Hakkımda
İlimiz Samsun ile alakalı her şey; tarih, kültür, edebiyat, siyaset, magazin...
Samsun Kent Kültürü Dergisi Arşivi
wowturkey.com Samsun Fotoğraf Arşivi Ziyaret Ediniz
Bağlantılarım
*
*
*
Kategoriler
LİNK
samsun01
samsun02
samsun03
samsun04
samsun05
samsun07
samsun09
Kent Kültürü
Yakakent ve Alaçam Memleket Mektupları
|
Fotoğraflarla Samsun'un İlçeleri
|
Geçmişten Geleceğe SAMSUN 2006
|
Küçük Bir Ara
Kısa Bir Mola İçin Biraz Hüzün Biraz Sitem Yüklü Bir Veda Yazısı
Özelde Samsun, genelde ülkemizi ilgilendiren, aidiyet duygusu, Samsun sevgisi ve MİLLİ HAKİMİYET bilinciyle yola koyulduğumuz, bu bir nevi ANTOLOJİK / ANSİKLOPEDİK içerikli KİŞİSEL çalışmamız bir BLOG tasarımıyla işlendiği için arzu edilen TEMATİK yapıda değildir. Günlük uğraşılarımız esnasında fazla emek ve zaman kaybetmeden, BLOG sisteminin sağladığı kolaylıklarla hazırlanabilmesi bir avantajdı. Şekil değil içerik önemli olduğu için bu yolu tercih ettik. Elbette bu çalışmamız özel olarak bir İNDEKS çalışmasını zorunlu kılmaktadır. Bunu şimdilik, sayfamıza eklediğimiz Geçmişten Geleceğe SAMSUN01’de ARA motoru ile gidermeye çalıştık. İstediğiniz konuyu buradan aratabilir, bulamadığınız konular hakkında bizleri bilgilendirirseniz o alandaki eksikliklerimizi tamamlamaya çalışırız.
Toplumumuzda okumayan, okumayı sevmeyen, az okuyan ve en önemlisi de okuduğunu anlamayan, anladığını da yanlış anlayan o kadar çok örneğimiz var ki bazen ağlanılacak halimize gülüyoruz. On aylık süre zarfında çok değerli katılımcı arkadaşlarımız oldu; hatalarımız konusunda uyardılar, eksiklerimizi tamamlamamıza vesile oldular, talepte bulunarak bizi araştırmaya ittiler, en önemlisi bir MERHABA diyerek bize manevi destek verdiler, gücümüze güç kattılar. Hepsine sonsuz teşekkür eder, saygılarımızı sunarız.
Evet, yerimiz doldu. Blogcu.com yönetiminin bizlere ücretsiz olarak sunduğu 15 MB’lik alanımız doldu. Hatta taştı bile.(Bir çok resmi link vererek aldık). Bu hizmetleri için onlara minnettarım. Ücretsiz ve en önemlisi TÜRKÇE olarak verdikleri bu destek ile Ülkemiz, Milletimiz ve geleceğimize önemli yararlar sağlamaktadırlar. Sağolsunlar.
Günlük hitleri 5.000 ‘in üstüne çıkan aşk, meşk, itiraf gibi vb. içerikli blogların yanında Geçmişten Geleceğe SAMSUN01 bloğu ancak günlük 650 sayısına ulaşabildi. Zannederim işin REKLAM yönünü ihmal ettik. Amacımız ticari olmadığı için çabalarımızı araştırmaya sarf ettik. Oysa isterdim ki daha çok sayıda kişiye ulaşıp bulduklarımızı paylaşabilseydik. Bu hususta siz saygıdeğer ziyaretçilerimizin desteğine ihtiyacımız var. Nasıl denir? Duyunuz! Duyurunuz!
Sonsuz saygılar, Baki Selamlarımızla.
11 Ocak 2007
www.blogcu.com/samsun01
|
Tarih: 14:48, 11/1/2007 Kategori: Genel |
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Samsun İli Nüfus Sayımları
|
Samsun İli Siyasi Yapısı
SAMSUN MİLLETVEKİLLERİNİN PARTİLERE DAĞILIMI:
MV.SAYI PARTININ ADI ADI-SOYADI
7 AK PARTİ Ahmet YENİ
Cemal YILMAZDEMIR
Mehmet KURT
Musa UZUNKAYA
Mustafa ÇAKIR
Mustafa DEMIR
Suat KILIÇ
2 CHP Haluk KOÇ
Sezai ÖNDER
MERKEZ BELEDİYE BAŞKANLARININ PARTİLERE GÖRE DAĞILIMI:
MERKEZ PARTININ ADI ADI SOYADI
ALTINKUM DYP Cemal GÜLHAN
ATAKENT CHP Temel ÇALIKOĞLU
ATAKUM AKP Adem BEKTAŞ
BÜYÜKŞEHİR AKP Yusuf Ziya YILMAZ
CANİK AKP Osman GENÇ
ÇATALÇAM ANAP Osman ÇAVUŞ
GAZİ AKP Süleyman KALDIRIM
İLKADIM AKP ErdoĞan TOK
KURUPELIT AKP Turan ÇAKIR
KUTLUKENT CHP Hayati TEKİN
TAFLAN BAĞ. Adil KELEŞ
YESİLKENT ANAP Mustafa YILMAZ
ILÇE BELEDİYE BAŞKANLARININ PARTİLERE GÖRE DAĞILIMI:
ILÇESI PARTININ ADI ADI SOYADI
19 MAYIS DYP Yılmaz EREL
ALAÇAM CHP Fırat ANARAK
ASARCIK AKP İbrahim YÜCE
AYVACIK MHP Erkan AVCI
BAFRA AKP Şükrü NEİŞ
ÇARŞAMBA AKP Hüseyin DÜNDAR
HAVZA AKP Murat İKİZ
KAVAK AKP Bahri KESİCİ
LADİK AKP Kemal KAPLAN
SALIPAZARI MHP Hasan DÜZENLİ
TEKKEKÖY DYP Mustafa Galip YÜCEL
TERME AKP Ahmet Hamdi YİRMİBEŞOĞLU
VEZİRKÖPRÜ AKP Osman ÖZER
YAKAKENT AKP Radi ŞEN
SAMSUN İLİ 2004 YILI YEREL SEÇİM SONUÇLARI
Yıllara Göre
Belediye Sayısı
1963 11
1968 12
1973 16
1977 16
1984 17
1989 26
1994 43
1999 51
2004 67
Seçmen Bilgileri:
Nüfus: 1,209,137 (2000 Yılı Genel Sayım)
Sandık: 3.255
Liste: 855.238
Oy: 630.014
Geçerli Oy: 627.539
Katılım: %73.67
Parti Oy %
AKP 303.800 48.41
CHP 92.602 14.76
MHP 82.622 13.17
DYP 72.941 11.62
ANAP 16.697 2.66
SP 14.401 2.29
GP 11.800 1.88
DSP 9.160 1.46
BBP 9.114 1.45
SHP 6.394 1.02
BTP 3.480 0.55
TKP 1.943 0.31
IP 1.678 0.27
DP 477 0.08
BAĞ 288 0.05
EMEP 141 0.02
YTP 1 0.00
|
Tarih: 12:12, 3/1/2007 Kategori: Genel |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Kore'ye İslam'ı Türk Askeri Götürdü
Türk askeri ile birlikte Kore’deki savaşa katılan (Samsun Eski Müftüsü) imam Zübeyir KOÇ, bir yılda 211 kişinin Müslüman olmasına ve bir cami açılmasına vesile oldu. Bir elin parmaklarını geçmeyen Müslüman sayısının bugün 40 binleri aşmasında büyük gayretleri oldu.
Güney Kore'de 55 yıl önce bir elin parmaklarını bile geçmeyen Müslüman sayısı bugün 40 binlere ulaşmış bulunuyor. İslam'ın bu kadar hızlı gelişmesinin şüphesiz çeşitli sebepleri var. Ancak, onlardan biri hayli ilginç. Kore halkının İslam dinini sevmesinde Türk askerinin, özellikle de onlarla birlikte cepheye giden imam Zübeyir Koç'un katkısı çok büyük.
İkinci Dünya Savaşı sona ermiş, dünya rahat bir nefes almaya başlamıştır. Ancak, savaş rüzgarları durmaz. Kuzey Kore, düşman bellediği güneydeki kardeşlerine savaş açar. BM, güvenliği tehdit eden bu saldırıya karşı bölgeye asker gönderme kararı alır. Kore'ye gitmeyi kabul eden 16 üyeden biri de Türkiye'dir. Ekim 1950'de 4 bin 500 kişilik ilk Türk kafilesi uzun ve yorucu bir yolculuk sonrası Kore'nin Busan Limanı'na ulaşır.
Birinci kafile hiç vakit kaybetmeksizin cepheye koşar. Mehmetçik vurur, vurulur... Açlık ve sefalet içindeki bir milleti kurtarmak için cansiparane savaşır. Kişi başına düşen 150 dolarlık milli gelire sahip halkla yemeğini paylaşır. Uzak diyarlardan gelen askerlerin bu davranışları Korelileri cezbeder.
15 bin Türk askeri 3 yıl boyunca Kore'de kalır. Türk askerinin bölgedeki görevi, 'barış kuvveti' sıfatıyla savaş sonrasında da sürer. Genelkurmay Başkanlığı gönderdiği kafilelere sınavla seçilen birer imam atar. 1956 yılında bölgeye giden yedinci kafilenin imamlığına 21 yaşındaki Zübeyir Koç atanır. Türkiye'de tek parti iktidarı vardır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin, iktidarının son yıllarında açtığı 10 imam hatip okulunun ilk öğrencilerinden biridir Koç. Okulun müdürü ve felsefe hocası Celalettin Kökten'in ısrarıyla Kore'ye gidecekler için açılan imamlık sınavına başvurur.
Başlangıçta "Daha ben çocuğum, burada ne işim var" diye de düşünür. Hatta, bir ara kaçmayı bile aklına koyar. Ancak çoktan Ankara'ya gelmiştir. Zübeyir Koç, sınava gelen yaşlı imamların tecvit üzerine münakaşa ettiklerini fark edince, "Şu tartışmanıza dahil olabilir miyim?" diye sorar. Ardından da tartışılan konuyla ilgili olarak, "Bunun doğrusu budur" der. Henüz bıyıkları terlememiş genç imamın cevabı üzerine yaşlı imamlar şaşkınlıklarını gizleyemez. Sınava katılan yaklaşık 200 kişi arasında tek mektepli Zübeyir Koç'tur. Aynı zamanda sınavın en genç katılımcısı da...
Kore’ye uzanan yol
Birkaç ay sonra gelen mektupla, sınavı birincilikle kazandığını öğrenir. Türk kafilesi ile birlikte Kore'ye gidecektir. O sırada Bakırköy'deki Osmaniye Camii'nde imamlık yapmaktadır. Kore'ye gideceği gemiye binmek üzere gittiği İzmir'de askeri karargahtaki birinci şube müdürü Tevfik Bey, genç imamı 'çocuk' olarak değerlendirir. Ancak Zübeyir Koç, bu tepkilere aldırış etmez.
İki gün sonra İzmir'den bir Amerikan gemisi ile hareket edilir. Hint Okyanusu'nda dalgalarla mücadele eden 7. kafilenin yolculuğu 24 gün 24 gece sürer. Kore'deki ilk durak İnshun Limanı'dır. Zübeyir Koç'a genç olduğu için ilk günlerde güven duymayan 7. kafilenin komutanı Cemil Uluçevik, onu sürekli takip etmektedir. Onu uyarmak için adeta imamın bir hata yapmasını bekler. Ancak Zübeyir Hoca'nın çalışkanlığı, bir süre sonra paşanın hoşuna gider. Her birliğe birer tane imam belirler; yazılı metinler hazırlayıp dini konularda eratı bilgilendirmeleri için...
Bir yılda Kore'ye camii yaptırdı
Türklerin Kore'ye ilk gidişi değildir aslında. Türklerin Kore'ye ilk ayak basmaları 1920'li yıllardır. Rusların baskısından kaçan Tatarlar, Kore'ye gider ve halk üzerinde olumlu izlenimler bırakır. Kore'de İslam'ın yayılmaya başlaması Kore Savaşı sonrası bölgede kalan Türk askeri ile gerçekleşir. Türklerin varlığından haberdâr olan Koreliler, Tugay Komutanı'na giderek "Biz İslam'ı öğrenmek istiyoruz" der. Bunun üzerine Cemil Uluçevik, kafilenin imamı Zübeyir Koç'u yanına çağırıp "Koreliler İslam'ı öğrenmek istiyor. Onlarla ilgilen" emrini verir. İslam'ı merak edenler Kore'nin ilk Müslümanlarıdır: Ömer Abdurrahman Kim Chingyu ve Abdullah Kim Yutu.
Görevi seve seve kabul eden Zübeyir Koç'a, Hüseyin diye çağrılan Shin Pek Hyong adında bir tercüman tahsis edilir. Bir anda İslam'ı tanımak isteyenlerin sayısı 5-6 kişiyi bulur. İlk sordukları soru tek Allah inancıdır. Anılarını anlatırken sanki o günlere yeniden dönen Koç, "Bir Allah'a inanmayı merak ediyorlardı. Allah elle tutulmaz, gözle görülmez dedim. Onlara Allah'ın bir olduğunu anlattım. Bizim için 'İsa Peygamber de hak, diğerleri de' dedim. Bu onların çok hoşuna gitti. Protestanlıktan, Martin Luther'den bahsettim. Bunlar sonunda ikna oldular. Sonra da çoğaldılar" diyor.
'Tebliğ' görevi yaparken her davranışını kontrol eder Zübeyir Koç; yeri gelir papyon takar, yeri gelir Korelilerin toplantılarına katılır. Birkaç ay sonra Türk Tugayı'nın içinde 59 Koreli törenle Müslüman olur. Zübeyir Koç, Korelilerin her birine Müslüman isimleri verir. İsimlerin iki defa kullanılmamasına dikkat eder. Kore'de İslam'ın ilk tohumlarının atılmasından sonra, Koreli Müslümanlar, okulların salonlarını kiralayarak konferanslar düzenler, gazetelere ilan verirler. Konuşmacı olarak da Zübeyir Koç çağrılır. Müslüman olan olmayan herkes bu konferanslara katılır.
Genç imamın bir yıl kaldığı Kore'de, Müslümanların sayısı 211 olur. Ayrılmadan önce Kore'nin ilk camisi barakadan yapılır; minaresi de bidonlardan... Bu cami önce Tugay Komutanı Uluçevik'e, oradan da Genelkurmay Başkanlığı'na "Koreliler bizden bir cami istiyor. Ne yapalım?" diye bir yazı ile bildirilir. Ankara, Kore'de askerlerin cami yapmasına ve açmasına izin verir. Türk askerleri ve Korelilerin birlikte inşa ettiği caminin açılışını 16 Temmuz 1956 tarihinde Tuğgeneral Cemil Uluçevik Paşa yapar.
Kore'de bir yıl içinde 200'ün üzerindeki kişinin Müslüman olmasına vesile olan; bir de cami yapılmasını sağlayan Zübeyir Koç'a Genelkurmay bir teşekkür belgesi verir. Koç, teşekkür olayını şöyle anlatıyor: "Uluçevik ilk başlarda benim yaşımdan dolayı çalışmalarıma önyargı ile bakıyordu. Ancak daha sonra yaptıklarım onun hoşuna gitti. Bana takdirname verdi. Bütün subayları topladı. 'Ben aldanmışım' dedi"
Zübeyir Koç'un İslam'ı anlatmak için verdiği konferanslara Hıristiyan misyonerlerin tepkisi gecikmez. Genç imamı vazgeçirmek üzere Amerika Uzakdoğu Kuvvetleri'nin papazı gelerek 'Dinlerin aslı birdir, biz çalışıyoruz, İslam'a gerek yok' der. Ancak Koç, İslam'ı anlatmaktan geri durmaz. Hıristiyan misyonerler önce konuyu gazeteler aracılığı ile gündeme getirir. İngiliz gazeteleri bu konuya önem verir ve sayfalarında İslam'ın Uzakdoğu'da yayılmasını uzun süre işler. Hatta çalışmalar Vatikan'a kadar bildirilir. Ancak Zübeyir Koç, bu engelleme çalışmalarının ters teptiğini ve kendine gelen 10 Amerikalının da Müslüman olduğunu söylüyor: "Vazgeçirmek için çok uğraştılar. Misyonerler ayrıca çok da zengindi. Ama başarılı olamadılar."
Zübeyir Koç, bir yıllık görevinin dolmasından sonra Türkiye'ye döner. Önce imam hatipten mezun olur, sonra da İslam Enstitüsü'nü bitirir. Türkiye'nin farklı bölgelerinde imamlık, vaizlik ve müftülük yapar. 1986 yılında emekli olup Almanya'ya gider. Koreliler onun için "Biz Müslümanlığı Zübeyir Koç'tan öğrendik" diyor.
Kore'den ayrı kaldığı süre içinde birçok cami açılmış ve Müslümanların sayısı da artmıştır. 30 sene sonra Cengu Camii'nin açılışı için Kore'ye davet edilir. O da seve seve gider. Ancak Kore bıraktığı Kore değildir artık; ülke zenginleşmiştir. 30 yıl önce inşa ettikleri baraka cami de kaybolmuştur. Yerine 7-8 tane modern cami yapılmıştır. "Oluklu saçtan yaptığımız o caminin yerini Koreliler de bulamıyor, ben de bulamam. Kore çok fazla zenginleşmiş. Geçmişte pirinç damlı evlerden geçilmiyordu. Ayrıca Kore'deki ilk Müslümanlar da vefat etmiş" diyen Zübeyir Koç, şimdi emeklilik günlerini Samsun’da geçiriyor.
/İbrahim Doğan
http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=14006 |
Tarih: 10:01, 2/1/2007 Kategori: Genel |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Samsun'da Atatürk'e Suikast Teşebbüsü
19 MAYIS 1919'DA YUNANLILARIN KIŞKIRTTIĞI RUMLAR
SAMSUN'DA ATATÜRK'E SUİKAST TEŞEBBÜSÜNDE BULUNMUŞLARDI
Türk İnsanını dünyaya kanlı katiller gibi tanıtarak Türk Devletini parçalamak için ittifak kuran, Yunanlılar, dış ülkelerde yaşayan Ermeniler, Kıbrıslı Rumlar ve onlara yeni katılan ayrılıkçı Kürtler'den oluşan "Melanet İttifakı" şu günlerde üslendikleri ABD'nde, Türkiye'ye karşı "Kin ve Nefretlerini" yalanlar üreterek kusuyorlar.
Sözde "Pontus", "Ermeni", "Kürt", "Anadolu Rumları" ve "Kıbrıs Rumları"nın soykırımı iddialarını ve uydurdukları daha başka hayali soykırımları, Osmanlı İmparatorluğuna ve dolayısıyla modern Türkiye Cumhuriyeti ile Türk insanına yüklemeye ve dünyayı bu yalanlarına inandırmaya çalışıyorlar.
Osmanlı İmparatorluğu’nun hızla çökmekte olduğu, 20. yüzyılın ilk bölümünde, Yunanistan'ın Samsun'a yolladığı subaylarına kurdurttuğu 40 kadar çete; Türk köylülerini soydu, yaşlı, kadın ve çocuk ayırımı yapmaksızın on binlerce Türkü kendi vatanlarında, kendi topraklarında hunharca katletti.
Hatta bu çeteler o zaman Samsun'a ayak basan Mustafa Kemal'e karşı bir de başarısız suikast girişiminde bulundular.
Karadeniz Rum kökenli Araştırmacı yazar Hristos Samuelidis, "Karadeniz" adlı kitabından aldığımız aşağıdaki bölümler, PONTUS gerçeğini Rum çetelerinin gizli ve açık faaliyetlerini çok açık bir şekilde gözler önüne seriyor.
Rum kökenli Yunanlı yazar kitabında bakın neler yazıyor:
"Mustafa Kemal Anadolu'da örgütlenmeye başlayınca; PONTUS'lu gençlerin Türklere karşı savaşmak için Yunanistan'ın onlara irtibat subayı olarak yolladığı Pontus kökenli Üsteğmen Karaiskos, Yunanistan'dan acele olarak silah ve cephane gönderilmesini istedi. Atina'dan kısa süre sonra gelen gizli bir mesajda bol miktarda silah ve cephanenin bir gemiye yüklendiği ve geminin Samsun'a doğru yola çıktığı bildiriliyordu. Yunanlı İstihbarat subayı Karaiskos, Samsun'da Kızılhaç temsilcisi örtüsü altında faaliyetlerini gizliyordu."
"Müttefikler, yenilgiye uğramış Türkiye'yi, en sonunda, parçalamaya ve paylaşmaya karar vermişlerdi. Yunanlılar paylarına düşen İzmir'i işgal etmek için gerekli emri almışlardı. Yunan askerinin İzmir'e çıktığı duyumları Samsun'da yayılmıştı. Bu arada, Türkler korku içinde, kirpiler gibi toplaşarak ölümcül darbenin gelmesini bekliyorlardı. Rumlar ise çok sevinçliydiler. Kurtuluş zamanları yaklaşıyor diye düşünüyorlardı. Şehrin ve civar köylerin Rumları gözleri Kara Deniz'in açıklarına dikilmiş vaziyette hasretle mavi beyaz bayraklarla donatılmış Yunan savaş gemilerinin gelmelerini bekliyorlardı. Ancak, boşuna bekliyorlardı. Samsun limanına gele gele, çirkin bir ticari vapur gelmişti. İçinden ise ülkesinin tarih akışını değiştirecek sert ve kanlı bir savaşı başlatmayı kendine amaç edinmiş, ırkımız (Rumlar) için ölümcül bir tehlike teşkil eden insan çıkmıştı."
19 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa Samsun'a ayak bastığında, Rumların psikolojik durumu böyleydi. Mustafa Kemal Paşayı coşkulu bir şekilde karşılayan Türk halkının sesi tüm şehirde yankılanıyordu. Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a geldiği sırada, şehrin Rumları birşeyden habersiz işlerinin başlarındaydılar.
"Tütün Tüccarı Pantzou Dimitriadis'in oğlu Stathios Dimitriadis de o sırada babasının muhasebe işleriyle uğraşıyordu. Coşkulu sesler kullağına geldiğinde şaşkın bir şekilde babasına neler olduğunu sordu. Neler olup bittiğini anlayamayan babası "Türkler galiba" dedi.
Bu arada dükkanlarının yakınındaki bir otele doğru yürüyen kalabalığın sesi daha da güçlü bir şekilde duyulmaya başlayınca, Stathios dükkandan fırlayıp kalabalığın olduğu yere giderek orada bir Türk'e, gelen misafirin kim olduğunu sordu. Türk, ona, vapurla Mustafa Kemal isimli bir paşanın geldiğini söyledi.
Dükkana dönen Stathios Kapıları ve pencereleri kapatarak üst kata çıktı ve camdan olup biteni izlemeye koyuldu.
İkinci gece, Samsunlu Rumlar Teşkilatı'na çalışan Stathios, Teşkilatın başı olan Kaptan Stilo Komidis'e Mustafa Kemal Paşa'nın Samsundan ayrılış tarihini bildirdi. Kaptan Stilo hiç vakit kaybetmeden Türk lidere karşı düzenlenecek suikast girişimi ile ilgili hazırlıklara başladı.
Üçüncü gece, Kaptan Stilo, yirmi seçme delikanlıyla beraber, Mustafa Kemal'in geçeceği yol olan Samsun-Kavak yolunun ortalarındaki bir noktada pusu kurdu. Adamlarını yerleştiren Kaptan Stilo, Stathio ile beraber yolun kenarında gizlenerek beklemeye koyuldu.
Güneş doğduktan üç saat sonra beş atlı tarafından korunan üstü açık bir araba göründü. Stathios gözlerini iyice açarak arabanın içindeki yolcuların arasından Mustafa Kemal'i seçmeye çalıştı. Araba 50 metre kadar yaklaştığı zaman, "İşte o! Arkada en solda oturan. Kep giyen" dedi. Araba tuzak alanına yaklaşır yaklaşmaz ateş açtılar. Arabada bulunan üç kişiyi öldürdüler. Suikast girişiminin başarıyla sonuçlandığına inanan Kaptan Stilo, bu arada atlılarla çarpışan adamlarına geri çekilmelerini emretti. Stathios ve diğer Rum militanların sevinci ancak ertesi günün sabahına kadar sürdü.
Mustafa Kemal Paşa'nın hala hayatta olduğunu öğrenen Kaptan Stilo içine kapandı, günlerce kimseyle konuşmadı. Mustafa Kemal'in niçin ölmediğini bir türlü anlayamıyordu. Mustafa Kemal ölmemiţti çünkü kendisi o arabada değildi. Öldürdükleri kişi bir benzeriydi. Önlem olsun diye uygulanmış bir taktikti bu. Kemal Paşa iki kilometre mesafeden takip eden diğer bir arabada bulunuyordu. Stathios olaydan sonra, bir gece, evine dönerek babasından başarısız suikast girişimi hakkında yapılan yorumları öğrendi. Ertesi gün keyifsiz bir şekilde işinin başına geçti. İçinde kötü bir his vardı.
Haksız da değildi. Yeniden doğan Türk milletinin öncüsü ve mimarı olan insanı ortadan kaldırarak tarihin akışını değiştirmeyi amaçlayan bu suikast girişimi şeytani bir engelle başarısız kılınmıştı. Böylece, daha sonra meydana gelecek olayların akışı engelsiz bir şekilde devam etti."
http://www.pubinfo.gov.nc.tr/h250599b.htm |
Tarih: 01:14, 2/1/2007 Kategori: Genel |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
‘Koyundeşen’ Sabri
Kendini bilim adamı zanneden hademe, köpeklerden sonra koyunları da ameliyat etmeye başladı. Sabri Düz, ‘kalpte kısmi oksijen patlaması teorisi’ üzerinde çalışıyor!
/ŞENOL ÇAKIR
Samsun’un Bafra ilçesinde, kendini bilim adamı zannederek, ‘köpekleri ameliyat ettiği’ için okuldaki hademelik görevinden ‘zorunlu emekli edilen’ Sabri Düz, bu kez koyunlara kalp ameliyatı yapmaya başladı! Ortaokul mezunu olan Düz, kendine "Şarlatan" diyenlere de şu cevabı verdi: "Ne yapalım, bilim adamlarının kaderi bu. Yarın, çalıştığım bilim sayesinde yaşamlarını sürdürdüklerinde bana hak verecekler."
Neşter = Meyve bıçağı
50 yaşındaki Düz, ‘çalışmalarıyla’ ilk olarak 1.5 yıl önce gündeme gelmişti. ‘Kalbin, kasılma yerine, kısmi oksijen patlamasıyla çalıştığını’ kanıtlamak için köpekler üzerinde ameliyat yapan iki çocuk babası Düz, ameliyathaneye dönüştürdüğü evinin bahçesinde köpeklere ‘ameliyat elbisesi’ giydiriyor; hayvanları uyuşturduktan sonra da meyve bıçağıyla kesip kalp üzerinde deneyler yapıyordu.
3 milyon lira ceza almıştı!
Düz, hayvanseverlerin tepkisine neden olunca hakkında soruşturma açıldı. Savcılık Düz’e 3 milyon lira para cezası verdi. Hademelik yaptığı Fatih İlköğretim Okulu’ndan da zorunlu emekli edilen Düz, kalp deneylerini koyunlar üzerinde yapmaya başladı.
Kalp nakli yapıyor
Tepki görmemek için çalışmalarını gizli sürdürdüğünü ve video kameraya kaydettiğini belirten Düz, şu iddiada bulundu: "Deneylerle ölmüş kalbi çalıştırmayı başardım. Koyunun ölü kalbine, canlı olan başka bir koyunun aort damarından kan pompaladım. Böylece ölü kalp çalıştı. Kalbin çalışmasının, kısmı oksijen patlamasıyla gerçekleştiğini ispat ettim."
‘Bilim adına yoklukta çalışıyorum’
‘Bilim adına büyük zorluk ve yokluklar içinde çalıştığını’ ifade eden Sabri Düz, şöyle konuşuyor: "Ehliyet, diploma, ruhsat yok. Haliyle bütün zorluklarla başetmem gerek. Daha önce de, ameliyat ettiğim köpeği hayvanseverler alıp İstanbul’a götürdü. Veteriner, yaptığı kontrolde köpekte psikolojik bozukluk tespit etmiş. Ben o köpekten, ameliyatla atardamarından oksijenli kan almıştım. Hepsi o kadar." http://www.milliyet.com.tr/2001/12/04/yasam/yas01.html
Dünyanın Uzaydaki Rotası
Sabri Düz tarafından yazılmış kitap. Kapak resminde Tycho Brahe, Nicolaus Copernicus, Johannes Kepler ve Sabri Düz yer alır. Her okuyuşumda beni daha bir derinlere gömen kitap. Giriş cümlesi aynen şöyledir: "insan bilimin profösyöneli olunca, meğer insanlık bilimin başındaymış olduğunu söylüyor."
Ünlü bilim adamlarının yanında Sabri Düz'ün görüşlerinin yer aldığı kitap. En çarpıcı bölümlerden biriyse "sabri düz sabiti adı" verilen sayıdır. pi sayısı ya da teta gibi kendine has özel bir işareti vardır bu sabri düz sabitinin. ne olduğu ne işe yaradığıysa anlaşılamamıştır.
Dünyanın yörüngesinin bilimadamlarınca yanlış hesaplandığı" iddiasıyla ilk kez Hakan Aygün'ün sunduğu bir gece programına konuk olmuştu. O dönem gece haberleri sadece tuhaf insanları konuk ediyordu ve Sabri Düz de o akşam için biçilmiş kaftandı. Çeşitli pet şişeler, plastik toplar ve muhtemelen çalıştığı okula ait bir temizlik kovasından oluşan "güneş sistemi maketi"yle Sabri Düz teorisini anlattı (toplardan birinin üstünde de 3-b yazıyordu sanki. Ters duran bir pet şişeye boyamsı bir şey koyuyor ve pet şişeyi dünyayla birlikte güneşin çevresinde döndürüyordu. Ancak maket hiçbir oran/ölçü gözetilmeksizin yapıldığı için dünyanın rotası bildiğimizden farklı çıkıyordu. İşte Sabri Düz'ün teorisi tamı tamına buydu. Mekanda bulunan Tübitak yetkilisi Allah’tan iyi bir insandı da "okumak iyi bir şeydir, insanın azmetmesi güzeldir" cümleleriyle bu teoriyi geçiştirdi.
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=sabri+duz |
Tarih: 00:56, 2/1/2007 Kategori: Genel |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|