Geçmişten Geleceğe SAMSUN
Bu Sitede Ara

Hakkımda

İlimiz Samsun ile alakalı her şey; tarih, kültür, edebiyat, siyaset, magazin...




Samsun
Kent Kültürü Dergisi
Arşivi



wowturkey.com
Samsun Fotoğraf Arşivi
Ziyaret Ediniz



Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv


Kategoriler


LİNK

samsun01
samsun02
samsun03
samsun04
samsun05
samsun07
samsun09
Kent Kültürü



Yakakent ve Alaçam Memleket Mektupları

Milli Mücadele’de İlk Miting


Bu yazı İnternette Yok. İlk Kez  www.blogcu.com/samsun01 'de

 


Milli Mücadele’nin ilk mitingi samsun’da yapılmıştı. Samsun’un Havza İlçesinde yapılan bu mitingi Mustafa Kemal de izlemişti. Aslında Milli mücadeleyi halka anlatmayı ve halkın katılmasını sağlamayı amaçlayan bu mitingin düzenlenmesini isteyen Mustafa Kemal’di. Mustafa kemal’in samsun’a çıktıktan sonra gittiği Havza’da düzenlenen, Milli Mücadelenin bu ilk mitinginin oldukça ilginç bir öyküsü vardır.


 

Mustafa Kemal, Havza Belediye Başkanı İbrahim Bey’e, “Halka yol göstermek icap eder.” Dedi…

“Halkın Sesini Çıkarması Zamanı Gelmiştir.”

 

Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’da Anadolu topraklarına çıkarak başlattığı Milli Mücadele’nin ilk mitingi de Samsun’da yapılmıştı. Mustafa Kemal bu ilk mitingin bir camide düzenlenmesini istemiş ve havza ilçesindeki mitingi kendisi de yakından izlemişti. Milli Mücadeleyi halka anlatmayı ve halkın katılmasını sağlamayı amaçlayan ve bir bakıma ulusal kurtuluş hareketinin halk kitleleri içinde ateşlenmesini sağlayan bu ilk Havza mitinginin ilginç bir öyküsü vardır.

 

Samsun’a çıktıktan bir hafta sonra Havza’ya giden Mustafa Kemal Paşa, burada Ali Baba’nın otelinde misafir edilmişti. Önce halk temsilcileriyle görüşüp milletin mücadeleye hazır olduğunu saptayan Mustafa Kemal, otelin sahibi Ali Baba vasıtasıyla Belediye Başkanı İbrahim Bey’i çağırmıştı.

 

Havza Belediye Başkanı’yla görüşen Mustafa Kemal Paşa, kendisine özetle şunları söylüyordu:

“Halkın sesini çıkarması zamanı gelmiştir. Ondan önce, bu halka bu halka yol göstermek icap eder. Binaenaleyh, önümüzdeki Cuma günü, namazdan sonra Büyük Cami’de mevlüt okutunuz. Mevlüt bitince dışarıda fişek atılarak işaret verilsin. Böylece her üç camiden halk ellerinde bayraklarla ve tekbir getirerek alayla çıkıp miting yerinde toplansın. Miting yeri, bu otel ile Belediye Dairesi arasındaki sahadır.”

 

Mustafa Kemal Paşa’dan bu emri alan Havza Belediye Başkanı İbrahim Bey, daha sonra şunları anlatıyor:

“Mustafa Kemal Paşa biraz düşünerek: “Dur, dedi, bu arada yapılması gereken bir iş daha var. Cami’de mevlüt bittikten sonra, hitabeti kuvvetli bir arkadaşınız, halka silahlanmak lazım geldiğinden, zira düşmanların elinde esir bulunan Padişahtan bir medet ummanın manasız olacağından bahisle bir nutuk irad etsin.”

 

Bu emri aldıktan sonra Paşa Hazretlerine sordum:

“- Miting yerinde kimin söz söylemesini münasip görüyorsunuz efendim?

 

Çenesini avuçlayıp bir lâhza daldıktan sonra:

“- Bir Hoca Efendi”, dedi.

 

Bu durum karşısında arkadaşları toplayarak, gerekli hazırlıklara başladık. Civar köylerden birinde bulunan Hoca Sıtkı Efendi’ye haber gönderdik.

 

Artık her hazırlığımız tamamdı. Cuma geldi çattı. Namaz kılınıp bitti ve mevlüt okundu. Şeker bulunmadığından Cemaate külahlar içinde çekirdeksiz kuru üzüm dağıtıldı.

 

Sıra mitinge geldi. Halk toplanmış, sahayı doldurmuş, tam nutuk başlayacak. Fakat bu işe memur ettiğimiz Hoca Efendi’yi koydunsa bul!.. Sağa sola adam koşturduk; nafile!... Yok, yok!...

 

Paşa da oturduğu yerden sinirlendiğini belirten bir halle bizi gözetliyor. Baktım, halk da sabırsızlanıyor, hemen Paşa’nın yanına vardım.

 

- Efendim, dedim. Buyurunuz. İcap eden şeyler miting mahallinde söylenecektir.

 

Hiç sesini çıkarmadan yerinden kalktı.

 

Ben elimde bayrak en önde gidiyordum. Havza’nın en büyük Şeyhi Ali Baba ile diğer bütün Hacılar, Hocalar ve Dervişler de ağır ağır beni takip ediyorlar. Ortalık tekbirlerle uğulduyor. Diğer Camilerden çıkanlar da sokak başlarında bize katılıyorlardı. Fakat halka hitap edecek olan Hoca Sıtkı Efendi hâlâ bulunamadı. Bizi bir telaş aldı, ne yapacağız diye düşünüyoruz.

 

O sırada, Mustafa Kemal Paşa’nın maiyetinde bulunanlardan Doktor Refik Bey (Saydam), önüme çıkarak;

 

- İbrahim Efendi, ne düşünüyorsunuz? Halk işte hazır, toplanmış bekliyor. Ne söylenecekse söylensin, diye konuştu.

 

İyi ama kim söyleyecek?

 

Bu müşkül durumda arkadaşlardan Fuat Bey’e rica ettik, kürsüye çıktı ve şöyle konuştu;

“-İşte!... Yunanlıların yaptığı mezalimi görüyorsunuz. Biz de burada bir istila tehlikesi karşısındayız. İhtiyatlı, tedbirli, uyanık bulunmak ve hemen silahlanıp düşmana karşı koymak lazımdır.”

 

Ondan sonra ben kürsüye çıktım, aynı mealde bazı şeyler söyledim ve;

- Burada, bu Havza sokaklarında gördüğünüz Rum Çeteleri, asker kaçakları filan olmayıp, yunanlıları eskiden beri güdükleri siyasi maksatlarının mahsulü birer icra kuvvetidir. Bunların emel ve gayeleri artık meydana çıkmıştır. Bunun için canımıza kasteden düşmana karşı alınması gereken tedbirleri almak vazifemizdir. Haksız işgallere nihayet verilmek üzere gerektiği şekilde protesto edeceğiz. Bizi tevkil eder misiniz? Dedim.

 

Ortalık;

- Hay hay!.. sesleriyle çınladı

 

Kürsüden indim ama içimde bir ukde vardı. Biliyordum ki, Anadolu’da Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin huzurlarında yapılan bu ilk miting emirlerine ve arzularına uygun biçimde yapılamamıştır. Bundan üzülüyordum. Tam o sırada yanıma şeyhimiz Ali baba’nın oğlu otelci küçük Ali Baba geldi;

 

- Paşa sizi çağırıyor, dedi.

 

Hemen yanlarına koştum. Odalarında pencerenin önünde, sokakta dağılmakta olan halka bakıyordu. Yüzlerinden anladım ki, durumdan memnun değiller. Başlarının çevirerek sert bir sesle;

 

- Yaptığınız işi beğendiniz mi? Dedi.

 

Ellerimi oğuşturarak;

- Efendim, dedim, bu işe memur ettiğimiz hatip Hoca Efendi, Rum Eşkiyasının tehdidine maruz kalmış olmalıdır ki bulunduğu köyden buraya gelemedi. Biz de çok mütessir olduk. Fakat hatibin geleceğinden emin olduğumuz için, ona göre hazırlanmıştık. Bu sebeple emrivaki karşısında şaşırdık. Lazım geldiği şekilde hareket edemedik. Affınızı dilerim.

 

Mustafa Kemal Paşa, birden bire yumuşayan bir sesle şöyle dedi;

 

- Ben de sizin gibi bir ferdim. Ve aranızda sonuna kadar, fert olarak çalışacağım. Bu memleketi hep beraber kurtaracağız. Ortada gizli kapaklı hiçbir şey yoktur ver olmamalıdır. Samimi, doğru ve açık kalpli olmalıyız. Bu mitingin tekrar ama noksansız olarak yapılmasını isterim.

 

Mustafa Kemal Paşa’nın bu isteğine uyularak Havza’daki miting bir hafta sonra tekrarlandı ve bu kez gerçekten görkemli ve heyecanlı bir biçimde gerçekleştirildi.

 

İlk mitinge gelemediği için mitingin sönük geçmesine neden olan hatip Hoca Sıtkı Efendi, bu olayı şöyle anlatmaktadır;

 

"- Havza’dan Bayram Con bey’in bana gönderdiği haberi çok geç aldım ve “Sıtkı Hoca korktu da gelemedi” şayiasını duyunca beynimden vurulmuşa döndüm. Hemen cüppemi sırtıma alıp doğru Havza’ya koştum. “Ben korkak adam değilim. Neler emrediyorsanız edin, derhal yapayım” dedim. “Önümüzdeki Cuma günü miting tekrar edilecek ve sen çıkıp halka hitap edeceksin” dediler. “Hazırım” cevabını verdim.

 

O gün geldi. Camiler, sokaklar, meydanlar, her taraf bağrı yanık halk ile doldu. Mustafa Kemal Paşa Hazretleri de  şimdi belediye dairesi olan o zamanki Ali Baba Otelinin penceresinden bize bakıyordu.

 

Tekbir ve tehliller (Lailaheillallah) ile ağır ağır yürüyerek meydana vardık. Olanca takatimi kullanarak, heyecan içinde şunları söyledim;

 

"- Ey Cemaat!... diyordum. Düşmana karşı koymak için elde sopa lazımdır. En gücü yetmeyen, en fakir Müslüman ve Türk bile bugünden tezi yok, birer sopa olsun edinmelidir. Buna da iktidarım yok, diyebilen var mı? Varsa, o da evindeki kazmayı, keseri, bıçağı, o da yoksa yumruğunu hazırlasın. Artık zamanı gelmiştir. Hazreti Allah(cc) da, Peygamberimiz Efendimiz(sav) de böyle emrediyor."

 

Böylece mükemmel bir miting yapıldı. Dualar edildi ve topluluk tekbirlerle dağıldı.

 

Biraz sonra Mustafa Kemal Paşa Hazretleri Belediye Reisi İbrahim Bey’i çağırttı ve şunları söyledi;

“-Memnun oldum. İstediğimiz gibi bir miting yapıldı. Hoca Efendi de pek güzel konuştu. Artık benim de burada vazifem tamam oldu. Daima sizinle muhabere edeceğim. Müsterih olun. Ben de sizin gibi bir fert olarak, inşallah kazanacağımız zafere kadar beraber, el ele çalışacağız” diyerek vedalaştı ve ertesi günü Amasya’ya müteveccihen buradan ayrıldılar.

 

Milli Mücadele’nin ilk mitingi Mustafa Kemal Paşa’nın emir ve gayretleriyle Samsun’un Havza ilçesinde işte böyle gerçekleştirildi.

 

Atatürk, zaferden sonra 20 Eylül 1924’te yeniden Samsun’a gittiği zaman, Belediye’de onuruna verilen yemekte, samsun'a ilk gelişinin anısını şöyle anlatmıştı;

 

“- Düşmanlar İzmir’e çıktığı ve bütün vatanı parçalamaya karar verdikleri günlerde idi ki, İstanbul’dan çıkarak, Samsun’a gelmiştim. Bu güzel şehirde yabancı askerler dolaşıyordu. Ahalinin dahil ile bağlılığı, Merzifon’da bulunan yabancı askerlerle kesilmişti. Karadeniz’e açık olan bu şehir ve onun vatanperver halkı düşman donanmasının tehdidi altında bulunuyordu. Fakat, bunlara rağmen ben Samsun’u ve Samsun’luları gördüğüm zaman, memleket ve millete ait bütün tasavvurlarımın, kararlarımın her halde kabili istihsal olduğuna bir defa daha kuvvetle kâni oldum.

 

Samsun’luların vaziyetlerinde gördüğüm, gözlerinde okuduğum vatanperverlik ve fedakârlık beni müsbet kanaate ulaştırmaya kâfi gelmiştir.”

 

KAYNAK;

Yakın Tarihimiz, Milliyet Gazetesi Kültür ve Tarih Eki, Sayfa 106-109

 

Not: Kaynak belirtmek şartıyla Paylaşım serbesttir.

 


Tarih: 20:08, 17/12/2006 Kategori: Havza
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Havza Yörgüç Mustafa Paşazade Camii


 

Küçük hamamın bitişiğinde Selçuklu mimari tarzında yapılmış olan camii, Yörgüç Mustafa Bey tarafından yaptırılmıştır. Milli mücadele yıllarında  30 Mayıs 1919 ve 6 Haziran 1919  mitinglerinin başlangıçları bu camiden olmuştur. 30 Mayıs 1919 da Havza da düzenlenen "İlk Miting" den önce Cuma namazı sırasında şehitlerimize mevlit okutularak, mevlitte şeker yerine İzmir üzümü dağıtılıp İzmir'in Yunanlılarca işgalini pretosto eden konuşmaların yapıldığı Mustafa Bey camii bu bakımdan Milli Mücadelemizin ilk kongresinin temellerinin atıldığı yer olarak ta bilinmekte bu özelliği tarihi önemini bir kat daha artırmaktadır.

http://www.samsunkulturveturizm.gov.tr/alan.asp?id=15

 

Günümüzde hizmet verebilecek şekilde restore edilen cami halen geçmişini yaşatarak hizmet vermektedir. Kaplıcaların bitişiğinde bulunması nedeniyle, kaplıcalar camii olarak da anılmaktadır.

 

Son iç tamiri 1979 yılında Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği tarafından gerçekleştirilen Yörgüç Paşazade Mustafa Bey Camiinin lambrileri ve içteki yeşil halılar, camiinin dış merdivenleri ve sıvaları bu tarihte yenilenmiş, minaresi de eskisi yıkılarak 1978 yılında yenisi yapılmıştır.

****

 

Yörgüç Paşa Kimdir?

Osmanlı veziri. Babası Amasya ileri gelenlerinden Atabekzâde Abdullah Beydir. Doğum târihi bilinmemektedir. Çelebi Sultan Mehmed Amasya’dayken, hizmetinde ve lalalığında bulundu. Ankara Savaşı (1402) sonrasında bozulan Osmanlı birliğinin tekrar sağlanmasında, Çelebi Sultan Mehmed’e yardımcı oldu. Bunun mükâfâtı olarak da, Çelebi Sultan Mehmed’in, Osmanlı birliğini sağlamasından sonra, Amasya sancakbeyliğine tâyin edildi. Samsun ve civârında ve Sivas’ta çıkan isyanları bastırdı. 1415 yılında Murad Çelebi (İkinci Murad), Amasya sancakbeyliğine tâyin edilince Şehzâde’nin lalası oldu. Şehzâde Murad’ın 1420’de tahta çıkması üzerine Amasya’dan ayrıldı. Bilâhare 1422 yılında vezirlik rütbesiyle, Rum beylerbeyi olarak Amasya’ya gönderildi. Pâdişâh değişikliğinden istifâde edip karışıklık çıkarmak isteyen eşkıyâ ve yerli beylere karşı başarılı faaliyetler yaptı. Eşkıyânın tamâmına yakınını ortadan kaldırıp bir kısmını da yakalayarak muhâfaza altına aldı. 1434’te, yaşlılığı dolayısıyla beylerbeylik vazifesinden alındı.

 ***

 

Fetret döneminden sonra, kendi adına sikke kestirecek kadar ünlü bir Osmanlı paşasıdır. Çelebi Mehmed 1413'te tahta çıktıktan sonra küçük oğlu Şehzade Murad'ı Amasya'ya vali olarak atadı. O sırada Ankara valisi olan Yörgüç Paşa da devlet işlerini yürütmesi için Amasya'ya davet edildi. Derhal Amasya'ya gelen Yörgüç Paşa, Amasya etrafındaki asayişsizliğin önünü almaya başladı. Çevrede büyük bir otorite sağladı. Verdiği büyük hizmetlerden dolayı kendi adına akçe kestirmesine izin verildi. Bunlara Yörgüç paşa Akçesi dendi. 1441 yılında vefât eden Yörgüç Paşa, Amasya’da câmi, imâret, medrese ve türbeden müteşekkil bir külliye yaptırmıştır.

 


Tarih: 20:01, 17/12/2006 Kategori: Havza
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Havza İlçesi Arkeolojik Yerleşim Yerleri


Havza

                  262 Cintepe 2                  Höyük

                  Bacas Tepe                  T.Ü.Yerleşme

                  Belalan Tepe                  Höyük

                  Boyalı                  Höyük

                  Cevizlik Tepe                  Höyük

                  Cin Tepe 1                  Höyük

                  Çam Tepe                  T.Ü.Yerleşme

                  Çeş Tepesi                  Y.Yerleşmesi

                  Dökme Tepe 1                  Tümülüs

                  Garco Tepe                  Höyük

                  Hakim Tepe 2                  Höyük

                  Kayalı Tepe                  Y.Yerleşmesi

                  Kömürlük Höyüğü                  Höyük

                  Manevra Tepe                  D.Yerleşme

                  Muhlis Tepe                  Höyük

                  Ören Tepe                  D.Yerleşme

                  Patlanguç Tepe                  Höyük

                  Sivri Tepe                  Y.Yerleşmesi

                  Şeyhsafi Höyüktepe                  Höyük

                  Taşkaracaören                  Höyük

                  Yel Tepesi            Y.Yerleşmesi

Tarih: 17:25, 14/7/2006 Kategori: Havza
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Milli Mücadelemizin Ergenekonu HAVZA


 

Havza'nın Kelime Anlamı :

Havza kelimesinin kurucusu Hititlerin (Turaniler) Amasya Valisi «Kavuzhan» adıyla ilgili olarak «Kavza» kelimesinden geldiği ileri sürülmektedir. Kasabanın ilk adının, kesin olmamakla birlikte «Asarül Bilâd » adlı kitap yazarı Zekeriye Bin Mahmud El Kozuini, İlçede 442 yılında olan bir depremden söz ederken «Ancere» kelimesini kullanmıştır.


«Havza» kelimesi 930 veya 1245 yıllarından sonra kullanılmaya başlanmıştır. Havza adının kullanılmasının ağırlıklı bir nedeni, kaplıca ve hamamlardaki «Havuz» ların çokluğudur. «Havza»nın nehir veya maden çevresi anlamı da vardır.

 

Havza Tarihi:

Havza Hititlerin Amasya Valilerinden Kavuzhan tarafından 2500 yıllarında kurulmuştur. Amasya'nın Pontus Kollarının hükümet merkezi olmasıyla Havza'da Pontus idaresine girmiş, VIII yüzyıllardan itibaren de Bizans'ın eski Vilayetlerinden olan «Armenikanun» kaleleri arasında yer almıştır.


Bölgede M.S. 442 yılında olan ve iki gün süren deprem sonucu çoğu bina ve bir de kilise yerle bir olmuş, yıkılan kilisenin altından çok sıcak su çıkmıştır. Şu an kaplıcaların bulunduğu yerde kazı yapılması halinde batık bir şehrin bulunabileceği tahmin edilmektedir.


Bu bölge M.S. 712'de Arapların eline geçse de Bizans İmparatorluğu'ndan kesin olarak ayrılışı Selçuklular sayesinde olmuştur. Osmanlı döneminde, Anadolu'nun beş büyük kültür merkezinden biri olan Amasya'nın sınırları içinde kalmıştır.


Havza 1882 yılında ilçe olmuş, 1925 yılında Amasya'dan ayrılarak Samsun'a bağlanmıştır.


Atatürk'ün Gelişinde Havza :

İlçe Milli Kurtuluş Hareketlerinin başlangıcında önemli gelişmelerin kaydedildiği yer olarak ta resmi tarihimize damgasını vurmuştur. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk 25 Mayıs 1919 günü akşamı üzeri Havza'ya gelmiş, (18) gün burada kalmış, rahatsız olarak geldiği ilçede, şifalı kaplıcalarında sağlığına kavuşmuştur. Atatürk ilçede, şimdi restore edilen önceleri otel olarak, daha sonra belediye olarak kullanılan Mesudiye Otelinde, Karargâhı ise Ali Osman Ağa konağında ikâmet etmiştir. Kurtuluş savaşı hazırlıkları burada başlamış, Amasya Tamimi burada ele alınmıştır. Yurdun işgali ilk kez Havza'da düzenlenen mitinglerde kınanmıştır. Mustafa Kemal Paşa, İlçeye gelişinin 2. Günü olan 26 Mayıs 1919 tarihinde kendisini ziyarete gelen heyete Şu tarihi sözleri söylemiştir. «Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, kurtulacağız, bizi öldürmek değil, canlı mezara atmak istiyorlar. şimdi çukurun kenarındayız. Son bir azim bizi kurtarabilir.»


Atatürk Havza Belediye Başkanından, bölgedeki Müslüman ve Hıristiyan halkın oranını, siyasi eğilimlerini, aralarındaki anlaşmazlıkların nedenlerini, ve çözüm yollarını, ilçenin ileri gelenlerini, halkın vergi borcu olup olmadığını öğrendi ve ertesi gün yani 27 Mayıs 1919'da Havza'da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.


Atatürk Havza'ya geldiklerinde Kaymakam Fahri Bey'di. Mustafa Kemal 13 Haziran 1919'da Havza'da bir miting düzenler. O sırada Havza'dan geçen İngiliz temsilcisi Keçil durumu Samsun'a bildirdi. Haber İstanbul Hükümetine iletilerek Mustafa Kemal'in geri çağırılması istenir. Aynı gün (13 Haziran 1919) Havza'dan ayrılan Mustafa Kemal ayrılırken Havzalılara, «Bu gün artık üniforma sahibi deyilim. Size evvelce bildirdiğim gibi sade bir millet adamıyım.» demiştir.


Atatürk'ün ilçemize 24 Eylül 1924 tarihinde ikinci teşriflerinde Havzalılara hitaben söylediği sözler şöyledir.


«Sizinle en elemli, en yeisli günlerde tanıştım. Aranızda günlerce kaldım. Bana mazinin hatırasını tekrarlatan şu daire içinde kıymetkâr mesai ve muavenetinizden pek müstefit oldum. Eğer Havzalıların o samimi ve metin hüsnü kabulleri olmasa ve eğer Havza'nın nafi şifalı kaplıcaları ahval-i sıhhiyem üzerinde müspet bir tesir bırakmasaydı, emin olunuz ki inkılâp için çalışamayacaktım. Bundan dolayıdır ki Havza ve Havzalılara çok şey borçluyum. Kalbi rabıtam ebediyen saklayacak ve sizi hiç unutmayacağım. İlk cüreti, ilk cesareti gösteren sizlersiniz İnkılâp ve Cumhuriyet tarihinde kahraman Havza'nın ve Havzalıların büyük bir yeri vardır.» Atatürk'ün Havza'ya gelişi her yıl 25 Mayıs'ta parlak törenlerle kutlanmaktadır.

 

İlçemiz milli mücadeledeki yerini fazlası ile almasına rağmen yeterli ilgi ve alakayı görmemiştir.Atatürk Havza’ya gelmeden önce buradan milli mücadeleyi başlatacağının ilk işaretlerini veriyordu.Mustafa Kemal Havza ya gelmeden önce Özel ve Gizli işaretli bir mektubu 24 mayıs 1919’da Havza kaymakamı Fahri Bey’e gönderir.Kısaca mektubun içeriği istihbarata yönelik olup bölge hakkında tam bir bilgiye sahip olmak istiyordu.Bu mektubun orjinali Atatürk’ün Havza Karargahında muhafaza edilmektedir.Mustafa Kemal Havza ya18 arkadaşı ile birlikte gelmiştir.Mustafa Kemal İlçemizde Ali Babaya ait Mesudiye otelinde karargahını kurmuştur.Buradan yurdun değişik yerlerine gönderilmiş 50 adet belge mevcuttur.Gönderilen belgelerin ana teması yurt bütünlüğünün korunması için milli tepkilerin daha canlı olarak gösterilmesi ve milli direnişin başlatılması yönünde idi.

 

Havza milli mücadelede ilklere sahne olmuştur.

 

İlk Müdafa-i Hukuk Cemiyeti 26 Mayıs 1919 da 4500 kişilik serdengeçiti ile kurulmuştur.

 

Milli mücadelenin ilk mitingi bizzat Atatürk’ün başkanlığında Havza da yapılmıştır.

 

Atatürk Rus heyeti ile ilk defa Havza da görüşmüştür.Rus albay Bu denli Mustafa Kemal’e teklifi şuydu: Generalim, bütün ihtiyacımızı tamamlamaya Rusya’nın hazır olduğu size bildirmek görevini üzerine almış bulunmaktayım. Size top, tüfek,c ephane, para verelim. Muktedir subaylar gönderelim. Yalnız bir şartımız var. Atatürk ne olduğunu sordu. Bu denni de şartları şöyle sıraladı.

 

Sovyetler Birliği’ne katılınız.Siz de federal cumhuriyetlerden biri olunuz, bu suretle kuzeyden güneye kadar Murmansk’dan Süveyş’e kadar kapitalist devletlere karşı cephe kurulmuş olacaktır.

Bu yardım isteğine karşılık Atatürk şu cevabı verdi : 

Değerli subaylarımızın Sovyet yurdunda önemli görevleri vardır. Biz Türkler kendi yağımızla kavrulmayı tercih ederiz. Sovyetler Sovyetler topluluğunda bir Cumhuriyet olmaya gelince,Biz Türklerin milliyet anlayışına aykırıdır. Siz, gelin müşterek düşmana bizi eşit bir savaşçı olarak kabul edin. Bize bu kadarı yeter.Türkler batı emperyalistlerine karşı bir ölüm dirim savaşına girmişlerdir.Bu savaşı muhakkak kazanacaktır.Türkiye’de yapılacak olan devrimleri,Türkler kendileri yapmak kararındadırlar. Kızıl Ordunun yardımını hoş karşılayamazlar.Türk milleti mağrur ve hassastır. Her türlü mücadele gücünü kendi damarlarındaki kanda bulmaktadır.”


Böylece Atatürk Kızıl Ordunun Anadolu’ya girmesini önledi.

 

Mustafa Kemal ilk defa Padişaha göndermiş olduğu telgrafla Anadolu’da Milli Mücadelenin başladığını bildirmiştir.

 

Amasya Tamimi olarak yayınlanan bildirideki maddeler Havza da yazılmış Amasya’da açıklanmıştır.

Mustafa Kemal Milli mücadele yapacağı işlerin ve atacağı adımların hepsini ve kurtuluş hareketinin plan ve programlarını Havza’da hazırlamıştır.

 

Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş savaşından sonra Havza’yı 3 kez ziyaret ederek Havza ve Havzalıların Kurtuluş savaşındaki yeri ve önemini dile getirmiştir.

 

24 Eylül 1924 tarihinde Havza’yı ziyaretinde Havzalılara şu şekilde hitap etmiştir

Ahval-i sıhhiyem üzerinde müspet bir tesir bırakmasaydı, emin olunuz ki İnkılap için çalışamayacaktım. Bundan dolayıdır ki Havzalılara çok borçluyum. Kalbi rabıtamı ebediyen saklayacak ve sizi hiç unutmayacağım.

 

Muhterem Havzalılar !

İlk cüreti, İlk cesareti gösteren, ilk teşkilatı yapan sizlersiniz. İnkılap ve Cumhuriyet tarihinde kahraman Havza’nın ve Havzalıların büyük bir yeri vardır.

 

 

MİLLİ MÜCADELENİN İLK’LERİ

 

-İlk teşkilatının kurulduğu,

 

-İlk genelgesini yazıp ulusa “ya bağımsızlık ya ölüm” şiarının ilk kez ilan edildiği,

 

-İlk mitingin düzenlendiği,

 

-İşgal kuvvetleri tarafından toplanan silahlara el koyularak ilk eylemin gerçekleştirildiği,

 

-Kurtuluş savaşımızın ilk ve en önemli görüşmelerinin yapıldığı,

 

-Mustafa Kemal’in halkın karşısına ilk defa sivil kıyafetlerle çıkıp sine-i millete dönme kararını ilk kez açıkladığı yer olması özelliği Havza’ya MİLLİ MÜCADELEMİZİN ERGENEKON’U SIFATINI KAZANMIŞTIR.

 

http://www.havza.bel.tr/history/


Tarih: 11:23, 1/7/2006 Kategori: Havza
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Mustafa Kemal Havza'da


Havza Atatürk Evi


HAVZALILAR!!!

Sizinle en elemli, en yeisli günlerde çalıştım. Aranızda günlerce kaldım. Bana mazinin hatırasını tekrarlatan şu daire içinde kıymetkar mesai ve muavenetinizden pek müstefit oldum.

 

Eğer Havzalıların o samimi ve metin hüsnü kabulleri olmasa ve Havza’nın nafi şifalı kaplıcaları ahval-i sıhhiyem üzerinde müspet bir tesir bırakmasaydı, emin olunuz ki inkılap için çalışamayacaktım. Bundan dolayıdır ki Havza ve Havzalılara çok şey borçluyum.

 

Kalbi rabıtam ebediyen saklayacak ve sizi hiç unutmayacağım. İlk cüreti ve cesareti gösteren sizlersiniz. İnkılap ve Cumhuriyet tarihinde kahraman Havzanın ve Havzalıların büyük yeri vardır.

Mustafa Kemal 


Atatürk' ün 9. Ordu Müfettişliği Karargahı -Mesudiye Oteli/Havza

 

 

MUSTAFA KEMAL PAŞANIN 9 ORDU MÜFETTİŞLİĞİ KARARGAHI

(ATATÜRKEVİ) HAKKINDA GENEL BİLGİLER:

Mustafa Kemal Paşa Milli Mücadele yıllarında 25 Mayıs 1919’ da Havzaya teşriflerinde Havza’da kaldığı süre içinde kendine karargah olarak Ali Baba’ nın Mesudiye otelini seçmiştir, binada 18 gün ikamet etmiş ve karargah olarak kullanmıştır. Otel ile ilgili bilgiler aşağıda sunulmuştur.

 

 

Cumhuriyet Öncesi Mesudiye Oteli

 1900’ün ilk yıllarında yapıldığı zannedilen üç katlı bir binadır. “Mesudiye Oteli ” adıyla hizmet vermekte iken Mustafa Kemal Paşa’ nın 25 Mayıs 1919 tarihinde Havza’ya teşrifiyle birlikte zamanın kaymakamı Fahri Bey tarafından kendisini ikametine tahsis edilmiştir. Yani Mustafa Kemal Paşa burayı artık karargah olarak kullanacaktır.

 

25 Mayıs-13 Haziran 1919 tarihleri arasında çalışmalarını yürüttüğü bu binanın odası  eşyalarıyla birlikte muhafaza edilerek , “Gazi Odası” adı altında ziyaretçilere açık tutulmuştur. 1984 yılına kadar binanın “Gazi Odası” haricindeki bölümleri Belediye hizmet binası olarak kullanılmıştır. 1993 yılında İl özel idaresinin maddi desteğiyle Kaymakamlıkça tamiratı yapılarak ziyarete açılmış, 2001 yılında Kaymakamlığın gayretiyle Kültür Bakanlığı binayı komple restore ettirerek 2002 yılında Mustafa Kemal Paşa’ nın Havza Karargahı (Atatürk Evi) adıyla yeniden hizmete ve ziyarete sunulmuştur.

 

 Mustafa Kemal Paşa Karargahı (Atatürk Evi ve Müzesi) 

Daha önce Belediye İtfaiye Amirliği’nce kullanılan zemin kat, bu birimin kendi binasına taşınmasından sonra restore edilen bina Kaymakamlıkça Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü’ne tahsis edilerek hem kaplıcalarda kalan “Turistler”için bir zaman değerlendirme ortamı haline getirilerek yabancılarında ülkemizi ziyaretinde bu yüce vatanın topraklarının ne zorluklarla kazanıldığını ve  bu uğurda yapılan çalışmaların neler olduğunu görüp gezme imkanı bulmaları yönünden, hem de Halk Eğitim Kurslarını bitiren kursiyerlere “el emeği göz nuru” eserlerini  sergileme ve pazarlama imkanı vermiştir. İkinci katta; Atatürk’ün çalışma odası, yatak odası, Havza odası  ve dinlenme odası o dönemde kullanılan eşyalarla yeniden düzenlenmiştir. Üçüncü katta ; Milli mücadelenin ön hazırlıklarının yapıldığı illere hitaben Amasya, Sivas, Erzurum ve Ankara odaları düzenlenmiştir. Bu odalarda o dönemlerde yapılan çalışmalar resim ve yazılarla yansıtılmıştır. Ayrıca iki katın salonlarında etnoğrafik (tarihi) ve folklorik (geleneksel) malzemeler teşhir edilmektedir.

 

http://www.havza.gov.tr/

 

Tanıtım Filmi;

http://www.havzaataturkevi.com/film.htm

 


 


Tarih: 20:16, 30/6/2006 Kategori: Havza
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Havza kaplıcalarında şifayap oldum


SAMSUN - HAVZA ASLAN AĞZI - KIZ GÖZÜ KAPLICALARI

Samsun Ankara karayolu üzerinde, 85.ci kilometrede bulunan bir ilçe Havza.
 
Ankara'yı Karadeniz'e bağlayan karayolunun üzerinde bulunmasına rağmen, kaplıcalarının özellikleri çoğu kimse tarafından bilinmemektedir.
 

Atatürk'ün Samsun'a çıktıktan sonra ilk uğradığı yer olarak ta bilinmektedir. Ulu önderin şu veciz sözleri Havza'daki kaplıcalarda okunabilinir:

 

"Havza kaplıcalarında şifayap oldum".

 

Havza kaplıcalarının şifalı suları; çeşitli romatizma, kırık-çıkık sekelleri ve mevzi ağrıları, sinir, mide, bağırsak, metabolizma, kansızlık gibi hastalıklara iyileştirici etki yapmaktadır.

 

Havza kaplıcaları Turizm Bakanlığı tarafından Termal Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir. 56°C sıcaklığa ve günde 10.080 kişi banyo kapasitesine sahiptir. (56°C kaynak çıkış sıcaklığıdır.)

http://www.hekimce.com/konu.php?konu=1932


Tarih: 11:02, 30/6/2006 Kategori: Havza
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Havza İlçemizi Tanıyalım


TARİHİ

Havza M.Ö.2000 li yıllarda kurulmuş olup, kuruluşu Hitit Uygarlığı dönemine dayanır. M.Ö.7.yy.da Samsun’un İonyalılarca kıyı kenti olarak kuruluşundan bir süre sonra Miletliler’in etkisi altına giren bölge, daha sonra Kafkaslardan gelen Kimerler’in istilasına uğramış, savaşlar sonucunda ise önce persler tarafından idare edilmiş, Büyük İskender’in Anadolu’yu istilasından sonra Makedonya İmparatorluğunun egemenliğine girmiştir.

 

M.Ö. I.yy.da Roma  istilasına uğrayan Havza. M.S. 935’te imparatorluğun bölünmesiyle Doğu roma (Bizans) imparatorluğuna dahil olmuştur.

 

Havza ,1071 Malazgirt Savaşından sonra Türk hakimiyeti girmiş ise de, haçlı seferleri sonucu sık sık el değiştirmiştir. 13 yy..’da  Selçukluların eline geçen bölge Selçuklu Hanedanlığının Çöküşünden sonra Canik Beyliği’ne daha sonra 1414’te Osmanlı yönetimine geçmiştir.

 

Bölgede M.S. 1050 yılında olan ve iki gün süren deprem sonucu çoğu bina ve bir de kilise yerle bir olmuş, yıkılan kilisenin altından çok sıcak su çıkmıştır. Eski tarihçiler ilçedeki şifalı suların o dönemlerde çok meşhur olduğunu hatta Romalıların buraya Thermee-Phoseemeomitarem adını verdiklerini belirtmişlerdir.

 

Havza, Osmanlılar döneminde Amasya ‘ya bağlı olarak yönetilmiş, 1882 yılında ilçe olmuş, 1925 yılında Samsuna bağlanmıştır.

 

Havza,Milli kuruluş Hareketlerinin başlangıcında önemli gelişmelerin  kaydedildiği yer olarak da Cumhuriyet tarihimize damgasını vurmuştur.

 

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk 25 Mayıs 1919’da Samsun’dan Havzaya geçmiş, 18 gün orda kalmıştır. Rahatsız olarak geldiği ilçede, şifalı kaplıcalarda sağlığına kavuşmuştur. Atatürk ilçede şimdi Atatürk evi olarak Restore edilen o zamanın Mesudiye Oteli’nde kalmış, Karargahını ise Ali Osman Ağa  konağında kurmuştur.

 

Kurtuluş savaşı hazırlıkları Havza’da başlamış, Amasya tamimim Havzada ele alınmıştır. Yurdun işgali  ilk kez Havzada düzenlenen mitinglerde kınanmıştır. M. Kemal Paşa,26 Mayıs 1919 tarihinde kendisini ziyarete gelen heyete şu tarihi sözleri söylemiştir.

 

“Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, kurtulacağız, bizi öldürmek değil canlı canlı mezara gömmek istiyorlar. Şimdi çukurun kenarındayız. Son bir azim bizi kurtarabilir.”

 

27 Mayıs 1919’da Havza’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştur. M Kemal 13 Haziran 1919’da bir miting düzenler. O sırada Havza’dan geçen İngiliz temsilcisi Kecil durumu Samsuna bildirir. Haber İstanbul hükümetine iletilerek M. Kemal’in geri çağrılması istenir.

 

Aynı gün Havzadan ayrılan M. Kemal ayrılırken Havzalılara:

 

“Bu gün artık üniforma sahibi değilim. Size evvelce bildirdiğim gibi sade bir millet adamıyım” demiştir.

 

Atatürk’ün Havzaya 24 Eylül 1924 tarihinde ikinci teşriklerinde Havzalılara Hitaben söylediği sözler şöyledir:

 

“Sizinle en önemli, en yeisli günlerde tanıştım. Aranızda günlerce kaldım. Bana mazinin hatırasını tekrarlatan şu daire içinde kıymet kar mesai ve muavenetinizden (yardımlarınızdan)  pek müstefit oldum (faydalandım).  Eğer havzalıların o samimi ve metin hüsnü kabulleri olması ve eğer Havzanın nafi (faydalı) Şifalı kaplıcaları ahval-i sıhhiyem üzerinde müspet bir tesir bırakmasaydı,emin olununki inkılap için çalışmayacaktım. Bundan dolayıdır ki Havza ve havzalılara çok şey borçluyum. Kalbi rabıtam ebediyen saklayacak ve sizi hiç unutmayacağım. İlk cüreti, ilk cesareti gösteren sizlersiniz inkılap ve Cumhuriyet tarihinde kahraman Havzanın ve havzalıların büyük bir yeri vardır”.

 

Atatürk'ün Havza'ya gelişi her yıl 25 Mayıs’ta parlak törenlerle kutlanmaktadır.

 

Havza kelimesinin anlamının, Kurucusu Hititlerin (turaniler) Amasya Valisi “Kavuzhan” adıyla ilgili olarak “Kavza” kelimesinden geldiği ileri sürülmektedir.

 

Havza kelimesi 930 veya 1245 yıllarından sonra kullanılmaya başlanmıştır. Havza adının kullanılmasının ağırlıklı bir nedeni, kaplıca ve hamamlardaki “Havuz”ların çokluğudur. ”Havza”nın nehir veya maden çevresi anlamı da vardır.

 

 

COĞRAFİ KONUMU

Havza kısmen ova ve kısmen de dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahiptir. İlçe merkezi, üç tarafı dağlarla çevrili bir vadi içinde kurulmuştur.

 

İlçe Orta ve Doğu Karadeniz bölgesinin sahil illerin iç Anadolu’ya, Batı ve Marmara Bölgelerine bağlayan önemli bir karayolu ve demiryolu üzerinde bulunmaktadır. doğusunda Kavak ve Ladik, Batısında Vezirköprü, Kuzeyinde Bafra, Güneyinde ise Amasya’nın Merzifon ve Suluova ilçeleri bulunmaktadır.

 

Rakımı 675 m. Olan ilçenin yüz ölçümü 793 km2 dir.

 

Başlıca dağları; İbrecik dağları, Ömürcük ve Göl (Ilıca) dağıdır.

 

Tersakan, Kamlık çayı ve Havza Hacı Osman deresi en önemli akarsularıdır.

 

Mesudiye, Çayırözü, Şeyhkoyun, Hacıdede başlıca yaylalarıdır.

 

 

 

İKLİMİ

Ilıman deniz ikliminden karasal iklime geçiş özelliği arz eder. Bazı yerlerde Karadeniz iklimi,bazı yerlerde Karasal iklim hakimdir. Kış aylarında sislidir kışın kar yağışı ve buzlanma görülür.

 

 

SOSYO-EKONOMİK YAPISI

Havza'nın ekonomisinde tarım hakimdir. İlçede üretimi yapılan başlıca ürünler; şeker pancarı, buğday, arpa ve ayçiçeğidir. Tütün, fasulye, mısır, yulaf, nohut ve mercimekte yetiştirilmektedir. Meyve üretimi; elma, armut, ceviz, erik, vişne, ayva, kızılcık, üzüm üretimi olarak gerçekleştirilir. Ayrıca yem bitkileri ve sebzede yetiştirilmektedir. Sulama için akarsularından yararlanılan ilçede 7 sulama göleti mevcuttur.

 

İlçede 6 tarım kredi kooperatifi mevcuttur.

 

Havzada hayvancılık büyük baş hayvancılık ve kümes hayvancılığı şeklinde gerçekleşmektedir. Sivrikise ve güvercinlik köylerinde boğa barınağı mevcuttur.

 

Dağlarla çevrili ilçede orman alanları geniş yer kaplar. Yüzölcümü79.300 ha olan ilçenin 28.449 ha’ı ormanlık alanıdır.Orman köylerinde yaşan halk geçimini büyük ölçüde orman ürünlerinden sağlamaktadır.

 

İlçede 6 tanesi faaliyette olmayan 21 un fabrikası mevcuttur.

 

Özel sektöre ait 3 adet fabrika faaliyettedir. Bunlar Çivi fabrikası,Vidasan vida ve cıvata fabrikası ve süt ürünleri fabrikasıdır.

 

İlçenin 1989 yılında hizmete girmiş, çeşitli meslek dallarında 120 esnafın çalıştığı birde küçük sanayi sitesi vardır. Havza ekonomisinde Turizm de önemli bir yer tutar. İlçenin sahip olduğu şifalı sular çevre il ve ilçelerden çok sayıda ziyaretçi çekmektedir. İlçede çok sayıda otel, motel ve pansiyon mevcut olup termal turizme hizmet vermektedir.

 

İlçede Salı günleri normal Pazar,Cuma günleri ise hayvan pazarı kurulmaktadır.

 

 

ULAŞIM

Havza,Samsun-Ankara devlet karayolu üzerinde kurulmuş bir ilçemizdir. Samsuna uzaklığı 84 km.dir. Samsundan Havzaya ulaşım problemi yaşanmamaktadır. Her gün her saat araç bulmak mümkündür.

 

 

Lerdüge Tümülüsleri

Havzanın 21 km. doğusunda Lerdüge köyünde beş tümülüsü saptanmıştır. 1946 yılında başlatılan çalışmalarda çıkan buluntular Ankara Arkeoloji müzesine gönderilmiştir.

 

Ortaya çıkartılan yapının,mimari tekniği ve diğer buluntulardan M.S.100 - M.S.200 yılları arasında kullanıldığı anlaşılmıştır. Demir kenetlerle birbirine bağlanmış taş girişten 15 m. Uzunluğundaki tonoz örtülü dramos7a geçilmektedir. Moloz taş duvarlar sıvalı alt bölüm al boyalıdır. Gömüt odasına taştan oyularak açılmış küçük bir kapıdan girilmektedir. Gömüt odasının duvarları insan hayvan tasvirleriyle süslenmiştir. Altın süs  gereçler,tunç kandiller, çeşitli şişeler tümülüste bulunan eşyalardır.

 

Havza ilçesindeki diğer arkeolojik alanlardan elde edilen buluntular üzerinde yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bunlar; Tepecik, DökmeTepe, Patlaguç ,Kayalı Tepe, Garco Tepe, Cin Tepe, Cevizbaşı, Ören Tepe, Çamtepe, Çeştepe, Bacatepe, Şeyh Safi, Manevra Tepe, Hakim Tepe, Kale tepe, Taş karaca ören, Anıttepe höyükleridir.

 

Mustafa Paşa Camii

Havzanın imaret mahallesindedir. 1256 yılında yapılmıştır. Osmanlılar döneminde iki kez onarılan cami, kare planlı ve üstü kiremit çatı ile örtülüdür.

 

 

Mustafa Bey Türbesi

1429 yılında yapılmıştır. Kare planlı olup, alt kesimi kesme taştan, üst kesimi taş ve tuğla karışımı, kubbeli bir yapıdır. Geometrik motiflerle örülmüş tuğla örtüsü özgündür.

 

 

İmaret

Havza ilçe merkezinde imaret mahallesindedir. Amasya emirlerinden Atabeyzade Mustafa Beyin damadı Yörgüç Paşazade Mustafa Bey tarafından 1429 yılında yaptırılmıştır.

 

Kesme taştan, yapılmış olup, düz çatılıdır. 1938 ve 1940 yılları arasında onarılıp Atatürk Kütüphanesi olarak hizmete açılmıştır. 1968 de ikinci kez onarılan yapı 1928’den beri aşevi olarak kullanılmaktadır.

 

 

Kurt Köprüsü

Havza ilçesinde bağlı kayabaşı (Tahna) köyündedir. Kesin yapılış tarihi bilinmeyen köprünün Roma döneminde onarıldığı tahmin edilmektedir. İstavroz çayı üzerinde kurulmuş olan köprünün iki büyük gözü ve ortasında bekçi evi bulunur. Yaklaşık 2m. Genişliği ve 12 m. yüksekliği vardır.

 

 

MUSTAFA KEMAL’İN HAVZA KARARGAHI KRONOLOJİSİ (ATATÜRK EVİ) MESUDİYE OTELİ

Günümüzde “Atatürk Karargahı” olarak hizmet verip müzeye dönüştürülme çalışmaları sonuçlandırma aşamasında olan bu bina’nın ilk olarak Ermeniler tarafından inşaa edilip uzun yıllar Ermeni Kız Mektebi olarak kullanıldığı ileri sürülmektedir.

 

Ermeniler’in bölgeyi terk etmesinden sonra hükümete devredilen bu binayı Havza eşrafından Hurdazlı İsa Efendi satın alarak otel haline getirmiş daha sonra bu otelin işletmeciliği belirli bir kira bedeli karşılığı Havza’da uzun yıllar kaplıca müstecirliği de yapmış olan Ali Baba’ya verilmiştir.

 

Ali Baba’nın işletmeci-liği döneminde 25 Mayıs 1919 - 13 Haziran 1919 tarihleri arasında Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Havza bürosu olarak kullandığı bilinen bu bina 1338 (1922) yılında Hurdazlı İsa Efendi’den 4.500 lira karşılığında satın alınarak belediye binası haline getirilmiştir.

 

Bu şekilde 50 yılı aşkın bir süre belediye hizmet binası olarak yararlanılan eski Ermeni Kız Mektebi ve tarihte bilinen adıyla ünlü Mesudiye Oteli 1993 yılında restore edilerek “Atatürk Karargahı” haline getirilip, ziyaretçilerin hizmetine sunulmuştur. Müzeye dönüştürülme çalışmaları sonuçlandırma aşamasında olan Atatürk Karargahı’nda Atatürk’ün Havza’da kaldığı süre içerisinde çalışma bürosu olarak kullandığı bir oda ve istirahatini temin ettiği bir yatak odası içindeki orjinal yada o döneme özgü ve orjinaline yakın eşyalarıyla birlikte korunmaktadır. Karargah’ın diğer odaları Atatürk’ün Milli Mücadelemizde izlediği yol üzerinde bulunan kentlerimizin adına ithaf edilerek, Atatürk’ün bu kentlerimizdeki etkinlikleri ile ilgili belge, kitap ve fotoğraflarla dekore edilmiştir.
 

 

İstasyon Binası

İki katlı olan yapı kesme taştan inşa edilmiş olup çatısı Marsilya kiremiti ile örtülüdür.

 

 

Büyük Hamam(Vakıf Hamamı)

İmaret mahallesi, hamam sokağında bulunan tarihi kaplıca; Bizans dönemi nede yapılmış olan eski yapı yıkılarak yerine yeniden inşa edilmiştir. Adeta Havzanın sembolü haline gelen bu tarihi hamam vakıf kayıtlarına göre 1256 yılında Selçuklu Sultanı II.Mesud tarafından yaptırılmıştır.

 

Bu hamam kızgözü-Aslanağzı hamamı olarak ta bilinmektedir. Hamama bu adın verilmesi tabi ki bir efsaneye dayanmaktadır Bir çok kaplıcada olduğu gibi  Kız gözüne de kutsal yer olarak bakılmakta; bu sudan içen ve 20 defa banyo yapan insanın hiçbir hastalığının kalmayacağına inanılmaktadır.

 

Soyunmalık, soğukluk ve sıcaklık olmak üzere üç bölümlü ve kubbeli klasik Türk hamamı tarzındadır. Sıcaklık bölümünün ortasında bir havuz bulunmaktadır.

 

Hamamın ana kurnası aslanağzı, yanında bulunan sütun ise kız gözü olarak adlandırılır. Bazıları kız gözünden akan sıcak suyun ince muntazam tertibatlı bir mercandan sızdığın iddia etmekte ise de, bazıları da hamam buharlarının toplanmasından ibaret bir su olduğunu söylemektedirler. Hamamın kubbesinden hiç su damlamadığına göre mimarın bu buhar sularını herhangi bir şekilde toplayıp bir noktaya taşımış olması ihtimali daha kuvvetli görünmektedir.

 

100 kişi kapasitesi olan hamam gündüzleri kadınlara geceleri erkeklere açıktır. Bu hamamın hemen yanında 22 özel banyosu da vardır.

 

Küçük hamam (şifa kaplıcası) 1429 yılında Amasya Emiri Mustafa Bey tarafından büyük hamama ilave olarak yaptırılmıştır. Bir havuzu olan bu hamam 50 kişi kapasiteli olup devamlı erkeklere açıktır.

 

Maarif Hamamı

İmaret mahallesi hamam sokağında Büyük hamamın 50 m. batısında yer almaktadır. II.Abdülhamit’in son dahiliye nazırı Maznun Paşazade Mehmet Memduh Paşa tarafından Sivas valisi iken “1890-1894” tarihleri arasında yaptırılmıştır. Üstünde bulunan özel banyolar ve otel kısmı yenidir.

 

Bu hamamda 1 havuz,3 kurna,6 tek kur5nalı özel bölmeler bulunmakta olup, 100 kişi kapasitelidir. Hamamın yeni eklenmiş olan kısımlarında ise 9 özel banyo vardır.Hamamın üstünde 60 yataklı bir otel yer almaktadır. Bu hamam gündüzleri bayanlara, geceleri erkeklere hizmet vermektedir.

 

 

Diğer Tarihi eserler

Dereköy’de ki emir El-hacı Veliyüddin Bin Berekat-Şah Camii (12499 ve türbesi, Sivrikise köyündeki Sivrikise Camii(1903), Şeyh Safi Köyündeki Şeyh Savcı Türbesi (Selçuklular dönemi).

 

 

KAPLICALAR

Havzada turizm faaliyetlerinin büyük bir bölümü termal turizme dayanmaktadır. Şifalı suları bulunan ilçeye eski çağlardan beri bazı hastalıkların tedavisinde yaradığı için çevreden hatta bütün Anadolu’dan çok sayıda insan gelmektedir. Diğer bir deyişle Havza’da daha çok sağlık, dinlenme ve temizliğe dayalı turizm söz konusudur.

 

Havzanın içerisinde Samsun-Ankara yoluna yaklaşık 1 km. uzaklıkta bir tepenin eteğinde beş kaplıca bulunmaktadır. Bu kaplıcaların üçü eski tarihlerde yapılmış; Aslanağzı-Kız gözü; Şifa ve maarif Hamamları; diğer iki tanesi ise MTA’nın araştırmaları sonucu 1986 yılında bulunan ve çıkarılan sıcak suyun değerlendirilmesi amacıyla sonradan yapılmış Modern Türk Hamamı, Lokman Hekim Hamamı'dır.

 

Havza kaplıcalarının şifalı suları; çeşitli romatizma, kırık, çıkık sek elleri ve mevzi ağrılar, sinir, mide, bağırsak, metabolizma, kansızlık gibi hastalıklara iyileştirici etki yapmaktadır.

 

Havza kaplıcaları Turizm Bakanlığı tarafından Termal Turizm merkezi olarak ilan edilmiştir. 56 C sıcaklığa ve günde 10.080 kişi banyo kapasitesine sahiptir. (56 C kaynak çıkış sıcaklığıdır).

 

Milli mücadele yıllarında Atatürk Havzaya geldiğinde,şifalı kaplıcalardan faydalanma fırsatıda bulmuştur.

 

İmaret mahallesi hamam sokağında Büyük hamam, Küçük hamam ve Maarif Hamamı gibi tarihi hamamların yanında 1986 yılında yapılmış hamamlar şunlardır:

 

 

Modern Türk hamamı

1986 yılından sonra Havza belediyesi tarafından yapılan hamamlardan birisidir. Vakıf kaplıcalarının yaklaşık 100m aşağısında inşa edilmiştir. Umumi hamamın ortasında bir havuz bulunmakta olup, 150 kişilik kapasiteye sahiptir. Hamamın altında 13 özel banyosu bulunmaktadır. Bu hamam gündüzleri bayanlara, geceleri erkeklere açıktır.

 

 

Lokman Hekim Kaplıca ve Motelleri

Maarif hamamının 50m. İlerisinde inşa edilmiştir. 100 kişilik umumi bölümünden hariç 24 özel banyosu vardır.

 

Bunların haricinde umumi bölümleri olmayıp, özel banyoları olan termal oteller, motellerde mevcuttur.

 

 

Gezi ve Mesire Yerleri

Çevresinde ve ülke çapında böylesine meşhur kaplıcalara sahip olan Havza’ya yakın yerlerden günübirlik gelenler olduğu gibi yurdun her köşesinden bir haftalık, 15 günlük, 20 günlük süreler için gelenler de vardır.

 

Havzanın etrafı ormanlarla kaplanmış dağlarla çevrilidir. Bu nedenle yakın çevresinde piknik ve mesire alanı oldukça fazladır. Ancak, Havza’da bunun için pek fazla uzağa gitmeye gerek yoktur. Çünkü ilçe merkezini çevreleyen ağaçlarla kaplı bayırlar bu iş için ideal mekanlardır. Özellikle hamamların bulunduğu imaret mahallesi oturup dinlenmek, piknik yapmak için son derece elverişli alanlara sahiptir.

 

 

Belirli Günler

Milli mücadele yıllarında Atatürk’ün Havzaya geldiği gün olan 25 Mayıs’ta her yıl “Atatürk’ü Anma ve Kutlama Festivali” adı altında bir şenlik düzenlenmektedir. Bu şenliklerde Karadeniz Kırk pınarı diye adlandırılan yağlı pehlivan güreşleri yapılmaktadır. Bir hafta süreli festivalde çeşitli spor müsabakaları, eğlenceler, kültürel etkinlikler gerçekleştirilmektedir.

 

25 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA VE KUTLAMA FESTİVALİ

Türk Ulusu’nun ebedi önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün Havza’ya gelerek burada 18 gün boyunca konuk olmasının anısını sonsuza kadar yaşatmak amacıyla Cumhuriyet’in ilk yıllarından 1989 yılına kadar “Mahalli Bayram” olarak kutlanan 25 Mayıs etkinlikleri bu tarihten itibaren, “Atatürk’ü Anma ve Kutlama Festivali” ne dönüştürülerek günümüze kadar sürdürülen bir gelenek halini almıştır.

 

Atatürk’ün Havza’ya gelişlerini anmanın yanı sıra bu Festival’i Ulu Önder’e olan sevgi, saygı ve özlemleriyle O’nun kurmuş olduğu Cumhuriyet başta olmak üzere tüm ilke ve devrimlerine bağlılıklarının çelikleşmiş bir ifadesi sayan Havzalılar her yıl 25 Mayıs’larda düzenlenen etkinliklere tıpkı 79 yıl önce Mustafa Kemal’i bağrına basan dedeleri gibi yurt sevgisi ve bağım-sızlığımıza tutku konusunda aynı ruhu ve heyecanı taşıdıklarını göstermektedir. Genellikle 25 Mayıs günü düzenlenen törenler, final olmak üzere bir hafta, on gün süreli gerçekleştirilen festival etkinlikleri, Kültür-Sanat

şöleni ve spor yarışmaları havasında geçer.

 

Her yıl değişik konser, tiyatro, halk oyunları gösterileri ile sergiler, konferanslar ve panellerin

Yanı sıra birbirinden ilginç yarışmalar tertip edilir.

 

13-20 yaş grubu gençler bisiklet yarışması, Liseler Arası Bilgi Yarışması, Amatör Ses Yarışması ve Damızlık Düve ve Buzağı Yarışması bu yarışmaların belli başlı olanlarıdır.

 

Bunlar arasında özellikle Damızlık Düve ve Buzağı yarışması etkinliklere apayrı bir renk katmaktadır. Havza yöresinde büyük bir kitlenin geçimini hayvancılıktan sağladığı göz önüne alınarak gerek bu kitleyi özendirmek gerekse bu etkinlik kapsamında kendilerine sunulan çeşitli eğitim hizmetleri (Paneller, Konferanslar vb.) ve verilen ödüllerle kendilerine katkıda bulunmak amacıyla düzenlenen bu yarışma üreticilerimiz tarafından büyük bir rağbet görmesinin yanı sıra genel basınımızda da konu olması sağlanarak yöremizin hayvancılık potansiyeli bakımından etkin bir tanıtıma dönüştürülmektedir.
 

Ulu Önder Atatürk’ün İlçemize gelişlerinin anısına her yıl düzenlenen “25 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Kutlama Festivali’nin 1997 yılı etkinliklerine Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman DEMİREL’de katılarak ilçemizi onurlandırmış, bu suretle Atatürk’ten sonra İlçemiz ikinci bir Cumhurbaşkanı tarafından ziyaret edilmiştir.


 

Her yıl görkemli gösteri ve törenlerle kutlanan festivalin bir diğer özelliği de, Festival etkinlikleri içerisinde her yıl düzenlenen ve “KARADENİZ KIRPINARI” olarak tanınan “Havza 25 Mayıs Büyük Yağlı Pehlivan Güreşleri”dir.

 

Her şeyden önce, Anadolu’nun en güzel güreş alanlarından birine sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğimiz Havza’nın, bölgede düzenlenen güreş organizasyonları arasında ilk sırada gösterilen 25 Mayıs Büyük Yağlı Pehlivan Güreşleri ile gerek müsabakalara katılım gerekse izleyici oranı ve mükemmel organizasyonu bakımından “Karadeniz Kırpınarı” ünvanını fazlasıyla hak etmektedir.

 

 

Folklorik Değerler

Kaplıcalar Havzanın öylesine etkili olmuşlardır ki; gelenek ve göreneklerinde bile onların etkisi hemen fark edilir. Tarihi hamamların türbe olduğuna inana insanlar vardır. Bunlar kaplıca suyu deposunun duvarına taş yapıştırıp, dilek tutarlar ve adak adarlar. Dilekleri yerine gelince kaplıca bahçesinde adaklarını gerçekleştirirler. Kaplıcaların Havza düğünlerinde de yeri önemlidir. Düğünden önce gelin ve damat hamamları yapılır. Gelin kendi arkadaşları ve yakınlarıyla gündüz damat ise kendi arkadaşlarıyla gece davul zurna eşliğinde hamama  götürülür. Hamamda hem yıkanılır, hem de eğlence yapılır.

 

Yemekler

Samsun’un hemen hemen tüm ilçelerinde olduğu gibi keşkek ve tirit Havzanın  da en meşhur yemeğidir. Havzada hamur işleri de yaygın olarak yapılmaktadır.

 

KONAKLAMA VE YEME İÇME

Havza’ya uzun süreli gelenlerin konaklama ihtiyaçları oteller,moteller ve pansiyonlarla giderilmektedir. İçerisinde kaplıca suyu bulunan otel ve moteller şunlardır.

 

Maarif Oteli , Lokman Hekim Oteli,  Belde Termal Oteli, Tursal Termal Oteli, Termal Moteller, Tuğra Termal Oteli, Zeybek Oteli.

 

İçerisinde kaplıca suyu olmayan oteller de mevcuttur. Bunlar; Çevik Otel (20 yatak), Bülbül Palas Oteli (40 yatak). Bunların haricinde içerisinde yüzme havuzu, sauna, özel banyolar bulunan 3 yıldızlı yeni bir otel de yapılmaktadır. Ayrıca ilçede pansiyonculuk ta gelişmiş olup yaklaşık 150 ev yaz sezonunda pansiyonculuk yapmaktadır. Kaplıcalar yıllık ortalama 150.000 kişi gelmektedir. İlçede yeterli miktarda lokanta ve restoran mevcut olup lezzetli yemekleri ile hizmet vermektedir.


Tarih: 10:06, 29/4/2006 Kategori: Havza
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->