mülazım hamdi bey

SİVRİHİSAR’LI MÜLAZIM (TEĞMEN) AHMET HAMDİ BEY 
(Mülazım(Teğmen)Ahmet Hamdi Bey(AYKER)” Halil İbrahim oğlu,1316-(1900) SİVRİHİSAR doğumludur.)

"Ben o zaman 20-22 yaşlarında idim. Rumlar bize aman vermiyorlardı, hatta evlerimizden bile çıkamıyorduk. Rumlar azmış ve Rum Pontus Hükûmetini kurmak için komiteler meydana getirmişlerdi. Biz Rumların vaziyetleri karşısında bocalayıp duruyorduk. Silahımız yoktu ama buna rağmen biz gençler boş durmadık. Çevremizdeki köylerden gençler topladık; özellikle bileği kalın gençlere sorumluluk verdik. Ve biz de Rumlara dirlik vermemeye başladık." (O günkü faaliyetlerde bizzat görev alan Recep Ünlü) 

l
 İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a 200 kişilik askerî birlik çıkarmışlar, bir müfreze de Merzifon’a göndermişlerdi. Kurtuluş Savaşı öncesi, çoğu Rum olmak üzere,50-60 kadar çete, Samsun sancağı içinde, huzur ve asayişi kökünden sarsmıştı.

 

Rum Pontus çetelerinin saldırıları şiddetlenince, bu durumu ulusal onura yediremeyen Samsun'daki 15.Tümen Makinalı Tüfek Takım Komutanı Mülazım (Teğmen) Hamdi Efendi birliğinin bütün erlerini, silah ve cephanesini yanına alarak 17-18 Mart gecesi dağa çıktı. Mahmur Dağı'na doğru Rum çetelerinin üzerine yürüdü. Bu durumdan kuşkulanan Rum Pontus çetelerinin liderleri İngilizlerden, büyük bir yaygara ile güvenliklerinin sağlanması için yardım istediler. 19 Mart günü Samsun açıklarında bekleyen bir İngiliz gemisinden kente 100 asker çıkarıldı. 
 

Bu olay Kurtuluş savaşının ilk kıvılcımı ve ilk direnişi göstermesi bakımından çok önemli bir olaydır. Bu olaydan sonra İngilizler dikkatlerini bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silâhlandığı konusundaki şikâyetleri arttı.


Teğmen Hamdi birlik komutanının uyarıları ile birliğe döndü ise de onun bu davranışı İngilizlerce İstanbul'a Osmanlı Hükûmetine şikâyet edildi. Bu durum Türklerin soykırıma geçtikleri biçiminde duyuruldu. Türklerin Rumları öldürme hazırlığı içinde oldukları yalanları ile dolu raporların işgal kuvvetlerinin temsilcilerine bildirmesi "Canik Bölgesi Asayiş Dosyası" adıyla bir raporun hazırlanmasına neden oldu. Aynı günlerde İtilaf Devletleri sadarete başvurarak Samsun ve civarında bulunan Rum köylerine Türk çetelerince saldırıldığını, hükümetin güvenliği sağlamaması hãlinde söz konusu bölgeyi işgal edeceklerini bildirince, kaygılanan Damat Ferit Paşa, Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Beyin tavsiyesi ile bölgeye Mustafa Kemal Paşayı göndermeyi kararlaştırdı.

 
Atatürk'ün Samsun'a gidişinin nedeni 

Dönemin şartları içinde Samsun ve dolayları mütareke Türkiye'sinin en çapraşık çete faaliyetlerine sahne olan ilimizdi. Mevcut çete faaliyetlerinin çoğunluğunu Pontusçu Rumlar oluşturmaktaydı. Mustafa Kemal Paşa'nın, IX. Ordu müfettişliğine atanmasının başlıca nedeni de bu yöredeki Rumları, orada yaşayan Türklere karşı korumak ve Anadolu'da kurulmakta olan milli cemiyetleri dağıtmaktı.


30 Nisan 1919'da 9. Ordu Müfettişliğine atanan Mustafa Kemal, Samsun'a, görev bölgesindeki iç huzuru sağlamak, silah ve cephaneleri toplamak, vatandaşlara silah dağıtılmasını engellemek ve bunu yapan kuruluşları ortadan kaldırmak üzere gönderildi. 


Atatürk beraberindeki 18 kişi ile 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 17Mayıs 1919 Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varır. 19 Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. 


Atatürk, Samsun’dan, bekli de ilk raporunu 22 Mayıs 1919 da, İstanbul hükümete verir. 
Raporda: “ İngiliz kıtasının, Samsun’ a çıkması üzerine, memleketin yabancı istilasına uğradığı hissine kapılan ve Rum taşkınlıklarına kızan, 15. fırka (Tümen) makineli Tüfek Subayı Ahmet Hamdi Efendi, Rum çetelerinin, Türk Köylerine ve halkına yapmakta oldukları zulüm ve tecavüzden üzülerek, bir makineli tüfek ve emrindeki askerlerle, 17-18 Mart gecesi dağa çıkmıştır. “ şeklinde göndermiştir.


Kurtuluş Savaşı’nda, ilk kıvılcımı yakan, Sivrihisar’lı, Yedek Subay,ın bu kahramanlığı, Genel Kurmay Başkanlarımızdan, Rahmetli Fevzi Çakmak Paşa’nın, anılarında da görmek mümkündür.


Sabahattin Selek,”Anadolu İhtilâli”, İstanbul, 1981, sayfa.206. da;”Türk Makineli Tüfek birliğinden Sivrihisar’lı Mülazım (Teğmen) Ahmet Hamdi Bey, adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması ve kurtuluş savaşının ilk kıvılcımını ve ilk direnişini göstermesi bakımından çok önemli bir olaydır”demiştir.


Kamuran Gürün ise; “Savaşan Dünya ve Türkiye” adlı kitabında,Mülazım Ahmet Hamdi Bey, dağa çıkarak, “İngilizlere nota verdirmesine”, “Mustafa Kemal Paşa’nın görevlendirilmesine”, “KURTULUŞ SAVAŞI’ NIN, DOLAYISIYLA DA OLSA, BAŞLANGICINA SEBEP OLMUŞ OLUYORDU.” ifadelerini kullanmıştır. 


Ahmet Hamdi Bey’e, Kurtuluş Savaşı’ndaki başarılarından dolayı, 24 Şubat 1926’ da T.B.M.M tarafından, 2094 sayılı berat’ la kırmızı şeritli İstiklal Madalyası verildi. 


1922 de zabit yapıldı.1923’te de terhis oldu. Ancak 22 Mayıs 1942 de (2.Dünya Savaşı sırasında) ihtiyat olarak tekrar askere çağrıldı. Ağustos 1942de terhis edildi. İzmir’e yerleşti.
19 Mayıs 1919, tam bağımsızlığın başlangıcıdır. Bu başlangıç, 29 Ekim 1923'te sonlanmış ve ilk meyvesini vermiştir.Adı “CUMHURİYET’tir. Hürriyet ve özgürlük kavramları, Cumhuriyetle yerine oturmuş, ulusumuz hak ettiği yönetime kavuşmuştur. 


Ne vatan-millet aşkı diye rol yapan mafyaların, ne din simsarlarının, ne ulus ve mezhep ayrılıkçısı bölücülerin, ne de dış güçlerin yıkamayacağı bir kaledir TÜRKİYE CUMHURİYETİ. Bu kalenin duvarları; bilim ve mantık, Askerleri yılmaz savaşçı, Topraklarındaki su şehit kanıdır. Bu kalenin derdi uygar toplumlar düzeyinin üstüne çıkmaktır. Kumandanı ve örnek insanıysa Mustafa Kemal ATATÜRK'tür!.. 

http://mehmetbilgehanmerki.blogspot.com/2011/06/onlari-unutmayin-25.html

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !