Mekanları Keşfettik”, “Tadı Damağımızda Kalanlar”, “İstanbul'da Yiyecek ve İçecekte En İyi 100”, “En İyi Karadeniz Pidesi” vb... başlıklar altında gazete ve dergilerde yer aldı.

 

2000'li yıllara girdiğimiz bu günlerde restoran yönetimine yeni jenerasyonun “Kemal, Tolga, Koray Kuru” katılımıyla büyük bir atılım başladı. Dışarı servis hizmeti etkin hale getirildi. 2000 yılı Kasım ayında restoran yenilendi ve ikinci katı hizmete sokularak yetmiş kişilik kapasiteye ulaştırıldı. Yirmi yılı aşkın süredir hizmet vermekte olan Bafra Pide Salonu kalitesini sürekli yükselterek en iyiler arasındaki yerini daima koruyacaktır...

http://www.bafrapide.com/

 


Tarih: 21:45, 25/11/2006 Kategori: Bafra
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Bafra Kızılırmak Lisesi


 

Okulumuz 1905 yılında Rumlar tarafından "Rum Kız Lisesi" olarak açılmış, daha sonra 1924-1926 yılları arasında " Özel Feyzi Cumhuriyet Lisesi " olarak hizmet vermiş olan şimdiki Kızılırmak Anaokulu binasında 1926 yılında "Kızılırmak İlkokulu" olarak eğitim-öğretime başlamıştır.

 

1926-1995 yılları arasında eski binasında, 1995-1996 yılından itibaren de mevcut binasında eğitim öğretimine devam eden Kızılırmak İlkokulumuz çok sayıda onurlu ve başarılı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yetiştirmiştir.

 

1997-1998 eğitim-öğretim yılından itibaren "Sekiz Yıllık Zorunlu İlköğretim Uygulaması" Bafra Kızılırmak İlköğretim Okulu ismini almış, Türk Milli Eğitimine devam etmiştir.

 

Okulumuz 2000’li yıllarda "dünya milletleriyle medeniyet yarışında en iyi biçimde yerini almak için çalışacaktır."

http://www.kizilirmakilkogretim.com/

 

 

 


Tarih: 21:28, 25/11/2006 Kategori: Bafra
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Bafra Eriş Un A.Ş.


 

1974 yılında Ordu/Fatsa lı bir iş adamı olan Ali ERİŞ kendisi için yeni bir sektör olan un üretimi için Bafra'yı seçmesi ve ilk fabrikasını burada kurarak faaliyete geçirmesiyle öykümüz başladı. Bu ilk adımla, bugün sadece Bafra' da değil ülkemizin de en büyük un tesislerinden birinin temelleri atılmış oluyordu.

 

Bu ilk adımlardan bugüne kadar tam 30 yıl geçti. Bafra Eriş Un A.Ş. geçen her yılı en iyi şekilde değerlendirerek un üretimi, ticaret ve pazarlama, dış ticaret gibi sektörlerde yaptığı yatırımlarla yüksek teknolojiyle dünya standartlarında mal ve hizmet üretimi yapan ve bu özellikleriyle uluslar arası pazarlarda rekabet eden bir şirket haline geldi.

 

Şirketin önce Bafra'da daha sonra da Silivri İstanbul da kurulan 2. fabrikasıyla İst. ülkemizin ekonomisine, teknolojideki gelişmeleri 30 yıl öncesinin imkânsız gibi görülen yatırımını bugün gurur duyulacak bir noktaya getirmiştir.

 

Bafra Eriş Un A.Ş. kuruluşunu takip eden seneler içinde katlayarak büyüttüğü buğday üretme kapasitesini bugün Bafra fabrika için 90.000 ton/yıl İstanbul fabrika için 250.000 ton/yıl un üretmektedir. Ve hala şirketimizin ülkemiz ekonomisine yatırımları devam etmektedir…

 

Bafra Eriş Un Gıda San. Ve Tic. A.Ş. Ürün ve hizmet kalitesini geliştirerek, pazar payını ve rekabet gücünü arttırmayı, satış öncesi ve satış sonrası hizmetleri sunarak müşteri memnuniyetini kazanmayı hedeflemiştir. Bu yüzden sofralarınızdaki doyumsuz lezzetin kaynağı Bafra Eriş Un'ların göz kamaştırıcı beyazlığı insan sağlığına verdiğimiz değerin, mükemmelliği hedefleyen kalite anlayışımızın rengidir…

http://www.bafraerisun.com/firma_profili.asp

 


Tarih: 20:07, 25/11/2006 Kategori: Bafra
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Bafra Pontos Hellenic Okulu


Bafra, Pontos. The Hellenic school.


Sayın Bafra'lılar! Bakın Adamlar Okullarını isteyebilirler. Ne yaptınız bu okulu. Nerede şimdi. Biz iyi komşuluk ilişkileri kuralım, eskileri karıştırmayalım diyerek okul kitaplarımızdan işgalleri ve savaşları kaldırırken, elalem, yıkılmış virane olmuş taşların peşine düşmüş. Ha bu arada balkanlardan  yeni bir soğuk ve yağışlı hava -pardooon-  GENOCİDE dalgası da geliyor, haydi hayırlı traşlar!


The Hellenic Genocide Quotes from historical documents and related Photos. The Hellenic Genocide was the systematic torture, massacre and ethnic cleansing of several millions Hellenes (Greeks) perpetrated by the Turks in Asia Minor, Constantinople (called Istanbul by the Turks), Eastern Thrace, Imvros, Tenedos, Macedonia, Cappadocia and Pontos between the beginning of the 1890's and the end of the 1950's. 

 

Millions of children, men and women were tortured and massacred or expelled from their homes only for being Hellenes. In the same places and often at the same time, were also massacred millions of Armenians and Assyrians.

 

The only "sin" of those millions of persons was to live where their ancestors had lived for thousands of years before the Turkish invasions. The Turkish rulers carried out with unimaginable cruelty their plan to create a "Turkey for the Turks."

 

http://www.greece.org/genocide/quotes/p-he-ref-pontos-bafra-heschool.html

 


Tarih: 19:19, 25/11/2006 Kategori: Bafra
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Bafra Integrity


Yok Kardeşim Yok. Bizimle İlgisi Yok

 

http://www.bafa.org.uk/html/bafra.html


Tarih: 18:01, 25/11/2006 Kategori: Bafra
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Bafra Pidecisi


Yenikapı / İSTANBUL' daki Adresiniz.

Sahilyolu Kenedi Cad. No:21 Yenikapı / İSTANBUL
TEL: (0-212) 530 17 50

www.bafrapidesi.com


Tarih: 17:41, 25/11/2006 Kategori: Bafra
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->