Geçmişten Geleceğe SAMSUN
Bu Sitede Ara

Hakkımda

İlimiz Samsun ile alakalı her şey; tarih, kültür, edebiyat, siyaset, magazin...




Samsun
Kent Kültürü Dergisi
Arşivi



wowturkey.com
Samsun Fotoğraf Arşivi
Ziyaret Ediniz



Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv


Kategoriler


LİNK

samsun01
samsun02
samsun03
samsun04
samsun05
samsun07
samsun09
Kent Kültürü



Yakakent ve Alaçam Memleket Mektupları

Liseli Şifo

 

 

O, Türk futbol tarihinde en görkemli ve en hayırlı jübileye imza atan örnek bir futbolcu. Jübilesine dünyanın en büyük beş kulübünden biri olan Milan geldi, jübilede elde edilen gelir eğitime muhtaç çocuklara bağışlandı.

 

Bu örnek davranışı göstermesinin birinci sebebi kişiliğiydi; fakat bir başka sebep daha vardı. Evet, o, maddi imkansızlık sebebiyle ancak liseye kadar okuyabilmişti ve ‘Ya üniversite, ya futbol’ ayrımıyla karşı karşıya kalmıştı. Hem üniversiteyi okuyup, hem de futbolcu olmak istiyordu; ama hayatın ağır şartları iki isteğini birden gerçekleştirmesine imkan tanımıyordu. O da futbolculuğu seçmek zorunda kaldı ve kısa boyuna rağmen basamakları hızlı bir şekilde tırmanmaya başladı. Ladikspor’dan Kahramanmaraşspor’a, Kahramanmaraşspor’dan Beşiktaş’a, Milli Takım’a...

 

Beşiktaş’ın emektar kaptanı Şifo Mehmet (Özdilek), geçtiğimiz günlerde Fatih Terim’li Milan’ın katıldığı muhteşem jübileyle futbola veda etti; ama ünlü futbolcunun okul fotoğrafları hiçbir yayın organında yer almadı. Aksiyon, Samsun Endüstri Meslek Lisesi’ne giderek Şifo Mehmet’in okul fotoğraflarına ulaşmayı başardı. Sadece okul fotoğraflarına ulaşmakla kalmadı, eski öğretmenleri ve arkadaşlarıyla da konuştu.

 

Sadi Dinçer: Kız gibi uysaldı

1980’li yıllarda Samsun Endüstri Meslek Lisesi’ne devam eden Şifo Mehmet’e emeği geçen öğretmenlerden biri Sadi Dinçer’di. Sadi hoca, futbol zekası oldukça yüksek olan Mehmet için “Kız gibi öğrenciydi” diyor. “Ahlakı ve okul takımında oynadığı futbolu bakımından Oğuz ile Ünal’ın karışımıydı. Bayan öğretmen arkadaşların da içinde yer aldığı kurullarda çocukların ahlaklı olanlarını seçmeye çalışırdık. Mehmet de tam bu sözlere layık bir çocuktu. Futbol zekası ve güzel ahlakıyla dikkat çeken bir sporcuydu. O dönemde Mehmet’i bir kefeye, bir kız çocuğunu da terazinin diğer kefesine koyacaksınız, hırçınlıkta Mehmet, kız çocuğundan daha uysal çıkardı. Oynadığı futbol bakımından da Mehmet, o yıllarda flaş isimler arasında yer alan Fenerbahçeli Oğuz ve Trabzonsporlu Ünal’ın karışımı bir oyun sergiliyordu. Oğuz’la Ünal’ı bir kazana koyup karıştırsanız ortaya bir Mehmet çıkardı. Mehmet’in yetişmesinde okulumuzda hâlâ öğretmenlik yapan Sakin Güneş beyin katkılarını da unutmamak lazım. Mehmet’in çalışkanlığı ve Güneş beyin uğraşları başarıyı beraberinde getirdi.” Sadi Dinçer, Mehmet Özdilek’in örnek davranışını da alkışlıyor. “Jübile gelirlerini eğitime muhtaç çocuklara bağışlaması takdire şayan yüce bir davranış. Eğer ben varlıklı bir insan olsaydım Mehmet’in bugün yaptığını yapmak isterdim. Sağolsun Mehmet benim hayallerimi gerçekleştirdi.”

 

Mehmet Aydın: Çalıştı, hak etti ve kazandı

Samsun Endüstri Meslek Lisesi’nden Şifo’nun sınıf arkadaşı olan ve şu anda aynı okulda öğretmenlik yapan Mehmet Aydın ise ünlü futbolcunun çok uyumlu ve çalışkan bir talebe olduğunu söylüyor. “Mehmet, okul takımının dinamosuydu. Çok iyi futbol oynuyordu ve izleyenleri kendine hayran bırakıyordu. Liseden sonra Ladikspor’a gitti ve basamakları hızlı bir şekilde tırmandı. Bu günlere geleceği o günlerden belliydi zaten. Kısacası Mehmet, çalıştı, hak etti ve kazandı.”

/İskender Yılmaz

 


Tarih: 23:22, 29/12/2006 Kategori: Ladik
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Farklı Islah Metodlarının Ot Verimi ve Botanik Kompozisyon


Ladik İlçesi Salur Köyü Merasında Farklı Islah Metodlarının Ot Verimi ve Botanik Kompozisyon Üzerine Etkileri

 

İbrahim AYDIN, Ferat UZUNOMÜ, Ziraat Fakütesi, Tarla Bitkileri Bölümü, Kurupelit, Samsun-TÜRKİYE

 

Özet:

Bu araştırma, Orta Karadeniz Bölgesi meralarında uygulanabilecek en uygun ıslah yöntem veya yöntemlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, Samsun ilinde, Ladik ilçesinin doğal bir merasında 1996-1998 yıllarında üç yıl süreyle yürütülmüştür. Denemede, gübreleme (dekara 10 kg N+8 kg P2O5), havalandırma, herbisit, üstten tohumlama ve tıraşlama biçimin yalın veya bazı kombinasyonları yer almıştır. Araştırma sonuçlarına göre, tıraşlama biçim ve herbisit uygulaması meranın kuru ot ve ham protein verimi üzerine yıllara göre farklı etkide bulunmuştur. İşlemlerin botanik kompozisyon üzerine etkileri ise görülmemiştir.

 

İşlemlerin ortalaması olarak yıllar arasında kuru ot verimi ve botanik kompozisyon bakımından farklılık bulunmuştur. Denemenin1.yılına göre, diğer yıllarda hem kuru ot verimi, hem de kuru ot verimi içinde buğdaygil ve baklagillerin oranları artmıştır.

 

Bu araştırmada, 3 yıllık ortalama sonuçlara göre, en düşük kuru ot verimi (367 kg/da) kontrol parsellerinden sağlanırken, en yüksek kuru ot verimi (530 kg/da) gübreleme+üstten tohumlama+havalandırma işlemlerinin birlikte uygulandığı parsellerden alınmıştır.

 

Giriş

Cumhuriyetin ilanında ülke topraklarının yarısından fazlasını oluşturan çayır ve mera alanları, bugün 12milyon hektara kadar azalmıştır (1). Çünkü, bu alanların büyük bir kısmı ya sürülerek tarla arazisi haline getirilmiş, ya da amenajman ilkelerine dikkat edilmeden kullanılmaları nedeni ile niteliklerini kaybetmişlerdir (2).

 

Ülkemiz genelinde olduğu gibi, Karadeniz Bölgesi’nde de büyük boyutlarda kaba yem açığı vardır (3). Kaba yem açığının kapatılmasında, mevcut çayır ve mera alanlarının ıslah edilerek ot verimlerinin artırılması büyük önem taşımaktadır (4).Çayır ve meraların ıslahı ve verimlerinin artırılması amacıyla yapılacak çalışmalarda uygulanacak yöntemler, doğal tohumlama ve otlatmanın düzenlenmesi gibi kültürel ve teknik tedbirlerdir. Bu araştırma, bölge meralarında uygulanabilecek en uygun ıslah yöntemlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Dengeli ve yeterli bir gübreleme ile çayır ve meralarda ot verimin artırılması yanında (5, 6, 7, 8), botanik kompozisyon da iyileştirilebilir (9, 10).Yeterli oranda iyi cins yem bitkisinin bulunduğu meralarda, zamanında yapılacak uygun bir gübreleme ile yabancı bitkilerin gelişimi baskı altına alınabilir (11). Altın ve Tuna (12), yabancı otların yoğunluk kazandığı yerlerde, gübreleme işleminden önce bu alanlarda yapılacak yabancı ot mücadelesinin büyük önem taşıdığını Ladik İlçesi Salur Köyü Merasında Farklı Islah Metodlarının Ot Verimi ve Botanik Kompozisyon Üzerine Etkileri bildirmektedir.

 

 Brejda ve ark. (13), çayır ve mera ıslahında yabancı ot mücadelesinin gübreleme ile birlikte ele alınması gerektiğini belirtmektedirler. Çayır ve merada botanik kompozisyonu oluşturan türlerin farklı familyalara ait olması, bu alanlarda yabancı otlarla yapılacak mücadelede herbisitlerin kullanımını sınırlandırmaktadır. Çayır ve meralarda yoğun olarak rastlanan geniş yapraklı yabancı otlara karşı kullanılan herbisitler baklagil bitkilerini baskı altına alırken, buğdaygillerin gelişimini teşvik ederler (14). Bazı araştırıcılar ise, herbisit uygulamasının çayır ve merada ot verimi üzerine olumlu etki yapmadığını bildirmektedirler(14,15). Erken ve yoğun otlatma nedeniyle sıkışan çayır ve mera arazilerinde yapılan havalandırma işlemi ile, bu alanların ot verimi artırılabilir (16, 17).

 

Ayan (15),Samsun şartlarında yüksek kuru ot verimi bakımın dan gübreleme + havalandırma kombinasyonlarından olumlu sonuçlar alındığını bildirmektedir. Ancak, havalandırma işlemi doğru yapılmadığı taktirde, bu işlemden bitkilerin kök sistemleri büyük zarar görebilir(18).Mera vejetasyonunun çok seyrekleştiği veya iyi cins yem bitkilerinin çok azaldığı durumlarda, üstten tohumlama yöntemi ile bu alanların ot verimleri artırılabilir (19). Ancak, iyi bir tohum yatağı hazırlanamadığından ve genç fideler yerleşik vejetasyon ile rekabet edemediğinden dolayı, bu işlemden her zaman iyi sonuç elde edilemez (20). Gökkuş (16), meralarda üsten tohumlama yönteminin, gübreleme + havalandırma kombinasyonu ile birlikte uygulanmasını önermektedir.

 

Tung ve ark. (21), merada yaptıkları bir araştırmada, üstten tohumlama işleminden olumlu sonuçlar alamadıklarını belirtirken, Polat ve ark. (22), kıraç meralarda üsten tohumlama + gübreleme işleminin kuru ot verimi üzerine önemli derecede etkili olduğunu bildirmektedirler. Genel olarak yabancı ot karakterindeki bitkilerin ilk gelişim ve sürümleri daha hızlı olduğundan, mevcut yem bitkileri üzerinde egemenlik kurarlar (9).Bazı durumlarda yabancı bitkilerin hızlı gelişmelerinin ardından, çayır ve mera vejetasyonunda yapılacak 3-5 cm yüksekliğinde tıraşlama biçimle kültür bitkileri üzerindeki yabancı ot baskısı azaltılabilir. Çayır ve mera alanlarında uygulanacak ıslah yöntemleri yalın olarak uygulanabileceği gibi, bu işlemlerin kombinasyonu olarak da düzenlenebilir(12,15,16).Materyal ve Metot Araştırma, Samsun ili Ladik ilçesinin Salur köyü tabii meralarında üç yıl süre ile yürütülmüştür. Deneme alanı 1.yılda dikenli tel ile çevrilmiştir. Ladik ilçesinde çayır ve mera vejetasyonunun geliştiği 5 aya (şubat, mart, nisan, mayıs, ve haziran) ilişkin uzun yıllar ortalaması toplam yağış 59.82 mm, ortalama sıcaklık ise 8.18C’dir.Denemenin yürütüldüğü yıllarda 5 aylık toplam yağışa ait değerler sırasıyla, 68.90, 58.16 ve 88.84 mm olurken, ortalama sıcaklığa ait değerler ise 7.34 , 7.54 ve 7.64Colarak gerçekleşmiştir (23).Deneme alanı toprakları tınlı, hafif asit (pH=6.5)reaksiyonlu, kireçsiz ve tuzsuzdur. Fosfor bakımından orta ve potasyum bakımından yeterli olan deneme yeri toprakları, organik madde bakımından fakirdir (24).Araştırma tesadüf blokları deneme desenine göre 3tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Bir parselin alanı 3 x 5=15 m2olarak düzenlenmiştir.

 

İ. AYDIN, F. UZUNsp.), çayır üçgülü (Trifolium pratense L.), anadolu üçgülü(Trifolium resupinatum L.), yabani korunga (Onobrychissp.) ve ak üçgül (Trifolium repens L.); buğdaygillerden, ingiliz çimi (Lolium perenne L.) ve diğer familyalara ait bitkilerden ise sinir otu (Plantago lanceolata L.), krizantem (Chrysathemum segetum L.) ve turna gagası(Geranium sp.) bitkileri oluşturmaktadır. Gübreleme işleminde her yıl dekara 10 kg N ve 8 kgP2O5uygulanmıştır. Fosforlu gübreler sonbaharda, azotlu gübrelerin ise yarısı sonbaharda, diğer yarısı da erken ilkbaharda serpme olarak verilmiştir. Üstten tohumlama işleminde yonca (0,75 kg/da),korunga (4 kg/da), kılçıksız brom (1 kg/da) ve domuzayrığı (1 kg/da) tohumları karıştırılarak vejetasyon üzerine erken ilkbaharda serpilmişlerdir. Üstten tohumlama işleminden sonra, tohumların toprakla daha iyi temasını sağlamak için çalı tapanı çekilmiştir.

 

Havalandırma işlemi tırmık üzerine ağırlık konulmak suretiyle erken ilkbaharda yapılmış ve toprak 4-5 cm derinlikten yırtılmıştır.Herbisit olarak dekara 300 cc dozunda olmak üzere etkili maddesi phosphonomethyl ve ticari adı Platoon olansistemik etkili ilaç kullanılmıştır. Herbisit uygulaması sadece ilk yıl ilkbaharda yapılmıştır. Tıraşlama biçim uygulaması, her yıl Nisan ayının 4.haftasında tırpan ile yapılmış olup, biçilen otlar değerlendirme dışı tutulmuştur. Kuru ot verimini ve botanik kompozisyonu bulmak için her parselden 0.25 m2’lik 4 quadrat orakla biçilmiştir.Her parselden tespit edilen baklagil, buğdaygil ve diğer familyalara ait kuru ağırlık yüzdeleri yardımıyla,parsellerin familyalara göre kuru ot ağırlıkları bulunmuştur. Daha sonra parsellerin toplam kuru ot verimleri dekara verim olarak çevrilmiş ve işlemler arası farklılıklar LSD testi ile belirlenmiştir (25 ). Parsellerin ham protein oranlarını bulmak için öncekjeldahl metodu ile toplam azot oranları belirlenmiş, daha sonra bu değerler 6.25 katsayısı ile çarpılmıştır. Parsellerin kuru ot verimleri ile ham ham protein oranları çarpılarak ham protein verimleri bulunmuştur. Araştırma Sonuçları ve Tartışma Kuru Ot Verimi Denemenin yürütüldüğü yıllara ve bu yılların ortalamalarına ait kuru ot verimleri Tablo 2’de verilmiştir.

 

Tablonun incelenmesinden de anlaşılacağı üzere,işlemlerin kuru ot verimleri arasındaki farklılık 1996yılında çok önemli, 1998 yılında ise önemlidir. Üç yılın ortalama sonuçlarına göre, işlemler arasındaki kuru ot verimi bakımından farklılık çok önemlidir.1996 yılında, en yüksek kuru ot verimi 455 kg/da ile13 nolu işlemden (gübreleme + havalandırma + üstten tohumlama) alınmıştır. Ancak bu verim ile 7 ve 9 nolu işlemlerin kuru ot verimleri arasında farklılık yoktur. Genel olarak yalın veya kombinasyon halinde gerek herbisit uygulaması, gerekse tıraşlama biçim meranın kuru ot verimi üzerine olumsuz etki yapmışlardır.1997 yılında, işlemlerin dekara ortalama kuru ot verimleri 327-493 kg arasında değişmiştir. Bu ortalama verimler arasında istatistiki olarak farklılık yoktur.1998 yılında en yüksek kuru ot verimi, 1.yılda olduğu gibi, dekara 654 kg olmak üzere 13 nolu işlemden(gübreleme+havalandırma+üstten tohumlama) elde edilmiştir. Ancak 1, 5, 7, 9 ve 12 nolu işlemler hariç tutulursa, 13 nolu işlem ile diğer işlemler arasında kuruot verimi bakımından farklılık yoktur. Denemenin 3.yılında daha önce herbisit uygulanan parsellerin kuru otverimi ile 13 nolu işlemin kuru ot verimi arasında farklılık olmamasının nedeni, Gökkuş (14)’un belirttiği gibi,herbisit uygulama yılında herbisitlerden etkilenen bitkilerin yerine, yeni bitkilerin yerleşmesinden kaynaklanmış olabilir. Denemenin 1. yılında kuru ot verimi üzerine olumsuz etki yapan tıraşlama biçim uygulaması, denemenin 3. yılında aynı etkiyi göstermemiştir. Üç Yılın Ortalama Kuru Ot Verimleri: Kontrolparsellerinde dekara ortalama 367 kg kuru ot verimi alınırken, en fazla verim dekara ortalama 530 kg ile 13nolu işlemden (gübreleme+havalandırma+üsttentohumlama) sağlanmıştır. Ancak bu ortalama verim ile 2,8, 9, 14 ve 15 nolu işlemlerin kuru ot verimi arasında farklılık yoktur. Üç yıllık ortalama sonuçlara göre, genel olarak gübreleme işlemi kuru ot verimi üzerinde çok etkilidir. Birçok araştırıcı, meralarda kuru ot verimini artırmada en etkili yollardan birinin gübreleme olduğunu belirtmektedir(5,6,7,8).Yalın olarak havalandırma işleminin uygulandığı parsellerde kuru ot verimi artmamıştır. Ancak kuru ot verimi üzerine, havalandırma işleminin gübreleme+üstten tohumlama işlem kombinasyonları ile birlikteolumlu etki yaptığı kanısına varılmıştır. Bu konuda Ayan(15), aynı görüşleri ileri sürmektedir. Genel olarak özellikle 1.yıl elde edilen sonuçlardan kaynaklanmak üzere, herbisit uygulaması mer’anın kuruot verimi üzerinde olumsuz etki yapmıştır. Elde edilen bu sonuçlar bazı araştırıcıların görüşleriyle uyum içindedir(14,15).303

 

Ladik İlçesi Salur Köyü Merasında Farklı Islah Metodlarının Ot Verimi ve Botanik Kompozisyon Üzerine Etkileri Üstten tohumlama işlemi yalnız başına meranın kuruot verimi üzerine etkili olmamıştır. Bazı araştırıcılar, bu konuda benzer sonuçlar elde etmişlerdir (12,20). Üç yıllık ortalama sonuçlara göre, üstten tohumlama işlemi, gübreleme + havalandırma işlemleriyle birlikte uygulandığında en yüksek kuru ot verimi elde edilmiştir.Nitekim, Gökkuş (16) ve Polat ve ark.(22) bu konuda benzer görüşler bildirmektedir.Genel olarak tıraşlama biçimin kuru ot verimi üzerine etkisi olumsuzdur. Bu durum, vejetasyonun ilk geliştiği dönemde yapılacak alçaktan biçimin yabancı otlarla birlikte, vejetasyonda bulunan yem bitkilerine de zararlı olduğunu göstermektedir. Islah metotlarının ortalaması olarak yıllar arası kuru otverimleri arasında ise çok önemli farklar olmuştur. Denemenin ilk yılında 278 kg olan ortalama kuru otverimi, 1997 ve 1998 yıllarında sırasıyla 432 ve 540 kg’a ulaşmıştır. Bu durum, otlatma alanlarının hayvanların ağır baskısından korunması ile ot verimlerinin artacağını ortaya koymaktadır. Bu konuda benzer sonuçlar elde eden Büyükburç (26), otlatmanın kontrol edilmesi ile kontrol parselinde dahi yıllara göre kuru ot veriminde düzenli artışlar olduğunu bildirmektedir.

 

İ. AYDIN, F. UZUN önemlidir. Üç yıllık ortalama sonuçlara göre, işlemlerin ham protein oranları arasındaki farklılık da çok önemlidir.1996 yılında, en yüksek ham protein ortalaması %16.94 ile 14 nolu işlemden (gübreleme+üstten tohumlama+tıraşlama biçim) alınmıştır. Ancak bu ham protein oranı ile 2,7,9,10,13 ve 15 nolu işlemlerin ortalama ham protein oranları arasında farklılık yoktur. Genel olarak gübreleme işlemi ham protein oranı üzerine olumlu (15,16,18), herbisit uygulaması ise olumsuz etki yapmıştır (14).1997 yılında, en yüksek ham protein ortalaması %17.87 ile 9 nolu işlemden (gübreleme+üsttentohumlama) alınmıştır. Bu ortalama değer ile 8, 10 ve 13nolu işlemler arasında farklılık önemli değildir.1998 yılında en yüksek ham protein ortalaması %16.45 ve % 16.33 ile sırasıyla 10 ve 9 nolu işlemlere aittir. Ancak; 3,4,5,11 ve 12 nolu işlemler hariç tutulursa,bu işlem ile diğer işlemlerin ham protein ortalamaları arasındaki farklılık önemli değildir.Üç Yılın Ortalama Ham Protein Oranları: En yüksekham protein oranları % 16.71 ve % 16.67 ile sırasıyla 9(gübreleme+üstten tohumlama) ve 10 (gübreleme+traşlama biçim) nolu işlemlerden elde edilmiştir. Bu ortalama oranlar ile 8,13,14 ve 15 nolu işlemlerin hamprotein ortalamaları arasındaki farklılık önemli değildir.Üç yıllık ortalama sonuçlara göre, gübreleme ile birlikte üstten tohumlama veya tıraşlama biçimin 2’li veya3’lü kombinasyonlarının uygulanması otun ham proteinoranı üzerinde olumlu etki yapmıştır.Ham Protein Verimi Denemenin yürütüldüğü yıllara ve üç yılın ortalama sonuçlarına ait ham protein verimleri Tablo 2’deverilmiştir. Tabloda görüldüğü gibi, işlemlerin ham proteinverimleri arasındaki farklılık 1996 ve 1998 yılları ile üç yıllık ortalama sonuçlara göre çok önemlidir.1996 yılında, en yüksek ham protein verimi dekara72.6 kg ile 13 nolu işlemden (gübreleme+üsttentohumlama+havalandırma) alınmıştır. Bu işlemin ham protein verimi ile 9 nolu işlemin ham protein verimi arasında farklılık yoktur.1997 yılında işlemlerin ham protein verimleri ortalaması dekara 51.4 ve 83.6 kg arasında değişmekte olup, bu ortalama değerler arasındaki farklılık önemli değildir.1998 yılında, en yüksek ham protein verimi 101.4 kgile 14 nolu işlemden (gübreleme+traşlama biçim+üsttentohumlama) sağlanmıştır. Bu ortalama verim ile2,8,9,10,13 ve 15 nolu işlemlerin ortalamaları arasındaki farklılık önemli değildir. Üç Yılın Ortalama Ham Protein Verimi: En yüksek ham protein verimi dekara 82.3 kg ile 13 nolu işlemden(gübreleme+üstten tohumlama+havalandırma) alınmıştır.Bu durum, 13 nolu işlemin yüksek kuru ot veriminden(dekara 530 kg) kaynaklanmaktadır. Bu işlemin hamprotein verimi ile 2,9,14 ve 15 nolu işlemlerin hamprotein verimleri arasındaki farklılık önemli değildir. Denemede yer alan işlemlerin yıllara göre ortalama ham protein verimleri arasındaki farklılık da çok önemlidir. 1996, 1997 ve 1998 yıllarına ait ortalama ham protein verimleri sırasıyla 42.5, 67.7, ve 79.0 kg olarak gerçekleşmiştir. Botanik Kompozisyon Araştırma sonuçlarına göre, her üç yılda da işlemlerin botanik kompozisyona etkisi olmamıştır. Ayrıca, üç yılın ortalaması olarak işlemler arasında botanik kompozisyon bakımından farklılık istatistiki olarak önemli değildir. Üç yılın ortalama sonuçlarına göre, mera vejetasyonunun işlemlere göre baklagil oranları %61.20-70.40, buğdaygil oranları %5.43-11.94 ve diğergillerin oranları ise %21.90-31.47 arasında değişmiştir. Yıllara göre botanik kompozisyon içinde değişim,baklagil ve diğergillerde çok önemli, buğdaygillerde ise önemlidir (Tablo 3).İşlemlerin ortalaması olarak, denemenin ilk yılında %56.60 olan baklagil oranı, 1997 ve 1998 yıllarında sırasıyla, % 69.13 ve % 68.23 olmuştur. Son iki ortalama arasındaki farklılık önemli değildir. Denemenin 1. yılında% 5.83 olan buğdaygil oranı, son iki yılda sırasıyla %7.15 ve % 8.90’a çıkmıştır. Buğdaygil oranı bakımından denemenin 1. ve 3. yılları arasındaki farklılık önemlidir.

Ladik İlçesi Salur Köyü Merasında Farklı Islah Metodlarının Ot Verimi ve Botanik Kompozisyon Üzerine Etkileri 3. yılda sırasıyla % 23.72 ve % 22.87 olmuştur. Son iki ortalama arasındaki farklılık önemli değildir. Botanik kompozisyonda görülen değişimlere bakılarak, kontrol altına alınan meralarda düzenli biçim veya otlatmanın meranın botanik kompozisyonu üzerine olumlu etki yaptığı söylenebilir.Üç yıllık ortalama verilere göre araştırma sonuçları aşağıdaki gibi özetlenebilir;

 

1. Mer’anın kuru ot verimi üzerine tıraşlama biçimin ve herbisit uygulamasının etkisi yıllara göre farklı olmuştur.

 

2. Uygulanan işlem veya işlem kombinasyonlarının botanik kompozisyon üzerine etkisi olmamıştır.

 

3. İlk yıl %37.6 olan diğer bitkilerin oranı 2. ve 3.yılda yaklaşık %23’e kadar azalmıştır. Bu durum, kontrol altına alınan meralarda düzenli biçim veya otlatmanın botanik kompozisyonu olumlu yönde etkilediğini göstermektedir.

 

4. İşlemlere göre elde edilen ortalama ham proteinoranları %13.74-16.71, ham protein verimleri de dekara51.2 –82.3 kg arasında değişmiştir.

 

5. İşlemlerin ortalaması olarak yıllar arasında kuru otverimi bakımından farklılık vardır.

 

6. Yüksek kuru ot ve ham protein verimi bakımından mer’alar yeterince gübrelenmelidir. Şartların uygun olduğu yerlerde bu işlem üstten tohumlama+havalandırma işlemleri ile desteklenmelidir.

 

Bu araştırmada kontrol parsellerinde 367 kg olan kuru otverimi, gübreleme+üstten tohumlama+havalandırma işlemlerinin yapıldığı parsellerde 530 kg’a çıkmıştır.

 

Kaynaklar

1.Anonim, Genel Tarım Sayımı. T. C. Başbakanlık Devlet İstatistikEnstitüsü, Ankara, 1992.

2.Tosun, F.,Türkiye’de Çayır-Mer’a ve Yem Bitkileri Kültürünün Bazı Önemli Sorunları. Çayır-Mer’a ve Yem Bitkileri Semineri, AtatürkÜnv., Yay. No:2, Erzurum, 23, 1977.

3. Uzun, F., Aydın, İ.,Karadeniz Bölgesinin Kaba Yem Üretiminde Çayır-Mer’a ve Yem Bitkilerinin Yeri ve Önemi. Ziraat Mühendisliği Dergisi, 312, 24-27, 1997.

4.Büyükburç, U., Ankara İli Yavrucak Köyü Mer’alarının Gübreleme ve Dinlendirme Yolu ile Islahı Olanakları Üzerinde Bir Araştırma.Çayır-Mer’a ve Zootekni Araştırma Ens., Yay. No:79, Ankara,161, 1983.

5. Manga, İ., Altın, M., Gökkuş, A., Erzurum Doğal Mer’alarında Uzun Yıllar Gübrelemenin, Verim, Vejetasyon ve Toprağın Bazı Özelliklerine Etkileri Üzerinde Bir Araştırma. Doğa Tarım ve Ormancılık Dergisi, 10(2), 235-244, 1986.

6. Tosun, F., Aydın, İ., Samsun Ekolojik Şartlarında Azot, Fosfor ve Potasyumlu Gübrelerin Tabii Mer’anın Ot Verimine Etkisi ÜzerineBir Araştırma. O.M.Ü., Ziraat Fak.Derg., 5(1-2), 1-20, 1990.

7. Mermer, A.,Tahtacıoğlu, L., Avcı, M., Güveli, Ş., Azot ve Fosforlu Gübrelemenin Doğu Anadolu Bölgesi Tabii Mer’alarının Ot Verimine Etkisi. 3. Çayır-Mer’a ve Yem Bitkileri Kongresi,Erzurum, 137-145, 1996.

8.Büyükburç, U.,Şengül, S.,Tahtacıoğlu, L.,Erzurum İli DoğalMeralarının Islah Olanaklarının Araştırılması. Doğu AnadoluTarımsal Araş. Ens. Yayın No:7, Erzurum, 32, 1989.

9. Tosun, F., Altın, M., Çayır-Mer’a Yayla Kültürü ve BunlardanFaydalanma Yöntemleri. O.M.Ü., Yayın No:9, Samsun, 229,1986.

10. Tükel, T., Hatipoğlu, R., Hasar, E., Çeliktaş, N., Can, E,. Azot veFosfor Gübrelemesinin Çukurova Bölgesinde Tüylü Sakal Otunun Dominant Olduğu Bir Mer’anın Verim ve Botanik Kompozisyonuna Etkileri Üzerinde Bir Araştırma. Türkiye 3. Çayır-Mer’a ve YemBitkileri Kongresi, Erzurum, 59-65, 1996.

11. Aydın, İ., Bafra Ekolojik şartlarında Hafif Asit Karakterli Çayırlarda Yapılan Gübreleme ve Kireçlemenin Kuru Ot Verimi ve Botanik Kompozisyon Üzerine Etkileri Üzerinde Bir Araştırma. O.M.Ü.,Ziraat Fak. Derg., 10 (2), 163-174, 1995.

12. Altın, M., Tuna, M., Değişik ıslah Yöntemlerinin Banarlı KöyüDoğal Mer’asının Verim ve Vejetasyonu Üzerine Etkileri. Türkiye 2.Çayır-Mer’a ve Yem Bitkileri Kongresi, İzmir, 95-105, 1991.

13. Brejda, J.J., Moser, L.E. Waller, S.S., Lowry, S.R. Reece, P.E.,Nichols, J.T., Atrazine and Fertilizer Effect on Sandhills Sub-İrigated Meadow. J. Range Mat. 42, 104-108,1989.

14. Gökkuş, A., Koç, A., Farklı Zamanlarda Uygulanan DeğişikHerbisitlerin Çayırların Verim ve Botanik KompozisyonlarınaEtkileri. Tübitak Tr. J. of Agriculture and Foresty, 20, 375-382,1996,

15. Ayan, İ., Samsun Yöresi Engebeli Mer’alarında Değişik IslahYöntemlerinin Etkileri Üzerinde Bir Araştırma. O.M.Ü., Fen Bil.Ens., Doktora Tezi, Samsun, 134, 1997.

16. Gökkuş, A., Değişik Islah Yöntemleri Uygulanan Erzurum TabiiMer’alarının Kuru Ot ve Ham Protein Verimleri ile BotanikKompozisyonları Üzerinde Araştırmalar. Atatürk Ünv., Zir. Fak.,Tarla Bit. Böl. Doktora Tezi, Erzurum, 161, 1984.

17. Bakır, Ö., Çayır ve Mer’a Islahı. Prensip ve Uygulamalar. AnkaraÜnv., Zir. Fak. Yay. No:947, Ankara, 229, 1985.

18. Gençkan, M.S., Çayır-Mer’a Kültürü, Amenajmanı, Islahı. EgeÜnv., Yay. No:483, İzmir, 655, 1985.306İ. AYDIN, F. UZUN

19. Alpay, O., Çamkoru ve Aladağ Mıntıkalarında Otlak EkimiAraştırmaları. Ormancılık Arş. Ens. Yay., Teknik Bülten Serisi,No:43, Ankara, 1970.

20. Tosun, F., Manga, İ., Altın, M., Serin, Y., Erzurum EkolojikŞartlarında Kıraç Mer’a Islahı Üzerinde Bir Araştırma. T.B.T.A.K., V.Bilim Kongresi, Erzurum, 259-272, 1975.

21. Tung, T., Avcıoğlu, R.,Özel, N., Sabancı, Y., Orman ÇevresiMer’aların Islahında Uygulanabilecek Teknikler Üzerinde BirAraştırma. Türkiye 2. Çayır-Mer’a ve Yem Bitkileri Kongresi, İzmir,150-159, 1991.

22. Polat, T., Şılbır, Y.,Baytekin, H., Okant, M., Değişik IslahYöntemlerinin Şanlıurfa İli Tektek Dağları Doğal Mer’alarının VerimPotansiyellerine Etkisi Üzerinde Bir Araştırma. Türkiye 3. Çayır-Mer’a ve Yem Bitkileri Kongresi, Erzurum, 130-136, 1996.

23.Anonim, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Kayıtları,Samsun,1988.

24.Anonim, T.C. Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı, Köy HizmetleriAraştırma Enstitüsü Laboratuvarı, Samsun.

25.Yurtsever, N., Deneysel İstatistik Metotları. T.C. Tarım Orman veKöyişleri Bakanlığı, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Yayınları,Ankara, 623, 1984.

26.Büyükburç, U., Farklı Gübre Çeşit ve Miktarlarının Ankara İli SarayKöyü Doğal Çayırlarının Kuru Ot Verimi ve BotanikKompozisyonuna Etkileri. Tarla Bit. Merk. Arş. Ens., Yayın No:2,Ankara, 26, 1991.

 

http://journals.tubitak.gov.tr/agriculture/issues/tar-00-24-2/tar-24-2-20-9903-9.pdf

Tarih: 10:06, 1/8/2006 Kategori: Ladik
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Ladik - Destek Yöresinin Stratigrafisi -II


YÜMAKIİ FORMASYONU (Ky)

Dağılım ve Konumu:

Pontitlerde geniş alanlara yayı-lan bu kayaçlar, araştırma bölgesinde Körpegöl, Kürtlü, Cüremen, Yumaklı, Hızarbaşı, Aladum ve Nusraklı yörele-rinde yüzeylerler. Kuzey ve doğuya doğru yayılım alanı daha da genişler. Yumaklı formasyonu, Körpegöl güneyinde fosilli ÜstPermiyen kireçtaşları üzerinde açısal uyumsuzlukla durur.Taban konglomerası araştırma sınırları içerisinde saptanamamıştır. Formasyonun üstüne Maestrihtiyen yaşlı Tersakanformasyonu bulunur. Etkisi arasında açışız uyumsuzluk vardır.

 

litoloji:

Yumaklı formasyonu, kumtaşı, şeyi, marn, killi kireçtaşı ve kongolmera ardalanmasından oluşur. Konglomeranın bileşenleri, bölgedeki yaşlı kayaçlardan oluş-muş olup, killikireçli bir çimento ile birbirine bağlanmıştır. Bu çakıllar yanında iyi yuvarlanmış, pembemsi gri renkligranit çakılları ve radyolarit parçaları bulunur. Cüremen ve Yumaklı bölgelerinde konglomeralardaki boylanma oldukça düzenli bir şekilde devam eder. Çakıllar çoğunlukla iyi yuvarlanmış olup, çapları 10-15 cm.'ye kadar varmak-tadır. Formasyon içindeki kumtaşlanna ait katman kalınlıkları yer yer 1 m.'yi geçer. Katmanlarda çapraz katmanlanma, dalga izleri, akıntı yapıları ve türbiditler olağandır.

 

Kumtaşı bileşenlerinin çoğunluğunu kuvars oluşturur. Bunun yanında plajioklaz, ortoklaz, glaukonit, mika ve kloritler yer alıp, kalsit çimento ile çimentolanmışlardır. Flişfasiyesi şeklinde oluşan Yumaklı formasyonu, Kürtlü, Hızarbaşı, Nusratlı vadisinde çoğunlukla marn, şeyi ve bunlarla ara katmanlı ince taneli kumtaşlarını kapsar. Bunlar, bölgede formasyonun stratigrafi bakımından alt düzeylerini oluşturur. Kayaçlar, üste doğru kumtaşlarına geçer. Lâdik - Şıhlı yolu boyunca ve Terzili - Cüremen köyleri arasında kumtaşları ile arakatmanlı olarak yeşil renkli ignimbritler bulunur. Bunlar, sedimantasyon sırasında, denizaltı volkanizması ile oluşmuş kayaçlardır. Oksitlenmiş bileşenlerinin çapı 0,5 cm.'ye varan, kuvars taneleri, feldspat ve mika içeren kumtaşları, Yumaklı formasyonunun üst düzeylerini oluştururlar. Çoğunlukla si-lis çimentolu olan bu konglomeratik kumtaşları, Kürtlü, Hızarbaşı ve Aladum köylerinin kuzeyinde yükselen tepelerde yüzeyler. Pontitlerde kalınlığı büyük boyutlara erişen formasyonun, inceleme alanında yapılan ölçülü kesitte 1200 m. Lik kalınlığa eriştiği saptanmıştır.

 

Fosil Topluluğu:

 Kürtlü, Hızrabaşı yöresinde, flişin altdüzeylerini oluşturan şeyi ve marnlar içerisinde şu fosillersaptanmıştır: Globotruncana linnei (d'Orb.), Globotruncanacf. lapparenti (Brotz), Globotruncana apeninica (Renz),Globotruncana spephani (Grand.), Globotruncana lapparenti(Brotz), Globotruncana helvetica (Bolü), Globigerina creta-cea (d'Orb).

 

Yaş:

Senomaniyen-Turoniyen.

 

Yumaklı, Cüremen ve Aladum köyleri yöresinde, formasyonun üst düzeylerinden alman örneklerden ise, Gümbelina globulosa (Ehrenberg), Giobotruncana arca (Cushm.)ıGlobotruncana lapparenti tıicarinata (Quer.)ı Globigerinaeretacea (d'Orb.) fosilleri saptanmış olup, bunlar Alt Senoniyen (Koniasiyen) yaşını vermektedir.

 

Ortamsal Yorum:

Bir sin-orojenik fasiyes olan fliş, neritik ortamdan batiyal ortama kadar her çeşit sedimantasyon ortamında oluşmaktadır. Orojenik fasiyes olduğuna göre de, sedimantasyon ortamı oldukça hareketli, denizdibi çökmeleri hızlı, çevrede erozyon şiddetlidir. Pontitlerde geniş yayılım gösteren bu kayaçlar da böyle bir ortamın oluşuklarıdırlar.

 

 

ÇEVÎRME FORMASYONU (Kç)

Dağılım, ve Konumu:

Karaömer dağında Tepeyayla, Yukarısugözü yaylası, Çevirme Yöresi, Kozlucayaylası,Destek boğazı ve Kocapınar köyü doğusunda küçük alanlarda yüzeyler. Araştırma bölgesinde bu formasyonun, Yumaklı for-masyonu ile bir ilişkisi görülmemiştir. Karaömer dağındaDoğdu formasyonu üzerine açılı uyumsuzlukla gelir.

 

litoloji:

Formasyon çoğunlukla şarap renginde, yer yer zeytin grisi renginde, killi kireçtaşlarından oluşmuştur. Kocapınar köyü batısında (Düztepe) ve Karaömer dağın-da kireçtaşlarıyla ara katmanlı olan ve 5-6 m. kalınlık gös-teren, yeşil renkli ignimbritler yüzeylemektedir. Çevirme, tkigürgen ve Cami tepe'de altta mavi-grimarinlar ve onun üstünde şarap renginde, killi kireçtaşları bulunur. Destek Boğazında ise, iki fay arasında kalmış, ezilmiş, parçalanmış bir durum gösterirler. Bu bölgede katmanlanmaya paralel, yeşil renkli andezit tüfleri bulunur. Formasyonun kalınlığı, Camitepe yöresinde yapılan ölçülü kesitte, 175 m, olarak saptanmıştır.

 

Fosil Topluluğu:

Kireçtaşları, yüzeylediği hemen her yerde bol fosil içermektedir. Alman örnekler içerisinde §ufosiller saptanmıştır: Globotruncana tricarinata(Quer.),Globotrımcana cf. ventricosa (White), Globotruncana lappa-renti (Bolli), Globotruncana concovata (Brotz.), Globotrun-cana arca (Cushm.).

 

Yaş:

Saptanan bu fosillerle, formasyonun yaşı, Seno-niyen olarak saptanmıştır.

 

Ortamsal Yorum:

Formasyonu oluşturan kayaçlar, sakin ve derin bir denizin ürünüdür. Kireçtaşları ile arakatmanlı olarak bulunan ignimbrit ve andezit tüfleri, bölgenin zaman zaman hareketlilik kazandığını gösterirler.

 

 

TERSAKAN FORMASYONU (Kt)

Dağılım ve Konumu;

Bu formasyon, inceleme bölge-sinde iki ayrı sahada yüzeylemektedir. Bunlardan birincisi Tersakan vadisinin güney ve kuzeyi, ikincisi ise, Yeşilırmak vadisi ile Ilıca ve Kırkharman köyleri arasıdır.Tersakan Formasyonu, Ilıca yöresinde bir taban konglomerası ile kristalin şistler üzerinde açılı uyumsuzlukla bulunur. Hacılar dağına ise Yumaklı formasyonu ile aralarında açışız uyumsuzluk vardır. Bölgede Üst Kretase boyunca çökelen kayaçlarrın diğer yaşlardaki kayaçlarla ilgilerine bakıldığında, Üst Kretase'de aşamalı bir transgresyonun oluştuğu görülür.

 

litoloji:

Formasyonu oluşturan kayaçlar, Ilıca mahallesinde bir taban konglomerası ile başlar. Konglomeralar, sarımsı renklidir; bileşenleri iyi yuvarlanmış olup, çapları30 cm.'ye kadar ulaşır. Bileşenler, başlıca granit, gnays, metakuvarsit, çeşitli şist parçaları, diyabaz, Permiyen ve Jura yaşlı kireçtaşı çakılları, radyolarit, grovak ve gabro çakıllarından oluşur. Çakıllar arası bağlayıcı madde çoğunlukla kireçli, az oranda da demirli killerdir. Konglomeralar üste doğru bol muskovit içeren kumtaşlarına geçer ve kum-taşı şeyi ardalanması ile sürer. Bölgede sedimantasyonla yaşıt bazalt, andezit, andezitik bazaltlar, tüf ve aglomeralar yer yer yüzeylerler. Hacılar dağmda, Mutemet, Günkoru, Deliahmetoğlu köyleri yörelerinde yüzeyleyen formasyon, kumtaşı, şeyi,az oranda konglomera ve bunlarla yaşıt olan ve çoğunluğu oluşturan andezit, bazalt lavları ile volkanik breş, tüf ve volkan camlarından oluşmuştur. Salur köyü yöresinde volkanitlerin oranı azalır, tüf, kumtaşı ve şeyller çoğunluk kazanır. Lâdik istasyonunun güneyinde Çadırkaya, Karageçmiş ve Yenice bölgelerinde sedimanter kökenli kayaçlar çok azalır, tüf, anglomera ve bunlar arasında az miktarda şeyller bulunur.Tersakan formasyonu volkanik kayaçlarla yüklü filişfasiyesinde gelişmiştir. Sedimantasyon sırasında denizaltı volkanizması etkin rol oynamış ve daha önce belirtilen kayaçlar oluşmuştur.Günkoru köyü yöresinde yapılan öyçülü kesitte, bu formasyonun kalınlığı 300 m. olarak saptanmıştır.

 

Fosil Topluluğu:

Lav, tüf ve anglomeralarla ara kat-manlı olarak bulunan maralı düzeylerden alman örneklerdeşu fosiller saptanmıştır: Globotruncana lapparenti tricari-nata (Quer.), Globotruncana lapparenti coronata (Bolli),Globotruncana lapparenti (Bolli), Gîobotruncana globigeri.noides (Brotz.), Globotruncana sp., Globigerina sp,

 

Yaş:

 Maestrihtiyen.

 

Ortamsal Yorum:

Formasyonu oluşturan kayaçlar, neritik ve batiyal ortamın ürünü olup, oldukça hareketli bir denizde çökelmişlerdir. Yaygın olan denizaltı volkanizması bu hareketliliği daha da arttırmıştır.

 

 

LÂDİK FORMASYONU(Tl)

Dağılım ve Konumu:

Güneyde Karaömer dağı, kuzey-de Lâdik düzlüğü arasında kalan alanda yüzeyler. Doğu sınırı, Telisayağı batısında yer alan bir fayla sona erer. Batıda Suluova ve Amasya'ya doğru genişleyerek devameder.Lâdik formasyonu, Lâdik - Hamamayağı yolu üzerinde(Lâdik'ten 5 km. kuzeybatıda) Permiyen, Ayvalısokağı yöresinde de Senoniyen yaşlı kireçtaşları üzerine bir taban konglomerası ile açılı uyumsuzlukla gelir. Çamlıköy yöresinde Doğdu formasyonu üzerine kumtaşı ve marnlarla gelir ve aralarında yine açılı uyumsuzluk vardır. Lâdik yöresinde Akdağ formasyonu ile, Karaömer dağında da Doğdu formasyonu ile aralarındaki ilişki faylıdır. Formasyonun Üst sunır, karasal neojen çökelleriyle sınırlanır.

 

litoloji:

 Bir taban konglomerası ile başlayan formas-yon, üstte doğru volkanik kayaçlarla ara katmanlı olarak bulunan sarımsı renkli kumtaşlarma, şeyllere ve maralı düzeylere geçer. Konglomeralar, kötü boylanmalı ve ça-kılları iyi yuvarlanmış olup, granit, gnays, bazalt, aglomera parçaları, Permiyen, Jura ve Kretase yaşlı kireçtaşları çakıllarından oluşmuştur. Çakıllar arası bağlayıcı madde, zayıf olup, demirli-killi bir maddeden yapılmıştır. Kocapmar - Kürümköy arasında kumlu kireçtaşları ile ara katmanlı olarak andezit lav ve tüfleri bulunur. Yarımca, Kızılsini, Lâdik güneyi, Büyükkızoğlu ve Çakırgümüş yörelerinde sarımsı-beyaz kumtaşları, formasyon içindeki diğer kumtaşlarından ayrı bir litolojiye sahiptir. Kalsit çimento ile birbirine bağlanan parçacıklar çoğunlukla kuvars, az oranda da muskovit ve feldspattan oluşmuştur. Formasyon içinde ayrı bir düzey oluşturan bu kayaçlar üzerine mavi marnlar, tüfler ve bazalt lavları vardır. Lâdik güneyinde, Fındıklı sırtı ve bunun doğu-batı uzantısı boyunca iri kuvars parçalarından oluşmuş (çapları1 mm. - 1,5 cm.) konglomeratik kumtaşları bulunur. Bu kayaçlar, oldukça sert ve silis çimentoludurlar. Kuzeye doğ-ru tedricen ince taneli kumtaşı ve şeyllere geçer. Daha üst düzeylerde (Çakırgümüş ve Andıran yaylaları yöresi), makroskopik olarak gabroya benzeyen kumtaşları bulunur. Bu kumtaşları oluşturan malzeme, hemen yörede yüzeyleyen gabrolardan sağlanmıştır. Lütesiyen boyunca meydana gelen denizaltı volkanizması özellikle araştırma bölgesinin doğusunda etkin olmuş-tur. Cüce, Küpecik ve Soğanlı köyleri ile îki gürgen yaylası yöresinde sedimanter kayaçlar yok denecek kadar azdır. Bu bölgede altta volkanik breşler, üste doğru bazalt porfiritve tüf dizilimi şeklinde devam eder. Bunların da üstünde kumtaşı ve şeyi ardalanması izlenir. Bu formasyonda, Lâdik'ten başlayıp, Karaömer dağı'na doğru yapılan ölçülü kesitte 600 m.'lik bir kalınlık saptanmıştır.

 

Fosil Topluluğu:

Kocapmar ve Kürüm köyleri bölge-sinden alman kireçtaşları içerisinde şu fosiller saptanmıştır: Assiîina praespîra (Douv.), Miscellana miscella (d'Orb.),Nummulites sp. Bu fosiller yanında Senoniyenden taşınarakgelmiş foraminiferalar da aynı örnek içinde bulunmaktadır.

 

Yaş:

Daha önceleri bölgede araştırma yapan Blu-menthal (1945), bu kayaçları, Ldyas olarak yaşlandırmış ise de, formasyonun kesin yaşı, Lütesiyendir.

 

Ortamsal Yorum:

Lâdik formasyonunu oluşturan kayaçlar, oldukça hareketli bir ortamın ürünüdür. İklim nisbeten sıcak, bölgedeki erozyon şiddetli, jeosenklinal tabanının çöküşü hızlıdır. Sedimantasyon sırasında, denizaltı volkanizması da geniş çapta etkinliğini sürdürmüştür.

 

 

ÇERKEŞ FORMASYONU (Tç)

Havza, Lâdik ve Taşova yöresinde yüzeyleyen bu formasyona ait kayakların, Çerkeş yöresi kayaçları ile aynı özellikleri göstermesi (öztürk, 1968) nedeniyle, bu bölgedeki kayaçlara da aynı formasyon adı verilmiştir. Lütesiyen sonunda meydana gelen orojenik ve epirojenik hareketlerle bölgede yükselme ve çökmeler olmuş ve bu çöküntüler sonucu yeni karasal sedimantasyon ortamları oluş-muştur. Bölgede oluşan bu karasal sedimanları iki üyeye ayırarak inceleyeceğiz.

 

Ayvalısokağı Üyesi (Tça)

Dağılım ve Konumu:

 Ayvalısokağı yöresinde küçük biralanda yüzeyler. Alt sınırını izleme olanağı yoktur. Üstün-de Destek Üyesi, açılı uyumsuzlukla bulunur.

 

litoloji:

Mavimsi-gri renkli marn, kumlu kaba kireç-taşları, konglomera, şeyi ve volkanik tüf arakatkıları ilebaşlar ve aynı şekilde devam eder. Katmanlı bir yapı gös-terir. Katmanların kalınlığı özellikle kireçtaşlarında 2 m.'yiaşar. Ayvalısokağı üyesinde 75 m.'lik kalınlık saptanmıştır.

 

Yaş: Alman örneklerde yaş verilebilecek herhangi bir fosil saptanamamıştır. Ancak, litolojik olarak Çerkeş, İlgazve Kurşunlu bölgeleri Neojenine büyük bir benzerlik gösterir. Tokay (1973), İlgaz Neojen havzasında saptadığı fosillerle bu serilerin Akitaniyen yaşında olduğunu saptamıştır. Bu benzerlikten dolayı, Ayvalısokağı üyesini oluşturan ka-yaçlarm aynı yaşta olabileceği kanısındayız.

 

Ortamsal Yorum: Kayaçların litolojik özellikleri gözönüne alınırsa, gölsel ortamın başlangıçta sakin ve derin ol-duğu, giderek derinliğin azaldığı dikkati çeker.

 

Destek Üyesi (Tçd)

Dağılım ve Konumu:

Havza Neojeninin doğu uzantısı, Erbaa - Taşova Neojen sahasının da batı uzantısı araştırma alanı içerisine girmektedir. Bu üyeye ait kayaçlar, Yenice, Hamamayağı, Aslantaş, Meşepmarı, Bahsi, Hasırcı, Mazlumoğlu, Aktaş, Kavaklıca, Destek, Sepetlioba, Boraboy ve Mercimek yörelerinde yüzeylerler. Destek üyesi, daha yaşlı formasyonlar üzerine açılı uyumsuzlukla gelir.

 

Litoloji:

Destek üyesini oluşturan kayaçlar, daha yaşlı kayaçlardan oluşmuş ve bir diyajenez geçirmemiş çakıllardır. Çakıllar, çoğunlukla yakm çevredeki kayaçlardan türemişlerdir. Örneğin, Derinöz vadisi yöresindeki çakıllar, Jura ve Kretase yaşlı kireçtaşlarından, Soğanlı yöresindeki çakıllar, Permiyen yaşlı kireçtaşlarından oluşmuştur. Çakıllar arasında yer yer silt bantları meydana gelmiştir. Bunlarda çapraz katmanlanma olağandır. Boraboy ve Mercimek köyleri yöresinde yapılan ölçüm-lerde 350 m. kalınlık saptanmıştır.

 

Yaş: Blumenthal (1950), bu topluluğun yaşını Burdigaliyen - Helvesiyen olarak belirlemiştir. Tokay (1973), İlgaz yöresinden aldığı örneklerde yaptırdığı spor analizleri sonucu, bunların yaşının Pliyosen olduğunu kanıtlamıştır. Kanımızca Pliyosen, bu bölge kayaçları için de en uygun yaştır.

 

Ortamsal Yorum:

 Sedimantasyon ortamı tamamen sığlaşmış ve çevreden gelen malzeme, gölsel ortamı doldurarak karasal bir duruma dönüştürmüştür. Cüce köyünün güneyinde küçük bir alanda yüzeyler. Doğdu formasyonuna ait kayaçlarm çatlaklarından çıkan kalsiyum bikarbonatlı suların yüzeyde bıraktıkları çökellerdir.

 

ALÜVYONLAR

Yeşilırmak ve Tersakan vadileri ile Lâdik ovasında görülür. Lâdik golü eskiden olduğu gibi bugün de çökelmenin olduğu bir ortamdır. Karaömer dağından gelen erozyon malzemesi, özellikle ilkbaharda gelen sel sularıyla göle taşınır ve burada çökelirler. Tarihî zamanlarda çok derin olduğu söylenen göl, bugün ancak, 2-3 m.'lik bir derinliğe sahiptir.

 

 

SONUÇLAR

Bölgede yapılan araştırmalarla aşağıdaki sonuçlara varılmıştır:

1 — Bölgede yüzeyleyen en yaşlı kayaçlar, Permiyenöncesine aittir.

2 — Akdağ ve Taşlıdağ'da geniş yayılım gösteren kireçtaşları, Alt, Orta ve Üst Permiyen yaşlıdır.

3 — Alt Kretase olarak bilinen Doğdu formasyonunun, büyük bir kısmı Üst Jura'ya aittir.

4 — önceleri Liyas olarak yaşlandırılan ve Karaömerdağının kuzeyinde geniş yayılım gösteren kayaçları, Lütesiyen yaşlıdır.

5 — Bölgede, Akdağ formasyonuı kristalin şistler üze-rinde; Seyfe, Lâdik ve Yumaklı formasyonları, Akdağ for-masyonu üzerinde açılı uyumsuzlukla bulunur.

6 — Liyas ile Malm, açışız uyumsuzluk gösterir. Malmile Alt Kretase, uyumlu (Konkordan) dur.

7 — Özellikle Üst Kretase'de aşamalı bir transgresyonolmuştur.

8 — Denizaltı volkanizma faaliyetleri, Permiyen önce-sinde, Ldyasta Üst Kretase'de, Lütesiyen'de ve Neojen'demeydana gelmiştir.

 

KATKI BELİRTME

Bu yazı, A.Ü. Fen Fakültesi Jeoloji-Stratigrafi Kürsüsünde yapılan doçentlik çalışmasının bir bölümüdür. Yazar,Sayın Prof. Dr. M. Tokay'a, Prof. Dr. î. Ketin'e, Prof. Dr.A. S. Erk'e, Dr. E. Sirel'e, Dr. G. Elgin'e, E. Çatal'a, Z.Dağer'e ve tez çalışmalarını destekleyen M.T.A. Enstitüsü Genel Direktörü Sayın Doç. Dr. S. Alpan'a yardımlarından dolayı şükranlarım sunar.Yazının geliş tarihi Düzeltilmiş yazının geliş tarihi Yayıma verildiği tarih29.6.197821.12.197828.12.1978

 

DEĞİNİLEN BELGELER

Alp, D., 1972, Amasya yöresinin jeolojisi: İ.Ü. Fen Fakültesi Monognaf ileri, 22, İstanbul, S. 1-101Blumenthal, M., 1943, Lâdik deprem hattı: M.T.A.Mec,1/33,153-162»Blumenthal, M., 1945, Kuzey Anadolu'nun bazı ofiyolit mıntıkaları, Liastan evveli devreye mi aittir? M.T.A. Mec. 1/53, 115-124.Blumenthal, M.<, 1950, Orta ve Aşagı Yeşilırmak Bölgelerinin (Tokat,Amasya, Havza, Erbaa, Niksar) jeolojisi hakkında: M.T.A. Ens.Yayını, Seri D, No. 4, S. 1-153Özttirk, A., 1968, Çerkeş.- Eskipazar-Gerede Bölgesinin Jeolojisi: A.Ü.Fen Fakültes i Jeoloji Kürsüsü, Ankara. (Yayımlanmamış).Tokay, M., 1973, Kuzey Anadolu Fay Zonunun Gerede ile İlgaz ara-sındaki kısmında jeolojik gözlemler: Kuzey Anadolu Fayı ve deprem simpozyumu, Ankara ,12-29.

 

www.jmo.org.tr


Tarih: 09:56, 1/8/2006 Kategori: Ladik
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Ladik - Destek Yöresinin Stratigrafisi -I


ALÎ ÖZTÜRK Jeoloji - Stratigrafi Kürsüsü, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi, Ankara

 

Özet

Lâdik - Destek yöresinde yaşları biri birinden farklı ve çeşitli fasiyeslerde oluşmuş kayaçlar yüzeylemektedir. Bunların en yaşlıları, bazI araştırıcılara göre Prekambriyen, bazı araştırıcılara göre de Mesozoyik yaşlı Kristalin Şistlerdir. Permiyen yaşlı kireçtaşları bu şistler üzerine açılı uyumsuzlukla geldiklerine göre, bunların yaşı, hiç olmazsa Permiyenden önce olmalıdır. Paleozoyik, bölgede Permiyen yaşlı kireçtaşlarıyla temsil edilir. Liyas, bunlar üzerinde açılı uyumsuzlukla durur ve tipik öjeosenklinal kayaçlarından oluşmuştur. Dogger mevcut olmayıp, Üst Jura - Alt Kretase kireçtaşları, Liyasüzerinde açışız uyumsuzlukla bulunurlar. İnceleme bölgesinde Üst Kretasenin alt düzeyleri (Senomaniyen-Türoniyen) fliş, Senoniyen kireçtaşı ve Maastrihtiyen de volkanik kayaçlarla yüklü fliş fasiyesinde gelişmiştir. Bunlar uyumlu olarak bulunurlar. Bölgedeki kayaçların biri birileriyle olan ilişkileri göz önüne alınırsa, Mesozoyik boyunca aşamalı bir transgresyonun varlığı dikkati çeker.Tersiyer, denizel ortamda oluşmuş volkanik Lütesiyen ve karasal Neojen oluşuklarından ibarettir.

 

GİRİŞ

Lâdik ve Destek yöresinin stratigrafisini konu edinen bu araştırma, altı adet 1/25000 ölçekli haritayı kapsamaktadır. Bölgenin batısında Havza ve Suluova, doğusunda Destekve Taşova, kuzeyinde Kavak, güneyinde Amasya bulunur. Bölgenin genel jeolojik özellikleri Blumenthal (1943)tarafından ortaya konmuş olup, çok çeşitli fasiyeslerde oluş-muş kayaçların stratigrafik durumları hakkında bilgi veril-mistir. Alp (1972), inceleme sahamızın güney sınırına bitişik olan Amasya yöresinin jeolojik incelemesini yapmıştır.

 

Araştırmanın amacı, Kuzey Anadolu fay zonu içinde bulunan ve oldukça karışık bir tektonik durum gösteren bölge kayaçlarının litolojik özellikleri ve bunların jeokronolojik konumunun saptanması ile bölge jeolojisine olanak-lar olcusunda açıklık getirmektir. Bu amaçla, bölgenin 1/25000 ölçekli jeoloji haritası yapılmış, araziden alınan Örneklerden 450 kadar ince kesit hazırlanarak bunların değerlendirmeleri yapılmış, arazi ve laboratuvar incelemeleri sonucu, çeşitli fasiyeslerde oluşmuş kayaçlara mahallî formasyon ve üye adları verilerek bunların stratigrafik yaşları saptanmıştır.

 

KRÎSTALÎN ŞÎSTLERİ

Blumenthal (1943) tarafından Tokat Masifi olarak adlandırılmıştır. Bu masifin çok az bir bölümü inceleme sahamıza girmektedir.

 

Dağılımı ve konumu:

Bu kayaçlar, Lâdik Gölünün hemen doğusunda başlar ve Destek Bucağına doğru dar bir şerit halinde devam ederek doğuya doğru genişler. Diğer bir yayılım sahası ise, Akdağ ile Yeşilırmak arasıdır. Kristalin şistlerin alt sınırı gözlenemez, üst sınırı ise, Akdağ'm batısına ve Karamuk Köyünde Permiyen kireçtaşları, Yukarıkızseki, Kızılcakışlacık ve Yeşilırmak vadisinde iliyas yaşlı kayaçlar; Duracasu ve Dirgen yöresindede Üst Kretase yaşlı açılı uyumsuzlukla bulunurlar. Destekboğazında Üst Jura, Üst Kretase ve Lrütesiyen ile aralarında tektonik dokanak vardır.

 

litoloji:

Bölgede yüzeyleyen kristalin şistlerin en altında, yeşil renkli şistler bulunur. Bunlar, klorit-epidot şist,epidot-aktinolit şist, kuvars-serizit-albit şist, albit-epidotşist, epidot-klorit-aktirolit şist ve klorit şist olarak saptanmıştır. Bu kayaçlar içerisinde yer yer yastık lav yapısında metamorfizmaya uğramış bazaltlar bulunmaktadır. Şistler içerisinde, Özellikle klorit minerallerinin belirli yönlerde dizilmeleriyle kayaçta lineasyon ve dilinim yapıları oluşmuştur.

 

Yeşilırmak vadisinde ve Destek boğazında yeşil şistlermeta kuvarsitlere, dolomitleşmiş ve mermerleşmiş kireçtaşlarına geçer. Halamaz köyü doğusunda metakuvarsitler ve bunların da üstünde metagrovaklar bulunur, înceleme bölgesinde, kristalin şistlerin en üst düzey-*lerini gri ve sarımsı renkli fülatlar oluşturur. Kışlacık tepe, Durucasu yöresi ve Deve boynu sırtında şistler, yer yer kuvarsporfirit daykları tarafından kesilmişlerdir. Şistleriçinde yüzer durumda mermer blokları yer almaktadır. Bunlar, şistlerin kökenini oluşturan kayaçiarm sedimantasyonu sırasında ortama kayma yoluyla gelip yerleşmişlerdir.

 

Yaş:

Yapılan araştırmalar sonucu, kristalin şistlereyaş verebilecek herhangi bir fosil saptanamamıştır. Bu kayaçlar üzerinde, Permiyenden daha yaşlı kayaçlar bulunmadığı için, bunlara Permiyen öncesi demekle yetineceğiz. Blumenthal (1943), bu kayaçları Paleozoyik olarak yaşlandırmış, Alp (1972) ise, daha güneyde şistler üzerinde Silüriyenin varlığını fosillerle saptamış ve bunlara Silüriyen öncesiyaşım vermiştir. Bazı araştırıcılar, bu kayaçlara Prekambriyen derken, bazıları da Mesozoyik demektedirler.

 

Ortamsal yorum:

Denizaltı volkanitlerini de içeren maşifi oluşturan kayaçiarm litolojik özellikleri göz önüne alınırsa, bunların öjeosenklinal ortamda meydana gelmiş olduğu görülür.

 

AKDAĞ FOBMASYONÜ (Pa)

Permiyen yaşlı kireçtaşlarından oluşan bu formasyon, en iyi Akdağ ve yöresinde incelenebildiği için bu adın verilmesi uygun görülmüştür. Formasyonu oluşturan kayaçlar ieri derecede tektonik hareketlerin etkisinde kalmış, kırıklı e kıvrımlı bir yapı kazanmıştır. Faylı olan dokanaklarında zilme ve parçalanmadan dolayı bir ezik zon meydana gelmiştir. Akdağ formasyonunu oluşturan kireçtaşları, çoğunlukla gri renkli, bol kalsit damarlı ve dolgulu, üst düzeyleri olitik ve pizolitiktir. Akdağ'm batısında kristalin şistler zerine açılı uyumsuzlukla gelir. Daha genç formasyonlarla olan dokanakları çoğunlukla faylıdır. Haryaylası, Aşağıyayla yöresinde, Seyfe formasyonunun kırmızı renkli, killi kireçtaşları bu formasyon üzerine açılı uyumsuzlukla gelir. Akdağ da yapılan ölçülü kesitte bu formasyonun kalınlığı 1350 m. olarak saptanmıştır. Blumenthal (1943) tarafından Permiyene konan kireç-taşlarını, Alp (1972) Permo Karbonifer olarak saptamıştır.

 

 

 

LADÎK-DESTEK YÖRESİNİN STRATİGRAFİSİ

Çeşitli yerlerden alman sistematik örneklerle bölgedeki kayaçlar, Alt, Orta ve Üst Permiyene ayrılabilmiştir.

 

Karatepe Üyesi (Pak)

Dağılım ve Konumu: Bu üyeye ait kireçtaşları, Seyfegüneyi, Akdağ, Ericek Yaylası, Kozalan, Soğanlık Mahalleleri Borabay batısı ve Taşlıdağın Yeşihrmak vadisine ba-kan yamaçlarında yüzeyler. Karatepe üyesi, Akdağ'ın batısında, Yayla yöresinde,breşoid bir düzey ile kristalin şistlerin üzerine açılı uyumsuzlukla gelir. Diğer yerlerde alt sınırını izlemek olanaksızdır. Bu breşoid düzey, klorit şist, epidot-klorit şist, meta-kuvarsit, meta-grovak ve fillit çakıllarını içerir.

 

litoloji:

Çoğunlukla gri renkli, bol kalsit damarh ve dolgulu, yer yer killi kireçtaşı fasiyesindedir. Genellikle iyi katmanlanma gösterir. Katmanların kalınlığı, 35-75 cm.arasmda değişmektedir, Yıkılgan Köyünün kuzeyinde yüzeyleyen kireçtaşlarındaki katmanlanma, faylanma nedeniyle belirginliğini yitirmiş ve fay boyunca yer yer genişliği 150 nL'ye varan ezik, zon meydana gelmiştir. Bu bölgeden alman kireçtaşı örneklerinin mikroskopla incelenmesi sonucu, eriyen kısımlarda yeniden kristallenme olaylarınınvarlığı ve parçalanan kireçtaşı çakıllarının yeniden kalsit çimento ile birleştikleri saptanmıştır. Karatepe üyesini oluşturan kireçtaşlarında yapılan ölçülü kesitte 350 m.'lik bir kalınlık saptanmıştır.

 

Fosil Topluluğu: Kireçtaşları, organizma bakımından zengindir. Çeşitli yerlerden alman örnekler içerisinde şu fosiller saptanmıştır: Pseudoendothyra sp., Parafusulina sp.,Boultina sp., Pseudofusulina sp., Climacammina sp., Plao-togra sp.

 

Yaş:

Alt Permiyen (Artinskiyen-Sakmariyen).

 

Ortamsal Yorum: Kayacın gerek mikrofauna topluluğu ve gerekse litolojisi, üyeyi oluşturan kayaçların az hareketli, sıcak, litoral ile neritik arası bir ortamda oluştuğuna işaret eder.

 

Karocağı Üyesi (Pakl)

Dağılım ve Konumu: Akdağ ve Taşlıdağ'da oldukçageniş alanlarda (Taşlıyayla, Ayıoluğu yaylası, Gerdeme Tepe, Güvenligeriş Tepe, Sivrikaya, Kazoluk yaylası, Kozalanmahallesi, Borabay köyü batısı) ayrıca Lâdik, Akpınar îlköğretmen Okulu yöresinde de daha küçük sahalarda yüzeyler.

 

Bu üyeye ait kireçtaşları, Akdağ, Taşlıdağ ve Boraboy yöresinde Karatepe kireçtaşları üzerine uyumlu olarak gelir. Lâdik ve Akpınar îlköğretmen Okulu yöresinde faylanmalar nedeniyle alt sınırı saptanamamıştır.

 

litoloji:

Litolojik olarak Karatepe üyesine çok benzemektedir. Ancak kayaçların kil içeriği biraz daha fazladır. Seyfe Köyünün güney yamacında formasyon içi faylanma nedeniyle kireçtaşları, kataklastik bir durum kazanmıştır. Har yaylası ve Aşağıyayla bölgelerinde de fay boyunca tektonik breşler oluşmuştur. Lâdik batısmda yüzey-leyen kireçtaşları, koyu-gri renkli, kriptokristalin ve çokince kalsit damarlıdır. Akdağ'da yapılan ölçülü kesitte, üyeyi oluşturan kireçtaşlarının kalınlığı 400 m. olarak saptanmıştır.

 

Fosil topluluğu:

Kireçtaşları fosilce çok zengindirler. Toplanan örneklerde şu fosiller tayin edilmiştir: Globival-vulina gracea (Reichel), Neoschwagerina simplex (Ozowa),Neofusuünella sp., Dunkalina sp.Yaş: Bu fosillere dayanılarak üyenin yaşı Orta Permi-yen (Kunguriyen) olarak saptanmıştır.

 

Ortamsal Yorum:

Sedimantasyon ortamının Orta Permiyende, Alt Permiyene oranla daha fazla derinleştiği, de-niz hareketlerinin daha sakin bir duruma geldiği dikkati çeker.

 

Taşlıdağ Üyesi (Pat)

Dağılım ve Konumu:

Taşlıdağ, Akdağ, Başyurt Yaylası, Ayhbucak Yaylası, Aşağıyayla, Karamuk, Lâdik, Sarıgüzel, Derinöz, Eynekaya, Ayvah ve Aslantaş Yöresinde yüzeyler. Akdağ formasyonunun en üst düzeylerini meydana getiren bu üyenin alt sınırı, Orta Permiyen yaşlı Karocağı üyesi üzerinde uyumlu olarak bulunur; üst sınırı ise Akdağ, Taşlıdağ, Aylobucak, Başyurt yöresinde Liyas, Lâdik ve Hasanağ yöresinle Lütesiyen; Karamuk, Derinöz ve Sarıgüzel yöresinde de Neojen yaşlı kayaçlarla açılı uyumsuzluklar bulunur.

 

Litoloji:

Taşlıdağ üyesine ait kireç taşlarının alt düzeyleri, litolojik yönden Karocağı kireçtaşlarının bir deva-mıdır. Karocağı üyesinden Taşlıdağ üyesine geçişte, kayaçlardaki kil oranı artmakta ve durgun deniz çökelleri çoğunluk kazanmaktadır. Ancak, bu üyenin üst düzeyleri Lâdik batısında, Keçili Tepe, Akdağ'da Karocağı, Taşlıdağ'da Yellibelen, Kocacık Tepe ve Akpmar îlköğretmen Okulunun kuzeyinde olitik ve daha üst düzeylerde de pizolitik kireçtaşları çökelmiştir. Kayaçlardaki katmanlanma oldukça iyi gelişmiştir.Bu üyeye ait kireçtaşlarının en fazla kalınlığı, Taşlıdağ'da 600 m, olarak saptanmıştır.

 

Fosil Topluluğu:

 Fosiller, üst düzeylerde genellikle daha bol ve daha büyük boyludur. Alman örnekler içinde şu fosillere rastlanmıştır: Polydiexodina bithııica (Erk), No-öosaria cf., longissima (Sulemainav), Neosehwagerina crati.cuüfera (Sehwager), Miseliina cf. ovalis (Deprat), Globi-valvuîina vonderschmitti (Reichel), Hemigordiopsis reozl(Reichel), Neoschwagerina cf, Simplex (Ozova).

 

Yaş: Üst Permiyen (Kazaniyen-Tataniyen).

 

Ortamsal Yorum

Orta Permiyende derinleşmeye başlamış olan deniz, Üst Permiyen başlarında da devam etmiş, ancak Üst Permiyen sonlarına doğru derin ve sakindeniz, yerini sığ, hareketli ve daha sıcak bir denize bırakmıştır.

 

SEYFE FORMASYONU (Js)

Seyfe Köyünün batısından başlayan bu formasyon, kuzeyde Karaömer dağı, güneyde Akdağ ve Taşlıdağ ile Yeşilırmak vadisinde iki kol halinde doğu-batı doğrultusundauzanmaktadır. Kuzey ve güneydeki bu iki şeriti Akdağ ile Taşlıdağ'ı oluşturan Permiyen yaşlı kireçtaşları biribirinden ayırır.

 

Doğuya doğru devam eden kuzey kol, BorabayKöyü yöresinde volkanik kretase ve Neojenin genç çökelleri altında kaybolur. Liyas yaşlı Seyfe formasyonu, iki ayrı egemen litolojide oluştuğu için, iki üyeye ayırarak inceleyeceğiz.

 

Karakese Üyesi (Jsk)

Dağılım ve Konumu: Batıda Seyfe ve Gürcü Yaylasından başlar, doğuya doğru Taşlıyayla, Aşağısugözü, Sofular Yaylası, Karakese, Aktaş, Kuyucak, Yıkılgan, Durucasu Yaylası, Kozlu Yaylası ve Kırkharman'a doğru yayılarakbu yörelerde yüzeyler. Karakese üyesi, Akdağ ve Taşlıdağ'da Permiyen yaşlı kireçtaşları üstüne, Yukarıkızseki ve Kızılcakışlacık yörelerinde de kristalin şistler üzerine açılı uyumsuzlukla gelir. îki seri arasında bir taban konglomerası vardır. Üst sınırında Karaömer Dağı'nı oluşturan Portlandiyen yaşlı kireç taşları bulunur ve aralarında açışız uyumsuzluk (diskonfor-mite) vardır. Çevirme Yaylasında Üst Kretase ile, Lâdik Yaylasında Lütesiyen oluşukları ile ilişkisi faylıdır. Kırk-harman ve Boraboy köyleri yöresinde karasal Neojen sedimentleri, Karakese üyesi üzerinde açısal uyumsuzlukla bulunurlar.

 

litoloji:

Karakese üyesini meydana getiren kayaçlar, Yukarıkızseki güneyinde bir taban konglomerası ile başlar. Konglomeranın bileşenleri, gnays, klorit şist, epidotaktinolit şist, meta-diyabaz, meta-kuvarsit, fillat, hornfels, mermer parçaları ve Permiyen yaşlı kireçtaşları çakıllarıdır. Çakılların çapları çok değişik olup, çoğunluğu 1-20 cm. arasında değişmektedir. Boylanma kötüdür. Çakıllar arasındaki tutucu madde, kalsitti- (kireçli) -killi bir maddedir. Konglome-ra daha üst düzeylere doğru kumtaşı ve şeyllere geçer.

 

Yıkılgan köyü batısındaki patika yolu boyunca kumtaşı ve şeyllerle ara tabakalı olarak bozulmuş spilit, diyabaz, tüf ve anglomeralar yeralmaktadır. Aynı durumu bu üyeye ait kireçtaşların yüzeylediği diğer yerlerde de izleme olanağı vardır. Uzun gereriç sırtı ve Taşlıdağ'da yer yer küçük yüzleklerden alman kumtaşı örneklerinin 0,05-0,3 mm. büyüklüğün-de kuvars tanelerinden, az olarak da oligoklas ve albit kristallerinden oluştuğu görülür. Ayrıca içerisinde çok az turmalin de saptanmış olup, taneler biribirine silisli bir çi-mento ile bağlanmıştır. Karakese üyesini oluşturan kumtaşı ve şeyller içerisinde, özellikle Seyfe, Yıkılgan köyünün kuzeybatısı, Dudak-buyduran Yaylası yörelerinde kırmızı renkli, yumrulu kireçtaşları yüzeyler. Bunlar, geniş yayılım göstermezler. Fakat, bol fosil içerirler. Kuzalan ve Seyfe köyleri arasmda kumtaşı, şeyi ve tüfler içerisindeki bazalt lavları, yastık lav şeklinde yataklanmışlardır. Boraboy gölü ve Aktaş köyü yöresinde de aynı durum izlenmektedir. Bu bölgelerde, sedimanter kayaçlarla ara tabakalı litik tüfler ve anglomeralar oldukça yaygındır.

 

Anglomeranm bileşenleri, diyabaz, andezit parçala-rı, porfirit kırıntıları olup, tüf maddesiyle birbirine bağlan-mıştır.Karakese üyesini oluşturan sedimanter kayaçlann çökel-mesi sırasında denizaltı volkanizması da faaliyete geçmiştirve daha önce belirtilen geniş yayılımlı denizaltı volkanik ka-yaçları oluşmuştur. Bu kayaçlardan, özellikle bazaltlardabiribirine dik yönde oluşan ve günlenme sonucu küresel ay-rışmalar meydana gelmiştir. Bunların çok güzel örnekleri,Boraboy gölünün batı ucu ile Kuzalan ve Seyfe köyleri arasında yüzeylemektedir. Bu üyenin ölçülebilen en fazla kalınlığı 450 m. olaraksaptanmıştır.Fosil Topluluğu: Karakese Üyesini oluşturan kayaçlar-dan sadece kireçtaşları fosil içermekte olup, diğer kayaçlar fosilsizdir.

 

Bu kırmızı renkli, killi kireçtaşlarında şu fosiller saptanmıştır: Phylloeeras anatolicum (Meister), Phyllo-ceras bonorelli (Bettoni), Phylloeeras frandosıım (Reynes),Pentaerinus laevisutus (Pomp), Vidalina cf. martana (Fa-rinacci), Nodosaria sp., Ammodiscus sp.

 

Yaş:

 Liyas (Domeriyen).

 

Ortamsal Yorum:

Bölgede yüzeyleyen sedimanter vemağmatik kayaçlar, bir öjeosenklinal ortamı belirtirler.

 

 

Haryaylası Üyesi (Jsh)

Dağılım ve Konumu: Bu üyenin kayaçları, Haryaylasıve Aşağıyayla arasında yüzeyler. Taşlıdağ'da Taşlıdağ üyesi üzerinde açılı uyumsuzlukla bulunur.

 

litoloji: Kırmızı renkli, killi, kriptokristalin bir do-kuya sahip olan kireçtaşlarında katmanlanma oldukça iyigelişmiş olup, katmanların kalınlığı 5-25 cm. arasmda de-ğişmektedir.Haryaylası üyesini oluşturan kayaçlann en fazla ölçü-lebilen kalınlığı 50 m.'dir.

 

Fosil Topluluğu:

Karakese üyesi ile hemjsn hemenaynı fosilleri kapsamaktadır. Bu nedenle de yaşı Domeriyenolarak saptanmıştır.

 

Ortamsal Yorum: Kayaçlarm litolojik özellikleri gözönüne alınırsa, nisbeten sakin, derin bir ortamda oluştuk-lan görülür.

 

 

DOĞDU FORMASYONU (JKd)

Öztürk (1968) tarafından adlandırılmıştır. Çerkeş'in kuzeybatısındaki Doğdu dağında yüzeylenen kireçtaşları ile aynı litolojide olmaları ve aynı fosilleri içermeleri nedeniyle, Karaömer dağında geniş yayılım gösteren bu kayaçlara da aynı formasyon adı verilmiştir.

 

Dağılım ve Konumu: Doğdu formasyonu, harita sahasında batıda Suluova'nın doğusundan başlar. Doğu-batı doğrultusunda 35 km. uzunluğundaki Karaömer dağını meydana getirdikten sonra, doğuya doğru giderek daralır ve Destek yakınlarında genç oluşuklar altında kaybolur. Engeniş yeri 5 km. ile Lâdik yaylası - Seyfe köyü arasıdır. Formasyona ait kayaçların bir diğer yüzeylediği yer de,Uluçal, Kocapınar ve Eynekaya yöresidir.

 

Doğdu formasyonu, Karaömer dağında Gürcü, Harman-lar, Belen yaylaları ile Seyfe köyü yöresinde Liyas YaşlıSeyfe formasyonu üzerine açışızuyumsuzlukla (diskonform) gelir. Kuzey dokanağı faylıdır. Derinöz deresi, Ulu-çal ve Kocapınar köyleri yöresinde de dokanakları faylıdır. Yine Karaömer dağında, Lütesiyen yaşlı Lâdik formasyonuile dokanakları faylı olarak bulunmaktadır. Ancak Çamlıköy dolaylarında Lâdik Formasyonu, Doğdu Formasyonu üstüne açılı uyumsuzlukla gelir.

 

litoloji:

Doğdu Formasyonunu oluşturan kireçtaşları, tabanda gri renkli, kumlu kireçtaşları düzeyi ile başlar. Üste doğru gri renk açılır ve süt beyazı rengini alır. Kireçtaşı bileşimine katılan kum taneleri de yerlerini killere bırakır. Yani, kumlu kireçtaşları tedricen killi kireçtaşlarına geçerler. Formasyonun tabanında taban konglomerası olmayışı, bölgede ani bir transgresyona işaret eder. Kireçtaşları hemen her yerde katmanlı bir yapı gösterirler. Katman kalınlıkları 5-30 cm. arasında değişir. Lâdik, Çakırgümüş ve Destek yaylaları yöresinde, formasyonun alt düzeylerinden alınsa örneklerin mikroskoplaincelenmesinde, bu kayaçların iri kırıntılardan oluştuğu ve bu kırıntıların kuvars, glaukonit, makro fosil parçacıklarıve radyolarya oldukları saptanmıştır. Bileşenler arasındaki bağlayıcı madde kalsittir. Kuvars dalgalı sönme göstermekte olup, bu özelliğini faylanma nedeniyle kazanmıştır.

 

Gürcü, Alaçam, Yukarısugözü yaylası, Karaömer tepeve Zincirlikaya gibi daha üst düzeylerdeki kireçtaşları, be-yaz renkli, killi, kriptokristalin dokulu olup, katmanlanmaya paralel 2-5 cm, kalınlığında silis bantları içerirler. Derinöz vadisinde de kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda yüzeyleyen aym özellikteki kireçtaşları, diğer bölgedeki kireç-taşlarına oranla daha fazla silis bantları içerirler.

 

Kozluca köyü ve Aşağısugözü yaylasında yer alan fay-lar boyunca kireçtaşları faylanma nedeniyle adeta yoğrul-muş, kırılmış, ezilmiş ve tektonik breş meydana getirmiştir.

 

Doğdu formasyonunun çeşitli düzeylerinde kireçtaşlarıile arakatmanlı olarak, sarı renkli, kireçlikilli çimentolukumtaşları bulunur. Bunlar birer türbitit oluşuklarıdır. Karaömer dağında yapılan ölçülü kesitte, formasyonuoluşturan kireçtaşlarmm 700 m.'lik kalınlığa eriştiği saptanmıştır.

 

Fosil Topluluğu:

Çeşitli bölgelerden alman sistematikörnekler içerisinde şu fosiller saptanmıştır: Calplonella aL.pina (Lorenz), Caîpionella elliptica (Cadisch), Tintinopselîacarpatica (Murgeanu), (Filipescu), Tintinopselîa sp., Caîpio-nella sp., Protopeneropsis sp., Mesoendothyra sp.

 

Yaş: Üst Jura (Portlandiyen) – Alt Kretase (Barre-miyen).

 

İnceleme bölgesinde Doğdu formasyonu, hiçbir ayrılık göstermeksizin Apsiyen'e kadar sürekli olarak aynı fasiyeste devam eder. Bu nedenle, Üst Jura ile Alt Kretase arasında bir dokanak çizme olanağı bulunamamıştır. Ancak bu assistemin varlığı, bölgeden alman örneklerin içerdiği fosillerle saptanmıştır. Alt Kretase'de özellikle Hautriviyen-Barremiyen boyunca oluşan sedimanter kayaçlar, Portlandiyen kireçtaşları üzerinde fazla bir kalınlık göstermezler. Bu kayaçlar, to-poğrafik olarak Karaömer Dağı'nm en yüksek noktalarındabulunurlar. Yukarısugözü yaylası, Ardıçgediği tepesi, Harmanlıktepe, Yaylayeri ve Derinöz yöresinden alman örnekler içerisinde şu fosiller saptanmıştır: Platylenticeras cf. gevrili(d'Orb.), Apychus lameüesus (Geeichfalls), lissoceras cf.grassianum (d'Orb.). Bu fosiller, Hautriviyen-Barremiyen yaşını vermektedir.


Tarih: 09:37, 1/8/2006 Kategori: Ladik
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Semahlar İçinde Lâdik Semahı


SEMAH ÇEŞİTLERİ HAKKINDA KISA BİLGİLER

Alevi semahlarında bağlama belirleyici olmasına karşın Çepni Aleviler’de 12 çalgı bulundurulur. Bu 12 saz aynı türden olabileceği gibi değişik türlerden de olabilir.

  

Semahın belli sayıda kişilerle dönülmesine özen gösterilir. 2-4-8-10 veya 3-5-7-12 gibi sayı kümelerine denk düşürmeye çalışılır. Semaha genellikle ilk önce 4 can semaha kalkarak başlanır.

 

Semah sırasında ayaklar çıplaktır. Kadınların başı eşarplıdır. Erkeklerde baş açık, ayak çıplaktır. Dede makamı kutsal makamdır. O makama semah dönülürken sırt dönülmez. Üstelik secde edilir.

 

Alevi semahlarındaki renklilik, Anadolu’daki renkli kültürel zenginliğin bir yansımasıdır. Bu renklilikte; Kerbela’da haksızlığa karşı boyun eğmeyen Hz. Hüseyin’i, Türkmen kocası Dede Korkut’u, Pir Sultan Abdal’ı ve son Ata’yı bulmak olasıdır.

 

 

1) KIRKLAR SEMAHI: Kökenini, Kırklar Cemi’nden alan Semahtır. Aleviler arasında en yaygın semahtır. Hz. Muhammet’in, Hz. Ali’nin ve kadın- erkek canların yer aldığı 40 kişinin bulunduğu Kırklar Meclisi’ni sembolize eder.

Üç zamanlıdır. Dua, ağırlama ve yeldirme (hızlı) bölümlerden oluşur. Genellikle cemlerde yaşlı canlar bu semahı dönerler. Aleviler arasında en yaygın dönülen semahtır.

 

2) TURNALAR SEMAHI: Turna kuşunun,  Alevi edebiyatında özel bir yeri vardır. Turna ile Hz. Ali arasında bir ilişkinin olduğu varsayılır. Turna semahı, turna kuşunun figürlerine dayanır. Hareketler; turnanın hareketlerine benzer. Yavaş ve olgundur.

 

 3) KIRAT  SEMAHI: Semahların geneli kadın ve erkek canların birlikte dönmesine karşın Kırat Semahını bacılar dönerler.

Bu semahta; güneş çevresindeki gezegenlerin dönüşü sembolize edilir. Eski Türk inançları Kırat Semahının düşün eksenini oluşturur. Bu aynı zamanda Türk tarihinde atın önemine vurgu yapar.

 

4) TAHTACI SEMAHI: Antalya- Toros yöresindeki Tahtacı Türkmenler’in döndüğü semaha bu ad verilir.

Bir bacı ile bir erkek can birlikte semah dönerler. Daha fazla kişi ile dönülen ve adına Tahtacı Semahı denenlerde vardır.

Semahlarda, ellerin yukarıdan alıp aşağıya verme şeklindeki figürü Hak’tan alıp halka vermek  anlamına gelmektedir. Bu sosyal bölüşümdeki adaleti sembolize eder.

 

5) TRAKYA SEMAHI: Semahlar; bulundukları yörenin halk dansları ile etkileşim içinde bulunurlar. Bu nedenle yöresel farklılıklar görülür. Trakya semahları da yöredeki halk sanatının zaman , zaman etkisini ifade etmektedirler.

 

6) URFA SEMAHI: Bu semahta Urfa’daki Türkmen Aleviler’in adeta damıtılarak korunan semahlarıdır. Bunlar içinde en özgünü ise; Urfa- Kısas Semahıdır. Urfa Semahı da genel özellikleri ile  birlikte biraz Urfa etkisini de taşımaktadır.

 

7) AFYON SEMAHI: Afyon denilince akla Emirdağ’ın Karacalar Köyü Alevilerinin döndüğü semahlar gelir. Figürsel olarak belki de Türkistan Şaman törenlerine en yakın semahlardır. Muhammet- Ali Semahı, Sikke Semahı ve İllallah Semahı en bilinen Afyon  yöresi semahlarındandır. Kadın ve erkek canlar birlikte semah dönerler. Genellikle 6 bacı 6 erkek birlikte semaha kalkarlar.

 

8) RODOS SEMAHI: Osmanlı döneminde Anadolu’dan Rodos’a yerleştirilen Alevi Türkmenler’in döndüğü semahlardır. Semah’ın yerel kültürden etkilenmediğini söylemek olası değil. Bu nedenle Rodos Semahı; Anadolu- Rodos karışımı bir birleşim sayılır.

 

9) LÂDİK SEMAHI: Adını Samsun- Lâdik’ten alan Ladik Semahını 8 bacı, 8 erkek can döner.

Semaha şu deyişle başlanır:

 

      “Salını salını geldim köyüne

      Güzeller başıma toplansın diye

      Herkes sevdiğini almış yanına

      Güzeller pazarı kurulsun diye”

 

 

10) HACIBEKTAŞ SEMAHI: Hacı Bektaş Veli’ye saygı semahıdır. 8-12 can ile dönülür. Sağ el göğüste mühürlenmiş olarak semaha başlanır.

 

11) HUBUYAR SEMAHI: 5 Bacı 4 erkek can ile dönülür. Kollar sarkık, öne doğru eğilmiş olarak semaha başlanır.

Semah sırasında; hem kendi, hem daire ekseni etrafında dönerler.

Semahlar içinde ritmik olarak en hareketli dönülen semah sayılır.

www.karacaahmet.org

Tarih: 17:23, 31/7/2006 Kategori: Ladik
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Lâdik Termal Turizm Merkezi


Yeri:

Ladik "Hamamayağı" yada "Hıllaz" kaplıcası Samsun-Ankara yolunun doğusunda bulunmaktadır.

 

Ulaşım:

Samsun il merkezine 60 km. uzaklıktadır.

 

Suyun Isısı:

38oC

 

PH Değeri:

7,2

 

Özellikleri:

Bikarbonatlı, Kalsiyumlu, Magnezyumlu ve kısmen Radyoaktif bir bileşime sahiptir.

 

Yararlanma Şekilleri:

İçme ve banyo kürleri

 

Tedavi Ettiği Hastalıklar:

Romatizma,

Sinir ve Kas yorgunluğu,

Eklem ve Kireçlenme,

Sinirsel hastalıklar,

Ameliyat sonrası yorgunluklar

...gibi hastalıklara olumlu etki yapar.

 

Konaklama Tesisleri: Yaz mevsimi çadırlı kamp kurularak yararlanılmaktadır.

www.turizm.gov.tr

Tarih: 15:44, 31/7/2006 Kategori: Ladik
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Hacıalipınar Mahallesi (KİREMİTHANE) - Ladik-Samsun


Hacıalipınar Mahallesi Samsun ilinin şirin ilçesi Ladik'in tanınmış Batumi göçmenlerinin yaşadığı mahallesidir. Hacıalipınar Mahallesi'ni Batumi'nin Maçaheli bölgesinin Çhutuneti köyünden miladi 1877-1878 (Hicri 1293) yılında göç eden 15 hanenin kurduğu söylenir.

 

Hacıalipınar Mahallesi Ladik ilçesine 1km. uzaklıkta olup doğu tarafı çarşı, batı tarafı ise köyü andırmaktadır. Bunun yanında bir de altı km. güneydoğusunda yer alan Gürcü yaylaları da vardır. Yaylacılık nesilden nesile günümüze kadar süre gelmiştir. Her yıl soğukların bitmesi ve otların yeşermesi ile yaylaya çıkılır. Yeşilliğin kuruması ile yaylacılık sona erer.


 

Coğrafi Konumu:

Doğusunda Ladik ilçesi ve Şehreküstü Mahallesi, güneyinde Tüfekçidere, batısında Kızılsini (Çerkeş) Mahallesi, kuzeybatısında İhsaniye (Papaklı), tam kuzeyinde ise Ladik Çimento Fabrikası yer alır.

 

Hacıalipınar Mahallesi ismini bol ve berrak akan pınardan almıştır. Mahallemizin tam ortasında bulunan Osmanlı zamanında vakıf olarak Batumi'li Gürcü Ömer Bayraktar tarafından yeniden yaptırılan pınar bulunmaktadır. Bu pınarın Hicri 1327 yılında yaptırıldığı üzerindeki Osmanlıca yazı ve tarihinden anlaşılmaktadır. Hacıalipınar Mahallesi'ne Baturni'li muhacirlerin 13 Temmuz 1878'de geldikleri bazı resmi kayıtlardan anlaşılmaktadır.

 

Gerek 1. Dünya Savaşı'nda ve gerekse Kurtuluş Savaşı'nda bu vatanın uğruna canlarını seve seve veren bir çok şehit dedelerimiz ve yakınlarımız vardır. Onların ve tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun. Hacıalipınar Mahallesi geçmişte birçok gencini şehit vermesine rağmen bu gün 60 haneyi aşan hane sayısı ile nüfusu yaklaşık 270 kadardır. 1960'lardan sonra Hacıalipınar Mahallesi çok göç vermiştir. Ladik'te en sivrilmiş yer Gürcülerin Hacıalipınar Mahallesidir. Ve bu mahalle Gürcü Mahallesi diye tanınır. Bunun yanında Batumi'nin Maçaheli bölgesinin Sagureti köyünden gelenlerin oturduğu Ayvalı Sokağı da Gürcü yerleşim yeridir. Ayrıca Acaralı dedikleri Aslantaş Köyü'nde de çok az sayıda ve Ladik'le Kızoğlu köyü arası Namazgah denilen yerlerde dilini unutmuş Gürcüler vardır.

 

Kültür:

Mahalle halkı kültür değerlerinin bir çoğunu kaybetmesine rağmen bu gün halen bazı hanelerde Gürcü kültürü yaşamaktadır. Eski memleketlerindeki yaylalarını sanki Ladik'in Akdağ eteklerine getirmişler. Çam tahtasından yapılan tek odalı ahşap evli yaylalar üzerine kiremit ve kiremitler uçmasın diye aralarına beyaz taşların konması, yaşam için yapılan hayvancılık ve küçük çapta bahçe tarımı kendi özkültürüne olan ilgilerini sergilemektedir. Ayrıca yaylada yapılan gençler arası oyun-eğlence bir de bunun yanında tahteravalli (saçriyala) yaylacılığın eğlenceli yanı. Gençlerin oynadıkları oyunlar ise filiz (subera), yakartop, can can (değnek oyunu), çelik çomak vb. gibi oyunlar gerek yaylada gerekse mahallemizde oynanan oyunlar arasındadır.

 

İnanışları:

1- Gece yılandan bahsedilmez, düşmanların dilediklerine inanılır.

2- Gece ev süpürülmez, gece dışarı çöp atılmaz.

3- Gece ateşe su serpip söndürülmesini iyi saymazlar.

4- Elbise giyilmiş vaziyette dikilmez. Ya çıkarılır öyle dikilir veya ağzına ip gibi bir şeyler alınarak dikilir ve diktirilir.

5- Sünnet olan çocuğun annesi, çocuğu sünnet olduğu an ya da daha sonra bir derede veya su akıntısında yalınayak gezer oyalatır.

6- Bir kişi öldüğü zaman onun peşine fazla zaman geçmeden bir kişi daha ölürse önceki ölenin sonrakini götürdüğüne inanılır.

7- Eve kelebek geldiği zaman ölünün ruhunun evi ziyarete geldiğine inanılır.

8- Ocakta ateş yanarken kıvılcım çıtırdayıp sıçradığı zaman birisinin o ev halkı ile kavga veya münakaşa yapacağına inanılır.

9- Yeni yürümeye başlayacak olan bebeklerin ayakları iple hafifçe bağlanarak Cuma günü Cuma namazından ilk çıkana ayaklarına bağlı olan ipi makasla kestirilir ve kesen kimseye bir haşlanmış yumurta gelenek usulü verilir.

10-  Rüyada birinden sabun almak iyi değildir, rüyada dayak yemek kuvvet almak, dayak atmak kuvvetini o kişiye verdiğine inanılır. Ayrıca, rüyada kan görmek rüyanın bozulduğuna işarettir.

 

Yemekler:

Lahana (phali), Phal Lobia, Malahto, Tabusuni (lepsi), Kerçho, Çumur, Mısır ekmeği (çadi), Kediyani puri, Hasuta, Hoşmer, Kuymak

 

Sülale Adları: Hacıalipınar Mahallesi altmış hane olup onaltı sülaleden müteşekkildir. Bunlar:

1- Sulubey, 2- Çavuş, 3- Çavuşoğlu, 4- Ergül (Hocişan), 5- Kantar (Kavtaroğlu), 6- Yuvuzer (Tellioğlu), 7- Ustaoğlu (Ustasanoğlu), 8- Bayraktar, 9-Özdamar (Kibaroğlu), 10- Aker, 11- Kiper, 12- Ertan (Cakeoğlu), 13- Şahinler, 14- Peker (Selimoğlu), 15- Korkut (Kokotoğlu), 16- K. Bayraktar gibi onaltı lakapta sülale olmasına rağmen kimi sülalelerin eski lakapları bilinmemektedir.

 

Mahallemizin Ladik ilçesine çok yakın olması nedeni ile eğitim seviyesi yüksektir. % 95'i ilkokul mezunudur. Eğer öğrenci kabiliyetli ise mutlaka liseden mezun edilinceye kadar okutulur. Eski gelenek ve kültür gün geçtikte unutulmaktadır. Bunun yerine yeni kültürler yer almaktadır. Bugün yeni kuşak Gürcüce'den birkaç sözcük dışında bir şey bilmemektedir. Gürcüce'yi en son 1969'un kuşağı bilir ancak konuşamaz.

http://chveneburi.net

Tarih: 14:21, 31/7/2006 Kategori: Ladik
Yorum (6) | Yorum yaz | Bağlantı

Lâdik' in Ekonomik Yapısı


TARIM

1. Lâdik’in Tarımsal Potansiyeli

İlçenin en önemli geçim kaynağıdır. Tarım alet-ekipmanlarının fiyatlarının yüksek buna karşılık ilçe çiftçisinin gelir düzeyinin düşük olması ve ferdi hareket edilmesinden dolayı günümüz tarım teknolojisinin gerisinde kalınmıştır.

 

Yaz ve kış mevsimlerinde de yağışlı geçen iklimi çeşitli ürünlerin yetiştirilmesine olanak sağlamaktadır. Ancak, çiftçilerin sahip oldukları tarım arazilerinin meyilli, çok parçalı ve kıraç oluşu; bunların yanında tohumluk, toprak işleme gibi girdilerin yüksek oluşu  üretimi olumsuz yönde etkilemektedir.

 

Sulama, çiftçilerin kendi imkanlarıyla akarsular üzerine yaptıkları kanallarla sınırlı olarak  yapılabilmektedir.      

 

Sadece Ahmetsaray’da Tarımsal Kalkınma Kooperatifine ait bir sulama göleti bulunmaktadır.

 

 Tarım arazilerinin dağılımı aşağıda belirtilmiştir.

 

Lâdik’te başta tahıl ürünleri olmak üzere sebze ve meyve üretimi  yapılmaktadır. Üretilen tarım ürünleri aşağıda sıralanmıştır.

 

Tahıl Ürünleri: Buğday, arpa, yulaf

 

 Baklagiller     : Fasulye, nohut, 

 

Sanayi Bitkileri: Şeker pancarı, mısır, ayçiçeği

 

Yem Bitkisi : Fiğ, yonca (Üçgül)

 

Sebzeler : Lahana, soğan, pırasa, domates, kabak, fasulye, biber,salatalık, maydonoz, marul vb.

 

Meyveler: Elma, armut, erik, ayva, vişne, kiraz, dut, ceviz.

 

 

2. Tarımda Destekleme Faaliyetleri

İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından 2002 yılında çiftçilere buğday, patates, korunga, yemeklik mısır tohumluğu; ceviz, elma, kiraz ve çilek fidesi satışı,kaba yem bitkileri tarımını teşvik etmek amacıyla  teşvik ödemeleri yapılmaktadır.

 

  

HAYVANCILIK

İlçenin  coğrafi konumundan dolayı eğimli arazilerin geniş yer kaplaması, iklimsel faktörlerin bitkisel üretimi sınırlarken bu alanların çayır, mera, otlak  olarak kullanılmasına olanak vermesi nedenleriyle koyunculuk ve sığır besiciliği önemli bir geçim kaynağı durumuna gelmiştir.

 

Küçükbaş hayvan yetiştiricileri yaz aylarında sürülerini yaylalara çıkarırlar. Yaz boyunca burada kalırlar.

 

Bireysel olarak kaz, ördek, tavuk ve hindi gibi kümes hayvanları beslenildiği gibi ilçede bu alanda faaliyet gösteren bir işletme de bulunmaktadır.

 

Son verilere göre ilçe bazında :

12.354  büyükbaş,

19.750  küçükbaş,

1278     tek tırnaklı ,

29.840  kanatlı hayvan bulunmaktadır.

 

                                  

Büyükkızoğlu Yaylası

İlçe merkezinde ve hemen hemen bütün köylerinde modern anlamda arıcılık yapılmaktadır. kdağ’da bulunan kekik otu ve Lâdik Ovasında yetişen üçgül (yonca) Lâdik balına ayrı bir lezzet katar. “Akdağ balı” adıyla yurt içine ve yurt dışına satışı yapılır.

  

 

SANAYİ

  

1. Lâdik’teki Sanayileşmenin Genel Durumu

İlçedeki Çimento Fabrikası dışındaki sanayi yatırımlarının hepsi KOBİ yatırımıdır. Bu işletmeler, Lâdik’in Samsun girişinde kurulan Küçük Sanayi Sitesi bünyesinde bir araya getirilmiştir. Sitede makine imalatı ( toprak işleme makineleri ), tekstil sanayi, gıda sanayi, yem sanayi, deterjan sanayi, ağaç işleri ve otomobil sanayisi ( oto kaporta boya, oto lastik balans ), plastik sanayi gibi birçok alanda faaliyet gösteren sanayi kuruluşları vardır. Lâdik Küçük Sanayi Sitesi, 1990 yılında tamamlanarak  21 m2’lik kapalı alanda 100 adet işyeri ile faaliyete geçmiştir..

 

Ancak ekonomik kriz nedeniyle bu iş yerlerinin sadece 40’ ı çalışır durumdadır.  Bunların da çoğu tamirhaneye dönüştürülmüştür. Çalışanlarının 40’ ı usta ( işyeri sahibi ), 3’ ü çırak , 9’u  ise işçidir.

 

 

2. Lâdik’teki Sanayi Örgütlenmesi ve Sanayi Tesisleri

 

a. Lâdik Tekstil ve Ticaret A.Ş.

          

İlçemizde yaşanan göç olaylarını aza indirmek, gençlerimize iş sahası yaratmak için 1998 yılında küçük sanayi sitesinde 1500 metrekarelik kapalı bir alan üzerine kurulmuştur. 249 ortaklı ve 100 milyarlık sermayesi ile 90 kişinin istihdamına olanak sağlamaktadır.

 

12 adet ütü, 2 adet kesim motoru, 1 adet biye kesme makinesi, 1 adet leke çıkarma makinesi parkı ve değişik alanlarda kullanılan 65 adet   makineye sahiptir.

 

 

b. Akdağ Kimya  Temizlik Ürünleri Sanayi Tic. Ltd. Şti.

 2 Mayıs 1976 tarihinde ilkel usullerle üretime başlatılan kuruluş, günümüzde gelişmiş teknolojiye  ayak uydurarak  çamaşır suyu, çamaşır sodası, tuz ruhu, kireç çözücü, sıvı deterjan,  plastik bidon  ve ambalaj malzemesi üretimini sürdürmektedir.

 

7 çalışanı ile ilçe ekonomisine katkı sağlamaktadır.

 

 

c. Lâdik Akdağ Su Fabrikası

Soğanlı Köyü’nde Ağustos 2002 tarihinden itibaren modern makine ve teçhizatla su üretimine başlayan fabrika, çok ortaklı olarak bölge genelinde faaliyet göstermektedir.

 

 

d. Lâdik Çimento Fabrikası

İlçenin kuzeyinde, Akpınar Anadolu Öğretmen Lisesinin bitişiğindedir. Temeli, 10 Ekim 1976 yılında atılmış, 30.12.1983 tarihinde tamamlanarak üretime başlamıştır.

 

 

e. Büyükkızoğlu Hidro Elektirik Santralı

Büyükkızoğlu Hidro Elektirik Santralı işletmeciliği yılda 1.500.000 kWh. elektrik enerjisi üretmek üzere Lâdik Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliğince TEÜAŞ Genel Müdürlüğünden kiralanmış, 05.02.2002 tarihinde çalışmaya başlamıştır.4 işçi istihdam edilmektedir.

 

 

3. El Sanatları

Ülkemizde olduğu gibi Lâdik’te de cumhuriyet ile birlikte kilim dokumacılığı, hasır dokumacılığı, kaval yapımı, süpürge bağlama, orap ve kazak örücülüğü gibi el sanatları.gelişmeye başlamıştır.

 

a. Hasır Dokumacılığı

İki uzun ve iki kısa ağaç parçasının dikdörtgen şeklinde birleştirilmesinden oluşan tezgaha ipler gerilir. Genelde gölden,  yetmediği zaman da Bafra ilçesi sazlıklarından getirilen kamışlarla hasır dokunur.

 

Göl çevresindeki tüm köylerde dokunan hasırlar, seracılıkta ve ambalaj malzemesi olarak a fabrikalarda kullanılır. Üretimin en çok yapıldığı yerler Bolat ve Hamit köyleridir. lçede, mısır kılıflarından da hasır  yapılmaktadır.

 

b. Kilim Dokumacılığı

Eskimiş ve kullanılmayan giyecekler uzun şeritler halinde kesilerek yumak haline getirilir. 50 cm genişliğinde kurulmuş olan basit tezgahlarda dört kazık ve bir tarakla dokunur. u kilimler sofa ve salon girişinde kullanıldığı gibi; buğday, mısır ve meyve kurutulmasında da kullanılır. Keçi kılından dokunan ve “çöpür” adı verilen kilimler ise mesire yerlerinde çadır yapımında kullanılır. İlçe merkezinde ve birçok köyde, nadiren de olsa, üretimine devam edilmektedir.

 

c. Kaval yapımcılığı

İlçemizde, değişik ağaç türlerinden yapılan kaval imalatı bugün sadece Salur’da Seydi YERLİ tarafından yapılmaktadır. Onun yaşlanması ve yeni nesillerin ilgi göstermemesi yüzünden bu sanat gelecekte sürdürülemeyecek ve unutulacaktır.

 

d. İç Giyim Dokumacılığı

1950’li yıllardan itibaren kilim ve çulha dokumacılığı gibi yöresel el sanatlarının yerini iç giyim dokumacılığı almıştır.

 

Bu sektörün başlamasında Almanya’da işçi olarak çalışan kişilerin getirdikleri dokuma makineleri etkili olmuştur. Getirilen bu makinelerle evlerde atlet, fanila, pijama vb. iç giyim çamaşırları dokunulmaktadır. Böylece, sağlanan ek gelir ile ailelerin ekonomik düzeyleri yükselmektedir.

 

Makine sahibi dokuyucuların çalışmalarını amatörce yapmaları, pazarlamayı kendi imkanları ile yürütmeleri neticesinde kooperatifleşmeye ve şirketleşmeye gidilememiştir.

 

1970’li yıllarda 10 adet olan makine sayısı, 1980’li yıllarda 650’ye ulaştığı halde, bugün sadece 25-30 tanesi çalıştırılmaktadır.

 

www.ladik.gov.trekosanayi.htm

 


Tarih: 12:59, 31/7/2006 Kategori: Ladik
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Lâdik Gölü (Samsun): Bir 'Önemli Kuş Alanı'



Uygar Özesmi ve Stacy Özesmi

University of Minnesota, MacArthur Interdisciplinary Program on Peace and International Cooperation and Conservation Biology - 260 Social Sciences Bldg 267 - 19th Ave South Minneapolis, MN 55455 USA

 

Bu yazıda Samsun'un Lâdik ilçesindeki Lâdik Gölü'ne (40°54'K 36°00'D) 27 Temmuz 1997'de yaptığımız kus gözlem gezisinin sonuçlarını veriyoruz.


 

Göl, Lâdik ilçesinden doğuya doğru uzanan Erzincan yolunun yaklaşık 15. kilometresinde yer almaktadır. Landsat MSS uydu görüntüsüne göre, Lâdik Gölü yaklaşık 400 hektarlık bir alan kaplayan, değişken bir yüzey alanına sahip tatlı su gölü özelliğindedir.

 

1987 yılı uydu görüntüsü, gölün önemli bir kısmının sazlıklarla ve diğer sucul bitkilerle kaplı olduğunu göstermektedir. 1997 yılında ise göl yüzeyindeki sucul bitkilerin ileri derecede azaldığını ve yalnızca bazı küçük saz adalarının varlıklarını sürdürebildiklerini gördük.

 

Yöre halkının ve Yılmaz (1996)'nin verdiği bilgilere göre DSI (Devlet Su İşleri) tarafından gölün kuzey bölgesine inşa edilen set, göldeki su seviyesinin artmasına sebep olmuştur. Lâdik Gölü, Amasya'nın Suluova ilçesi topraklarını sulamak için yapılan Yedikır Baraj Gölü'nün yedek su deposu görevini görmektedir. Lâdik Gölü bu nedenle halen baraj gölü olarak kullanılmakta ve sulama mevsimi öncesinde su düzeyi yükseltilmektedir. Lâdik Gölü ve çevresindeki tarım alanları gölde su biriktirilmesi nedeniyle sular altında kalmış, önemli tarımsal arazi kaybı olmuştur (Yılmaz 1996). Bize göre göldeki su düzeyinin artışı, sucul bitkilerin azalmasının temel nedeni olarak değerlendirilebilir.

 

Gölde halen balıkçılık yapılmakta, gölden sazan (Cyprinus carpio) ve turna balığı (Esox lucius) çıkmaktadır. Bir balıkçıdan aldığımız bilgilere göre su düzeyindeki artışın ardından, gölde yakalanan balık miktarında da bir düşme olmuştur. Bunun sebebi trofik düzeyin düşmesi veya turna balıklarından (predator) kaçmak için sucul bitkilerin arasına sığınan sazanların (detrivor) artık kaçacak yeri kalmaması olabilir. Predasyon ile sazan populasyonlarındaki düşmeyi, takiben turna populasyonunun da azalması düşünülebilir. Balık avındaki azalmanın ne kadarı aşırı balık avcılığı ile ilgilidir, bu konuda her hangi bir bilgimiz yok, ilerisi için önemli bir araştırma konusu olabilir.

 

Gölün doğal yapısını etkileyen bu değişiklikler, büyük bir olasılıkla bölgedeki su kuşu popülasyonlarında da ciddi küçülmelere yol açmıstır. Daha geniş kapsamlı bir ornitolojik çalışmaya ihtiyaç olmakla beraber, Lâdik Gölü'nün bütün bu değişikliklere rağmen su kuşları açısından önemini koruduğu söylenebilir. Göldeki iki saatlik (17:00-19:00) gözlem sırasında kaydettiğimiz su kuşu türleri Tablo 1'de verilmiştir. Gözlem süresinin kısa olması nedeniyle bu liste tam olmayıp, bir on araştırma olarak değerlendirilmelidir.

 

Gece balıkçılı Nycticorax nycticorax - En az 100 bireylik bir grup batıya doğru uçarak alabalık lokantasının önünden geçmişlerdir. Bölgede üremeleri olası olup, göl üstündeki saz adacıklarında en az 10 kadar genç bireye rastlanmıştır.

 

Alaca balıkçıl Ardeola ralloides - 2 birey kaydedilmiştir

 

Küçük ak balıkçıl Egretta garzetta - 50 civarında birey sayılmıştır. Bölgede üremesi olasıdır.

 

Gri balıkçıl Ardea cinerea - En az 100 bireylik bir grup gölün güney batısındaki Polat köyüne doğru uçarken gözlenmiş ve köydeki yuvaları bulunarak türün bölgede ürediği kanıtlanmıştır. Bölgedeki koloninin büyüklüğü ayrıntılı bir şekilde incelenmelidir.

 

Erguvani balikçil Ardea purpuea - 5 birey kaydedilmiştir.

 

Kara leylek Ciconia nigra - 2 birey kaydedilmiştir. Gölün çevresi bu türün üremesi için uygundur.

 

Leylek Ciconia ciconia - 6 birey kaydedilmiş, göl civarındaki köylerde 2 adet yuva görülmüştür.

 

Yesilbas Anas platyrhynchos - Toplam 12 ergin birey sayılmıştır. 2 dişi ergin birey ile birlikte gözlenen yumurtadan yeni çıkmış 6 ve 8 yavru bu türün bölgede ürediğini göstermektedir.

 

Uzunbacak Himantopus himantopus - 15 birey sayılmiş, bu kuşlardan bazılarının teritoryal davranış gösterdikleri kaydedilmiştir. Bölgede yüksek olasılıkla üremektedir.

 

Kizkusu Vanellus vanellus - Kıyı boyunca çiftler veya daha büyük topluluklar halinde, toplam 150 birey kaydedilmiştir. Bölgede büyük olasılıkla üremektedir.

 

Yesil düdükçün Tringa ochropus - Yaklaşık 20 birey kaydedilmiştir.

 

Karabas marti Larus ridibundus - En az 100 birey kaydedilmiştir.

 

Gümüs marti Larus cachinnans - En az 10 birey kaydedilmiştir.

 

Sumru Sterna hirundo - En az 100 birey kaydedilmiştir.

 

Küçük sumru Sterna albifrons - 2 birey kaydedilmiştir.

 

Ak kanatli sumru Chlidonias leucopterus - En az 20 bireyden oluşan iki ayrı grup kaydedilmiştir.

 

Lâdik Gölü civarında gözlenmiş ve bölgede üremesi olası olan diğer türler şöyledir.

Kaya güvercini (Columba livia),

Tepeli toygar (Galerida cristata),

Tarla kuşu (Alauda arvensis),

Kızıl sırtlı örümcekkuşu (Lanius collurio),

Boğmaklı ardıç (Turdus torquatus) 6 birey,

 

Lâdik Gölü'nün civarındaki dağlık alanda yer alan meşeliklerde;

Leş kargası (Corvus corone);

Kuzgun (Corvus corax) 2 birey,

 

Göl civarındaki dağlık alanda;

Serçe (Passer domesticus) ve

Saka (Carduelis carduelis).

 

Yukarıdaki sayılar, Yarar ve Magnin (1997)'de verilen Önemli Kuş Alanı (ÖKA) Türkiye için popülasyon eşik değerlerini sağlamamaktadır. Ancak göl, barındırdığı su kuşu popülasyonları nedeniyle potansiyel ÖKA olarak değerlendirilebilir. Bölgenin kuşlar açısından önemini tam olarak anlayabilmek için ayrıntılı bir araştırmaya ihtiyaç vardır. Bölge özellikle üreyen balıkçıl popülasyonları açısından incelenmelidir.

 

Akdag'da (1300 m - 1800 m) gözlemlerimiz sırasında orman tahribinin tersine döndüğünü gördük. Lâdik'in odun yerine kömür ve mazot ile ısınmaya başlamasından sonra meşelikler hızla genişlemiş ve Akdag'ın geniş alanları 30 yılda meşelerle kaplanmıştır. Dağda kuşlar dışında memelilerden Gelincik'e (Mustela nivalis) rastlanmıştır.

 

 

 

Referanslar

1-) Yarar, M. ve G. Magnin (1997) Türkiye'nin Önemli Kus Alanlari. Dogal Hayati Koruma Dernegi, Istanbul.

 

2-) Yilmaz, C. 1996. Sulama Amaçli Baraj Sularinin Altinda Kalan Tarim Alanlari ve Derbent Baraji - Bafra Ovasi Sulama Projesi. Akademik Açi, 2:219-239.

http://env.erciyes.edu.tr/Yelkovan/OJT/Ladik-OJT/Ladik.htm


Tarih: 12:54, 31/7/2006 Kategori: Ladik
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Yüzen Adalarıyla Ünlü Göl


Dünyada yüzen adacıklara sahip olan 3 gölden biri olan doğal sit alanı Ladik Gölü’ne büyük ilgi gösterildiği belirtildi. Rüzgarın etkisiyle kıyıya kadar gelen adacıkların üzerine çıkan ineklerin göl üzerinde yüzerek otlaması dikkat çekerken, amatör balıkçıların ise göle attıkları oltalarla çeşit çeşit balıklar yakaladığı kaydedildi.

 

Samsun’un Ladik İlçesi’nin 12 kilometre doğusunda bulunan ve 870 hektarlık alana sahip olan Ladik Gölü’nün, barındırdığı balıkların yanı sıra üzerinde yüzen adacıkları (Torf madeni) ile son derece ilgi çekici doğal sit alanları arasında yer aldığı ifade edildi.

 

Ladik Belediye Başkanı Kemal Kaplan, tabii güzelliği, etrafının ağaçlarla çevrili olması, insanı dinlendiren temiz havası ile ilçenin önemli bir mesire yeri olan Ladik Gölü’nde, başta turna balığı, tatlı su levreği olmak üzere tahta balığı, sazan, kızılkanat gibi lezzetli balık türlerini barındırdığını, amatör balıkçıların Ladik Gölü’ne akın ettiğini söyledi.

 

Başkan Kaplan, "Ladik Gölü ayrıca; alabalıkçıl, küçükak balıkçıl, gece balıkçılı, kara leylek, yeşilbaş, uzunbacak, kızkuşu, yeşil düdükçün, karabaş martı, gümüş martı, küçük sumru, akkanatlı sumru, kaya güvercini, tepeli koygar, tarla kuşu, saka kuşu, kızıl sırtlı örümcek kuşu, boğmaklı, kaya kartalı, arı kuşu, ardıç kuşu gibi kuş türlerini de barındırmaktadır. Göl üzerinde yüzen ot köklerinden oluşan adacıklar, bu kuş türlerinin yuva yaparak üremelerine imkan vermektedir. Kurulacak gözleme kuleleri ile bu hayvanları izlemek mümkün olacaktır. Çevredeki besicilerin inekleri de zaman zaman kıyıya vuran adacıklara çıkarak otlayarak ilginç görüntü oluşturmaktadır. Gölde su kayağı, sörf, yelkenli yarışı gibi sportif faaliyetleri yapmak da mümkündür. Bu özellikleriyle göl, ilçe turizmine hizmet etmektedir. Göl çevresinde yapılacak turistik tesisler yatırımcısına büyük paralar kazandırır. Bu konuda her türlü yardımı vermeye de hazırız" dedi.

www.kenthaber.com

Tarih: 12:15, 31/7/2006 Kategori: Ladik
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->